Category Archives: General

Dijital Vasiyetiniz Nedir?

kaanil_1365927328116Sosyal medyaya çığ gibi büyüyen talep, her geçen gün yeni bir soruyu gündeme getiriyor. ABD’de yaşayan, 15 yaşındaki Eric Rash isimli gencin intiharı sonucu yapılan sosyal medya taraması, Facebook gibi sosyal medya hesaplarımızın akıbetini sorgulamama neden oldu. Eric’in ailesi evlatlarının ölüm nedenini bir türlü çözemezken oğullarının, sosyal medya hesaplarına göz atmaya karar veriyorlar. Özellikle Facebook’u baz alarak gerçekleştirmek istedikleri araştırma, Eric’in kullanıcısına erişememeleri sonucu sekteye uğruyor. ABD’nin Virginia eyaletinde yaşayan aile, Facebook firmasıyla görüşüp durumun çözüme kavuşturulmasını, oğullarının kullanıcısına erişip olayı aydınlatmak istiyorlar ancak firma yetkilileriyle gerçekleştirdikleri görüşme olumsuzlukla sonuçlanıyor. Aile pes etmiyor ve konuyu mahkemeye taşıyarak, federal yasa taslağına reşit olmayan bireylerin sosyal medya hesaplarına vefaat durumunda kısıtlı bir erişim izni çıkarılmasını sağlıyorlar.
Dijital çağda, vasiyet bırakma trendinin değişim ritüeline hazır mısınız?
Bu haberi ilk okuduğumda sosyal medyanın yaşamımızdaki yerini ve gizlilik statüsünü düşünmüştüm. Bugün akıllı telefonlara adapte olabilen kesim oldukça gençken, bu aygıtlar aracılığıyla sosyal medyayı kullanan bizler uzun vadede Facebook, Twitter yada Instagram hesaplarımıza ne olacağını düşünme ihtiyacı duymuyoruz. Bununla ilgili olarak Dijital vasiyet bırakma fikri kulağa ilginç gelse de Cirrus Legacy isimli şirketin kurucusu Paul Golding, ABD’de dijital vasiyet bırakmak için binlerce kişinin başvuruda bulunduğunu belirtiyor.
Türkiye’de sosyal medya kullanıcılarının sayısı her geçen gün artıyor ve bu artış hukuk dünyasında yeni yasaların tasarlanmasına yol açarken, kullanıcıların da hesaplarının geleceğini, ölümden sonraki mevcudiyetini düşünmesini gerektiriyor.. Oldukça ilginç gelen bu yeni ihtiyaç, birçok girişimciyi heyecanlandırmaya başlarken, sosyal medya kullanıcılarını da endişeye sürükleyecek gibi duruyor.

Düşün, Çok İste, Başar & Kutlaaa !

Kimle karşılaşsam hep aynı kaygı ve belirsizlik var zihinlerde, ne yapacağımı bilmiyorum ileride.. Sanırım taş misali yuvarlana, törpülene yaşıyoruz hayatı. Sanki birileri dağın tepesinden itiyor sizi aşağıya gittikçe gidiyorsunuz eteklere doğru. Ancak kimileri var ki, yolda karşılaştığımız çıkıyor yukarı aşağıya inmek yerine. Bu tip kişiler kişisel gelişim kitaplarından fırlamışçasına ne yapmak istediğini biliyor, nereye gideceğine kendi karar veriyor ve hedefe doğru herkesin gittiği aksi yöne doğru çıkıyor. Rüzgara karşı, direnerek, bilenerek ama kararlılıkla gidiyorlar.

Aslında onlar gibi olmak hayal değil, zor hiç değil. Yalnızca dayanıklılık, kararlılık ve yoğun istek gerektiriyor. Hedefinizin cazibesi ise bu “acılı” süreci tatlandırıyor. Örnek gösterilen CEO’lar, şirket yöneticileri yada sanatçılar aslında bir zamanlar yolda yanımızdan geçen “sıradan yaşayıp sıradışı hayalleri ve tutkuları olan ” insanlar.

Onlardan olmak için izlenebilecek bir yol geliştirdim ben kendime. Yazmayı sevdiğim için ilk iş yazıyorum yapmak istediklerimi uzun & kısa vadede. Kısa vadede olanları kaydedip bilgisayarıma, unutmaya çalışıyorum varlıklarını. Ardından aylar sonra açınca dosyayı diyor ki “gerçekten de yapmışım!”. İnanın isteyince ve kendinize karşı dürüst olunca, potansiyelinizin farkına varınca hiçbirşey imkansız değil. 20 yıllık, 10 yıllık, 1000 yıllık hedefler listesi hazırlayabilirsiniz ama bence zaman periyodu hiç önemli değil. Takip edebileceğiniz, başaracağınıza inandığınız her hedef “gerçekleşebilir”! Düşünün, çok isteyin, başarın ve kutlayın ! 

Avrupa, Avrupa?

Çeşitli kereler karşı karşıya kaldığım bir durumdan sö etmek istiyorum ben bu kez. Avrupa’dan gelen kimselerle yurttan Avrupa’ya giden kimseler konusunda. Bir eziklik olarka mı adlandırsak yoksa bir hayranlık mı bilemem ancak kimi zaman ülkeye elen her Avrupa vatandaşını göklere çıkartmak, ülkeden gidip Avrupa’da düzen oturtan her arkadaşı, kardeşi, aile ferdini, akrabayı gözümüzde galaksi gibi büyütmek gibi bir alışkalık yok mu?

Çeyrek asırlık olmamış bir organizmadan bir düşünce paylaşmak isterim ki, kendi ülkesinde beş para etmeyen Avrupa’da bir cent etmiyor. 5’den 1’e düşüş kur farkı etkisi değildir, huy farkı etkisidir yalnız.

Avrupa’dan gelen kişileri göklere çıkartmak, burada en küçük gördüğümüz kimseyi yeşil/mavi göze bürüyüp, saçlarına renk verip adam yerine koymayı gerektiredebiliyor bazen.
Mantıklı olmalı, her zaman coğrafyaya ve kültüre takılmamalı, önemli olan ülkenin gelişmişlik indeksi değil, sizin beyninizin coğrafyadan bağımsız erişmişlik indeksidir.

%99’luklardan mısınız?

Bir işgal harekatının sloganı olarak ortaya çıkan “Bizler %99’u temsil ediyoruz” cümlesi politik mesajlar içeriyordu. Ağustos 2011’de New York’lu bir eylemci olan Chris tarafından açılan bir Tumblr blog sayfası ismi olarak duyulan “Bizler %99’uz!” sloganı ABD’de ve Dünya’da büyük ses getirmişti. New York Parlamentosu’nun önünde dağıtılan el ilanları ile Amerikalıların ilgisini çekmeyi başaran harekatın içeriği ise yeni dünya düzeninin sırlarının yavaş yavaş çözülüyor olmasının sinyallerini vermekteydi.

Peki %99’u temsil etmek ne demektir?

1844’lü yıllardan bu yana gerek ünlü Alman düşünür Karl Marx’ın gerekse Frederich Engels’ın yaptığı saptamalardan da anlaşılacağı gibi, piyasanın büyük bir bölümünü emekçi sınıf idare ederken, bu idarenin meyvelerini oldukça az bir popülasyonu temsil eden burjuvalar elde ediyorlardı. New York’ta başlayan bu harekatın çıkış noktası ise 1844’lü yıllardaki durumla benzerlik gösteriyordu. New York’lu eylemcilere göre %1’lik zengin kesimin hatalarını %99’luk kesim ödüyordu ve bu haksızlık devlet tarafından görmezden geliniyordu.

Aslında bu harekatın temelleri 1765 yıllarında atılmıştı bile. 1765’de New York resmi gazetesinin editörü zengin kesimi destekleyen bir yazısında, insanların komşularının kalkınması için borç vermesinin oldukça doğal olduğunu belirtmişti.

1940 yılında ünlü İngiliz Yazar George Orwell The Daily Telegraph gazetesindeki yazısında %99’luk kesimi savunmuştu. Bunu takiben 1947 yılında yine bir İngiliz yazar olan Aldous Huxley’de aynı konuya değinmiş, %99’un destekcisi olmuştu. 1987 yılında ise SMU ekonomistlerinden biri olan Profesör Ravi Batra New York Times’ın en çok satan yazarı olmayı “%1lik zengin kesimin serveti ellerinde tuttuğunu” belirten kitabıyla konuyla ilgili farkındalık uyandıran yazarlardan biri olmuştu.

ABD’nin New York Hisse Senedi Piyasasının Merkezi olan Wall Street’in önünü günlerce işgal eden %99cular, şu günlerde sanal ortamdan yayımladıkları “Bağımsızlık Beyannamesiyle” hareketlerini sürdürmeye çalışmaktadırlar.

Kapitalizm & Modernlik

Avrupa’daki korkunç ekonomik kriz, Orta Doğu’nun dünya gündeminde hiç olmadığı kadaryer alması, Amerika’daki seçimlerle gelen yeni kararlar gelecekte “tarih tekerrürden ibarettir” cümlesini yalanlayacak nitelikte olayların yaşanacağının adeta bir göstergesi oluyor. Bu yazımda Avrupa’da yaşanan krize gelen “organik” tepkilerden çok, Orta Doğu’da yaşanan ve bir bahar rüzgarı gibi gelecek güzel günlerin habercisi olan “mekanik” dayanışmanın eserinden söz etmek istiyorum.

Gıdalar Abraham Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde en büyük basamakta yer almaktadır. Beslenme söz konusu olunca tüm çıkarlar ötelenip hedefe odaklanılır. Orta Doğu’da yaşanan Arap Baharının da tetikleyicisi olan en önemli etkenlerden birisi gıda enflasyonuydu. Arjantin’de 2001 yılında yaşanan çarpıcı ekonomik krizde olduğu gibi Orta Doğu’da dagıda fiyatları dakikalar içerisinde değişmekte, tüketiciyi zor durumda bırakmaktaydı. Bunun yanında işsizlik, ifade özgürlüğünün kısıtlanması ve kötü yaşam koşulları gibi birçok etken halkın ayaklanmasına ve diktatörlüğün tarihe karışmasını sağladı. Yaşanan bu durum karşısında aklıma “nasıl oluyor da bu kadar insan birlik olup, düzeni değiştirebiliyorlar” sorusu oldu. Yanıtı Jack Goody’nin “Kapitalizm ve Modernlik” isimli kitabında buldum sanırım.Yazarın kaleme aldığı şu paragrafı okuduktan sonra durumu yorumlama biçimim gelişti diyebilirim.

Durkheim, Cezayir’in Kabyle bölgesindeki Berberi kabileler örneğinde de olduğu gibi, daha basit toplumlarda dayanışmanın “mekanik” olduğunu ileri sürmüştü; bu toplumlarda her bireyin çıkarlarının bir diğer erkek veya kadınınkilerle hemen hemen örtüşmesine karşılık, ileri düzeyde iş bölümünün mevcut olduğu toplumların farklılaşmış kesimleri arasındaki dayanışma “organik” bir dayanışmaydı. Zihinsel eğilimler toplumsal ilişkilerle uyumluydu. Geniş açıdan ele alacak olursak bu farklılık gerçeklerle örtüşmektedir. Bununla birlikte, toplum türleri arasında gerek Durkheim gerekse Adam Smith’in ileri sürdüğü gibi keskin bir ayrım yoktur; aksine, zaman içerisinde iş bölümünün karmaşıklığında kademeli bir artış söz konusudur.”

Burada mekanik olmak düşünmeden yapılan eylemleri temsil ederken, organik dayanışma bir görevi yerine getirmekle yükümlü olma durumunu temsil etmektedir. Organik dayanışma mantık çerçevesinde şekillendirken, mekanik dayanışma bir mühendisin makineyi tasarlaması sonucu kitlelerin o makineyi yalnızca yapılması gerekenler listesini taklit ederek kullanması demektir. Yaşananlar şu an Orta Doğu ülkelerinde bahar havası estirirken bu durumu fırsat bilen mekanik dayanışma mühendisleri, ipleri kendi elleirnde tuttukları için düzeni çıkarları doğrultusunda şekillendirme girişimlerinde bulunuyor olabilirler. Bunun sonucu olarak çıkarları örtüşen kadın ve erkekler gelecek yıllarda bu ayaklanmanın mimarlarının çıkarı doğrtultusunda yaşam sürmeyi, diktatörlük döneminin yaşam şartlarına tercih etmiş olacaklar.

Düşüncelerim Orta Doğu’da yaşananların yanlış olduğunu, yine hiç birşeyin o bölgenin refah seviyesini yükseltemeyeceği gibi olumsuz çıakrımlara sebebiyet vermesin. Çeşitli oluşumların ülkelerin gidişatına yön verdiğini biliyoruz. Bu durum sonucunda Avrupa ülkelerinde “modern” olarak görülen yaşam şartlarına sahip toplumlar aslında bundan yıllar önce çarkları dönmeye başlayan makinelerin mühendislerine hizmet ediyorlar. Yalnızca teknolojiye, bilime ve dolayısıyla bilgiye Orta Doğu ülkelerinden daha önce hakim olan Avrupalılar şu an bu mekanik göndüyü demokrasi adı altında organik bir yapıya dönüştürmüş durumdalar. Söz konusu çarkı anlayabilmek için Jared Diamond’un “Tüfek, Mikrop ve Çelik” isimli harika kitabını okumanızı yada buraya tıklayarak benim görüşlerimle şekillenen özetini incelemenizi tavsiye derim.

Being A Poor Country

During our discussion class in Economic policy of development course, we tried to critisize characteristics of those countries which are stated as “poor” country.

When I think about a poor country, I realise them as China, India, Somalia, Ethiopia and so on.. In these kind of countries they have common characteristics like followings.

1. They are kind of colony who controlled by Europe or America

2. Labor intensive production is dominant

3. Agriculture, breeding, construction are common jobs that citizens interested with

4. Educational level is really low because of children obligated working environment

5. Low minimum wages & weak currency

6. Low gross domestic product

7. High rate of unemployment

8. High inflation

9. They may have petrol reserves ! (It’s really funny that having a petrol reserves and being poor.. But as you can guess that big brother never stops controlling these kind of mines like an “angel”)

10. http://au.answers.yahoo.com/question/index?qid=20100811201144AAvHfVm

Be sensitive about your BUDGET!

Studying finance and economics, makes me excited and curious about theories, definitions, calculations etc.. As a student I have to know every single point about this science but instead of using them, just knowing how they are working in markets do not make sense for me. There is a really successful American girl blogging approximately every day in her web page called My Pennies My thoughts. I’m reading her posts and she is forcing me about to observe my budget and use my money “logically”. We need to know how much are we spending entire year. I’m not independent about money because still I’m living with my parents and I don’t have any idea about house expenses but she KNOWS them! I strongly recommend you to read her blog posts and “just like me” you should start to determine your cash flows every single day. Also you can use personal finance packages to observe your spendings and expenses.

An Amazing Virtual Book “Store” !

To be honest, I can’t get used to reading books from electronic devices, such as KINDLE! You may think that I’m a “cave man” but it’s my personality.. Touching book’s every single point, turning pages and writing something on it makes me happy! However I found a web page where include many FREE books! They are free even you can listen them during your vacation!

I strongly recommend you Adam Smith’s amazing book “THE WEALTH OF NATIONS!”

Click here please :)