Beğene Tıklamak

Neden sanal dünyada aktif olmaya çalıştığımı sorguluyorum. Neden Linkedin, Instagram, Facebook, Twitter hesaplarım var mesela? Hangisinde ne yapıyorum ve arkadaşlarım ne yapmaya çalışıyorlar? Gerçekten üflediğim pastadaki mumun sönme anındaki fotoğrafımı arkadaşlarımın beğenmeleri/beğenmemeleri çok mu mühim yada bu durum neticede bana ne katıyor? Ortada bariz bir şekilde pazarlama öncesi deneme sürüşlerinin izleri var. Bu tespiti basitleştirerek aktarmak istiyorum. Bir çocuğa yürümeyi öğretmek, ilk adımlarını gözlemlemek hem aileye keyif verir hem de çocuğun ilk başarılarından birini temsil eder. Aslında hayatta daha normal

SAP: FS-PER Modülü

SAP’nin son dönemde trend modüllerinden biri olan FS-PER üzerine yaptığım araştırmayı paylaşmak adına bu yazıya blogumda yer vermek istedim. FS-PER, Financial Services – Performance Management, SAP’nin performans yönetimi finansal modüllere entegre ettiği bir sistem olarak adlandırılabilir.  Bir nevi maliyet muhasebesi ile web tabanlı raporlamanın entegre edildiği bu uygulama, büyük kurumsallarda sıkça görülen hızlı veri analizi ihtiyacını kolayca karşılayabilir diye düşünüyorum. FS-PER bildiğimiz diğer SAP uygulamalarından ne gibi farklılıklar içerir ve avantajlar sunar der iseniz şu şekilde okuduklarımı özetlemem mümkün: Web

Kısaca “İrade” Üstüne…

Kendinize hakimiyeti yitirdiğiniz ölçüde, özgürlüğünüzü de yitirirsiniz. Ebner von Eschenbach Yaşam yolculuğunda, bilincimiz yerinde olduğu süreç boyunca tercihler yapıp, doğrultumuzu belirleriz. Gideceğimiz yolu, donanımımız kısaltır iken, arzularımız yolculuğu cazibeli bir  hale getirir. Cazibe ve donanımı ise yaşam yolculuğunda taçlandıracak bir  erdem vardır. Bu erdem şüphesiz ki irade ile ifade edilir. Bir tercih yapmak, o doğrultuda yürümeye, çalışmaya ve gelişmeye cesaret etmektir; irade gösterebilmektir. İradeli kişi, kontrolü elinde tutabilir. Kişi, yaşam yolculuğunda karşılaştığı durumları doğru eylem ile kontrol altına alıp, iradesini

Hayranlık ve Taşlar..

Tek bir konuya kendini kaptırmak, dünyanın tüm gerçeklerine, estetik ayrıntılarına ve dahilerine duyularını kapatmak.. Sonunda en’lerin adamı olup, ününün peşinden kör gözlerle koşuşturmak. Zamanla ezberlemek ayrıntıları, kaçırmaya başlamak nüansları. Aynı hamleyi 5483.defa ahenkle ve bir o kadar umursamaz yapan ellerine bakan şaşkın bakışlar, “ne kadar da …” cümlesini çoktan manşetinde dolduran gazeteler büyülemez mi insanı? Stefan Zweig’le oldukca geç tanıştıgımda, yukarıdaki cümleleri fısıldadı kulagıma. Aslında kelimeleri kazıdı beyin kıvrımlarıma demek mi daha dogru olurdu? Sanırım okudugum kişisel gelişim kitapları, dünya

Bunu izledikten sonra..

Gün boyu dijital hayatımızdan beynimize empose edilen tablet bilgilerin ana fikrini düşündünüz mü? Sanırım benim okuduklarımın %90’ı “başarırsın, yaparsın sen” temalı oluyor. Sürekli bizlere, pes etme, yılma sakın, çalış mesajı verilerek motivasyon katsayımız artırılmaya çalışılıyor. Eylemlerinizden keyif alın mesajı, bizi mutlu etmeye itiyor. Bu mesajlardan birine inanmak adına arama yaparken her zaman ziyaret ettiğim BBC Magazine sitesinde bulduğum bir anın getirilerini, sizlerle paylaşmak adına bu gönderiyi hazırladım. Özellikle Barok dönem ressamlarını ve tuvallerini çok seviyorum. Ama maalesef resim yapmak konusunda pek

İnovasyona Global Bakış: Doğu Asya ve Avrupa

İnovasyon, yani yeni methot yada alet geliştirme, ülke ekonomilerinin kalkınmasında artık en büyük etkenlerin başında geliyor. Geçtiğimiz günlerde bir eğitim sırasında, Almanya ve Amerika’nın inovasyon alanındaki performansını tartışıyorduk. Amerika’da silikon vadisinden de ötede, neredeyse her hanenin altında bir laboratuar yatıyor. Almanya’da da parlak zihinler araştırma peşinde, kaliteli üretime odaklanmış durumda. Burada söz konusu iki ülkenin ayrıştığı nokta ise, birinin laboratuarlarından çıkan başarılı sonuçları hemen toplumun yararına kullanması iken, diğerinde ortaya çıkarılan yeni fikrin uygulanabilirliğinin keşfine odaklanmak öncelik teşkil ediyor.  

Denge Sisteminin Dengesizleri

İzlediğim acımasızlık kokan haberlerin çoğuna üzülürüm ama ne yalan söyleyeyim bir süre sonra içimde ufak bir sızı kalsa da, habere karşı uyuşuklaşırım. Bu defa öyle olmadı, demek ki, acımasızlığı yaşamış kadar olmuşum. 20 yaşındaki bir hemcinsimin dövülüp, yakılarak katledilmesine uyuşuklaşamıyor algılarım. Her yerde, herkesten lanetler, beddualar işitiyorum o insan görünümlü şeytan için. Ünlüler, grafi siteleri, haber siteleri, şirketler, bakkallar, marketler tepki kusuyor da, yine de bir sonraki gün hemcinsim olmayan biri şiddete kurban olup gidiyor.  Burada beni acıtan, kadına şiddet

Hükümlü

   Gaston Brisseau: zengin – sağcı bir ailenin oğlu. İnsanları ispiyonlamayı seviyor.     Brisseau zevk olsun diye arkadaşlarını ihbar ediyor, diye düşünüyordu Cloquet (Brisseau’nun dostu olan adam). Bağışlanamaz bir kötülük! Bir zamanlar tanıdığı bir Cezayirli, insanların ensesine şaplak indirdikten sonra sırıtarak yaptığını inkar ederdi. Dünya, iyi ve kötü insanlara ayrılmış gibiydi.    İyiler daha huzurlu uyuyorlar, diye düşünüyordu Cloquet. Kötülerse uyanık oldukları saatlerin tadını daha iyi çıkarıyorlar. Cloquet, Brisseau’nun uyuyan gövdesine tekrar yaklaştı ve horozu kaldırdı. Eyleminin sonuçlarını düşünürken

Zihninizi 1 Tıkla Güçlendirebilirsiniz

3 Aptal filmini izleyenler bilir, Ranchoddas Shamaldas Chanchad’a göre Üniversite bir düdüklü tencere değildir.. Ezberlemek yerine öğrenmek gerekir! Günümüz eğitim sistemi ezberlemeyi merkeze koymuş, yaratıcılığı minimuma indirgemiş olsa bile, geleceğin eğitim sistemi ezberlemeyi de yaratıcılıkla harmanlayabiliyor. Örneğin siz; 2265 çift basamaklı sayıyı 30 dakika içerisinde ezberlemeyi başarabilir misiniz? Yada 16 tane iskambil destesini sıralamasını 1 saat içerisinde aklınıza yazabilir misiniz? Sanırım sıraladığım bu iki soruya “evet” yanıtını vermeniz oldukça güç. İngiliz yazar Ed Cooke, 20li yaşlardayken Dünya Zihin Şampiyonu olarak

« Older Entries