Monthly Archives: June 2011

Amerika’nın Ekonomik Durumu

Amerikalı ekonomist Ben Bernake Amerika ekonomisi konusunda olumsuz değerlendirmeler yapıyor.Ben Bernake “IMF Amerikan Ekonomisini iyileştirecek bir ilaç olmayacak” sözleriyle bir uyarı yapmış.ABD merkez bankası (The Federal Reserve) , $600 milyon dolarlık mevcut satın alma bonolarının ay sonunda sona ermesiyle yeni bir QE3 yani 3.parasal genişleme politikasını piyasaya sürmeyeceği düşünülüyor.Merkez Bankası verilerine göre ticaretteki canlanmanın oldukça yavaş olduğunu saptanmış.Devlet Hazineleri Kongresinde yapılan bir tahmine göre Amerika’nın toplam borçlar, gayrı safi yurt içi hasılasını aşacakmış.
Amerika’nın kötüye giden ekonomisiyle ilgili olarak ABD merkez bankası yenib ir yönetici seçmek için çalşmalar yapıyor.Ancak bu çalışmalar esnasında adaylığını koyanlara engel olmak için de çeşitli uygulamalar yapılıyor. Peter Diamond Amerikalı bir ekonomist.2010 yılında “labour markets and the causes of unemployment” isimli çalışmasıyla nobel ödülünü almaya hak kazanmış olan Peter Diamond, ABD merkez bankasının yöneticiliği için adalığını koymuştu. Barack Obama Nisan 2010’da Peter Diamond’ı yönetici olarak aday göstermişti. Ancak ABD Cumhuriyetçileri Peter Diamond’ın adaylığını geri çekmesi konusunda ısrarcı davranmış ve onun henüz tecrübesiz olduğunu ileri sürmüştü.
Amerika’nın kötüye giden ekonomisinin daha çok sömürge ve daha çok savaş anlamına geleceğini düşünüyorum. Hatta Ortadoğu’yu daha da kışkırtacak politikaların yakın bir gelecekte ortaya çıkacağı konusunda da düşüncelerim olduğunu belitebilirim.

For More: http://www.economist.com/node/18806662?fsrc=scn/tw/te/ar/businessthisweek9june

Hedefe Varmak İçin Üç Kelime

Disiplin,istek ve hedefe kilitlenmek.Bu üç faktör,kişinin başarılı olabilmesi için gerekenlerden yalnızca bir kaçı.Ancak temel yapı taşları.Herkesin disiplinli olamama,plan yapamama hatta plan yapıp da sadık kalamama gibi sorunları vardır. Benim düşüncem şudur ki; insanların eğer çok büyük bölümü bir konu hakkında yetersizse ya da konu hakkında devamlılığı sağlayamıyorsa,o mevzu zor değil ama çalışma gerektirir. Yani çoğunluğun yapamadığını yapanlar,belirli bir disipline sahip kimseler, başarılı olma yolunda daima bir adım öndedirler.
Lisedeyken psikoloji,motivasyon konularını içeren kitapları okumak hoşuma giderdi. Mümin Sekman adındaki yazar da zaten bu iki konuda oldukça vurucu yazılar yazardı. Onun bir kitabında okuduğum cümle hala aklımda ve konuyla ilgili olarak belirtmeden geçemeyeceğim. Yazar demişti ki;çok çalışın ve elinizden geleni yapın.Hedefe ulaşmak için elinizden geleni yaparken de dışdan gelen tepkilere hazırlıklı olun. Bu tepkiler şunlardı.. Siz yavaş yavaş hedefinize ulaşmak için çaba harcarken önce size hoş olmayan sözler söylerle. Mesela öğrenciyseniz “inek” derler.Ardından sizi yıldırmak için alay etmeler başlar.İnsanlar bakar ki siz aldınız başınızı gidiyorsunuz ve onlar da oldukça gerideler başlarlar tuzaklar kurmaya. Artık siz ulaşmak istediğiniz yere gelince de takdir etmeye başlarlar,yenilgiyi kabul ederler ama içten içe yoğun bir kıskançlık vardır. Ve en sonunda da zafer! İmrenirler size.. Bütün bunlar olurken sadece hedefe kitlenmenizdir ki bu kadar engeli aşmanızı sağlar.
Yazarın verdiği bu örnek o kadar doğruydu ki zaten bunu yaşayarak da birçok insan öğrenmiştir de. Disiplin,istek ve hedefe kilitlenmek.. İşte bu üç unsur sizi kariyerinizin en üst seviyesine çıkartabilir ya da öğrencilik hayatınızı çok başarılı kılabilir.

BEYİN GÖÇÜ//The Economist ” Gain or Drain? “

Türkiye’de eğitimli kişilerin büyük bir kısmı üniversite yıllarında yurt dışına gitmeyi tercih ediyor. Hatta eğer CV’de yüksek lisansını yurt dışında adı duyulmuş bir üniversitede yapmışsan eğer iş bulma şansın yurt dışında okumayanlara nazaran çok daha yüksek oluyor.Tabi eğer yurt dışında okuduktan sonra ülkene dönüyorsan..
Bu konu hakkında gelişmiş,gelişmekte olan ve gelişmemiş ülkeler ele alınarak The Economist bir makale yayımlamış. Bu makaleyi okumaya çalıştım ve içerisinden bazı ilginç bilgileri yazmak istedim.

Kanada,Avusturya,İngiltere gibi ülkeler, insanları kendi ülkelerine çekebilmek için etkileyici üniversite ya da daha geniş anlamıyla eğitim olanakları sunuyorlar. Araştırmalar gösteriyor ki, gelişmekte olan ülkelerde iyi eğitim alan kişiler göçmenlik yapmaya,daha iyi ülkelere gitmeye yatkınlık gösteriyorlar.
2004 yılında Hindistan’da yapılan bir araştırmada ailelere,ülkelerinden göçen kişiler sorulmuş. Gelen yanıt Hindistan için oldukça kötü sonnuçları resmetmiş. Yaklaşık %40ının eğitimi liseyle sınırlı kalmayan, 3.3% ü 25 yaş üzeri olan eğitimli Hintli vatandaşlar ülkelerinden göç etmişler. Bu durum ülkenin politikacılarını oldukça korkutuyor. Çünkü yaşanan “beyin göçlerinin” ülkenin ekonomisini,sanayisini,tarımını olumsuz yönde etkileyeceğinin farkındalar.
Birtakım ekonomistler de durumu olumlu yanından da ele alıyorlar. Gerçekleşen beyin göçleri sonucunda kişiler başarılı olduklarında bu durum kendi halklarını etkileyebilmektedir. Şöyle ki, iyi eğitim alıp giden bu kişiler daha iyi yaşam koşullarına ve daha iyi olanaklara sahip oluyorlar. Bu durumda da vatandaşlar o seviyeye gelebilmek için eğitimlerine daha fazla önem veriyorlar. The economistte yer alan bu yoruma karşıyım. Çünkü insanlar o iyi olanaklara sahip olabilmek için çalıştıklarında,o yaşan koşullarına aynı hemşehrileri gibi yurt dışında kavuşmayı neden istemesinler ki?
Beyin göçü yapan kişiler doğal olarak kendi ülkelerinde yaşayan ailelerine para gönderiyorlar.
Dünya Bankasının verilerine göre 2010 yılında gelişmekte olan ülkelerdeki işçilerden $325 milyon havale yapılmış.Lübnan,Leshoto,Nepal,Tacikistan ve diğer birkaç ülkenin hasılatı GSYH’den %20 daha fazla. Yetenekli bir göçmen,memleketinde kazanacağının çok daha fazlasını başka bir yerde kazanabilir.Romanya’dan Amerika’ya göç edenler yılda ortalama $12,000 kazanıyorlar. Romanyalılar kendi ülkelerinden çok dah afazlasını Amerika’da kazanabiliyorlar. Bir göçmen için ya da göçmen olmayı düşünen biri için ,eğer bir ülkedeki kişi başına düşen gelir $7,500 civarındaysa bu durum, göçmenler için oldukça büyük bir prim demektir.

http://www.economist.com/node/18741763

ENFLASYON

Daha dün(03.06.2001) gazeteler ve haber kanalları enflasyonun beklenenden fazla yükseliş gösterdiği konusunda manşetler attı,tartışmalar yaptı.Ben enflasyonun tanımını birinci sınıfı bitiren bir iktisat öğrencisi kıvamında biliyordum ne yazık ki.. Kısa bir araştırma yaptıktan sonra bilgimi biraz daha genişlettim. Bunu da paylaşmak istedim.

Enflasyon nedir?

Genel fiyat düzeyinin devamlı artması ve paranın değerinin düşmesi durumudur.Enflasyonun en yaygın hali ise mal ve hizmet arzının,talebi karşılayamaması şeklinde de özetlenebilir.

Enflasyon iki başlık altında incelenebilir. 1) Talep Enflasyonu
2) Maliyet Enflasyonu

Talep enflasyonunda arzın talebi karşılayamaması gibi bir durum söz konusudur. Ancak Maliyet enflasyonunda durum biraz farklı görünüyor. Maliyet enflasyonunda maliyetler şişmekte ve ürünlerin fiyatı da artış göstermekte. Gözlemlerime göre Türkiye’de Maliyet Enflasyonu fazlalık gösteriyor. Çünkü kaynaklarımızı kullanmak yerine yurtdışı temelli yatırımlar yapıyoruz ve maliyetler de haliyle artıyor.

Türkiye’deki fiyat endekslerine de değinmek istiyorum. Ülkemizde iki çeşit fiyat endeksi var. Bunlar TEFE(Toptan eşya fiyat endeksi) ve TÜFE( Tüketici fiyat endeksi) olarak sıralanabilirler. Bunların açıklamasını verdik tamam TEFE şu demek TÜFE şu demek dedik. Ama bu kavramlar neleir içeriyor bir de bununlarla ilgili bilgi vermek istiyorum.

TÜFE: Gıda,içki,tütün
Giyim,ayakkabı
Konut,kira
Ev eşyası
Sağlık
Ulaştırma
Eğlence,Kültür
Eğitim
Otel,pastane,lokanta
Çeşitli mak ve hizmetler

TEFE için kategoriler yok. Toptan eşyaların fiyatları zaten oldukça açık bir tanım. Ancak TÜFE yani tüketiciden bahsediyorsak Üreticiden de bahsetmeliyiz. ÜFE yani üretici fiyat endeksinin de barındırdığı sektörler de var tabi ki.

ÜFE: Tarım
Madencilik
İmalat
Enerji

En Genç Zenginler

Bu gün hürriyet gazetesinininternet sayfasından okuduğum bu isimler oldukça ilgi çekici geldiler bana. Kimisi ailesinin servetini idare etmeye devam etmiş kimisi de kendi servetini kendisi yaratmış. Bu isimler arasında en çok dikkatimi çeken şüphesizdir ki Facebook’un kurucusu olan Mark Zuckerberg. Üniversite yaşamı sırasında meydana getirdiği bu sosyal paylaşım sitesi bu gün herkesin merakla her an girmek istediği bir site halini aldı. Zaten kendisi de bu “En Genç Zenginler” arasında “En Genç Zengini” olarak görülebiliyor. Bu isimleri paylaştıktan sonra internette yaptığım bir araştırma sonucunda ulaştığım ilginç bir bilgiyi de aktarmak istiyorum. Öncelikle işte o isimler ve servetlerinin sayısal değerleri..

Mark Zuckerberg(Facebook) 13.5 milyar dolar

Albert con Thurn und Taxis(Emlak ve Teknoloji)2 milyar dolar

Dustin Moskovitz (Facebook) 2.7 milyar dolar

Scott Duncan(Enterprise Products) 3.1 milyar dolar

Eduardo Saverin(Facebook) 1.6 milyar dolar

Yand Huiyan(Çin’in en büyük Emlak Şirketi’nin büyük ortağı) 4.1 milyar dolar

Fahd Hariri(Future TV başında/Saudi Oger’de hissesi var) 1.5 milyar dolar

Sean Parker(Facebook) 1.6 milyar dolar

Ayman Hariri( Saudi Oger’in yönetim kurulunda) 1.5 milyar dolar

Yoshikazu Tanaka( Gree/sosyal paylaşım sitesi) 2.2 milyar dolar

Yusaku Maezawa( Zozotown/internetten alışveriş) 1milyar dolar

Oleg Bakhmatyuk( Avangardco/Naftogaz) 1 milyar dolar

Andrey Verevskiy (Kernel Holding) 1.1 milyar dolar

Serra Sabancı (Sabancı Holding) 1 milyar dolar

John Arnold ( Centaurus Advisors) 3.3 milyar dolar

Kostyantin Zhevago( Ferrexpo) 2.4 milyar dolar

Sergey Brin( Google) 19.8 milyar dolar

Görüldüğü gibi isimlerin içerisinde var olan holdinglerin başına gelen gençler de yer alıyor. Haberin “genç” adı altında verilmesine karşın yetişkin olan bu insanlar arasında Serra Sabancı konusunda birazcık araştırma yaptım. Ulaştığım sonuç ilginçti. Avrupa’nın en iyi üniversiteleri arasında olan LSE yani London School of Economics’de eğitim gören Serra hanım, 2.sınıftayken ankaralı bir iş adamıyla onaylanmayan bir evlilik gerçekleştirmiş. Bu evlilik 5 yıl sonra sona ermiş ve ailesiyle görüşmeyen Serra Sabancı,boşandıktan sonra Sabancı Holing’de çalışmaya başlamış. LSE’nin adı beni büyülüyor diye çarpıcı geldi sanırım bu ayrıntı. İmkanınız varsa eğer ve zekanızı kullanabiliyorsanız genç milyarderler arasında olmak mümkün.

CEO FABRİKASI ODTÜ/CNBC-E BUSİNESS

Dergide okuduğum bazı bölümler bana çok ilgi çekici geldi..
Bunlardan biri “ODTÜ öğrencisiyle diğer okullardaki öğrenciler arasındaki fark,yarın bundan sınav yapacağım diyerek hoca size 500 sayfalık bir kitap verdi diyelim. Şimdi size 500 sayfalık bir kitap verip yarın bundan sınav yapacağım desem nasıl olsa bitiremeyeceğim deyip kitabın kapağını bile açmazsınız.Ama ODTÜ’lü öğrenci kitabı açıp okumaya başlar, belki okuduğum yerden bir iki soru gelir diye.”
Bunu yorumlamak istiyorum.Ben Kadir Has’lı bir öğrenci olarak kitabı açmamayı değil de başka bir yolu seçerdim.Bir kaç tane arkadaşla anlaşıp bölüm bölüm kitabı paylaştırırdım.. 5 kişi bulsam herkes 100 sayfa okusa ztn kitap biter. Bir sonraki gün yada o günün akşamı telefonla ya da kaşrılıklı birbirimize okuduğumuz kısımları anlatırdık..

Bir başka dikkaitmi çeken kısım ise ODTÜ’deki bir hocanın sınav soruları oldu..Muhan adındaki hoca bir sınavda tek bir soru sorar”WHY?(niye)”.En yüksek notu alan öğrencinin cevabı “WHY NOT?(niye olmasın)”dır

Kariyerin için 10 kural!

Forbes’de Lynda Gratton’ın yeni kitabıyla ilgili kısa bir tanıtım yazısı yer alıyordu. Kitabın içeriği kariyer için yapılması gerekenler.

http://blogs.forbes.com/lyndagratton/2011/06/01/the-10-ways-to-future-proof-your-career/

1- Don’t be fooled into walking into the future blindfolded
2- Learn to be virtual
3- Search for the valuable skills
4- Become a Master
5- Be prepared to strike out on your own
6- Find your posse
7- Build the Big Ideas Crowd
8- Go beyond the family
9- Have the courage to make the hard choices
10- Become a producer rather than a simple consumer

Introduction to Law derslerinin birinde öğrendiğim bu bilgi oldukca hoşuma gitmişti.

Hukuk hocamız demişti ki Roma uygarlıklarında hukuk konusunda oldukca etkili önelemler alınıyordu. Örneğin bir zanlının evi aranacaksa hatta zanlı bile olmasına gerek yok bu kişinin,aranacak bir ev varsa içeriye belirli prosedürelere göre giriliyorduç Günümüzde savcılık izni diye bir lavram var ama o zaman çok daha ilginç bir yöntem uygulanıyormuş.

İçeriye girip arama yapacak olan görevliler vücutlarını bir kumaşlar sıkıca sarıyorlarmış.Üzerlerinde cep falan olmuyormuş. Ve içeriye girerken de ellerini havaya kaldırıyorlarmış. Ellerinin üzerinde bir tepsi taşıyorlarmış. Arama böyle gerçekleşiyormuş. Yani içeriye girdikten sonra eğer evin sahibi derse ki bir şeyim kayboldu,sorumlu kişiler görevliler olmuyormuş.. Çalınma ihtimali sıfıra düşürülmeye çalışılıyormuş.

Hindistan’ın Gayrı Safi Yurtiçi Hasılası Zor Günler Geçiriyor

Hindistan’ın kültürel açıdan oldukça ilgi çekici yönleri var.Slumdog Millionaire filmini izleyenler zaten Hindistan’ın sosyal tablosunu anımasayabilirler. İnançları gereği hayvancılıkla çok içli dışlı olmayan bu ülke, bu günlerde ekonomik sıkıntılar yaşamakta. Zaten gelişmiş olmayan bu ülkenin sıkıntı çekmesi de diğer ülkeler gibi an meselesiydi. Hindistan’da İngilizce de Gross Domestic Product olarak tabir edilen, gayrı safi yurt içi hasıla konusunda çeşitli olumsuz durumlar yaşanmakta. 2011’in ilk üç ayında ekonomideki 7.8% lik beklenen büyüme,bu orandan daha az olarak meydana gelmiş. 2010-11 mali yılındaki GDP 8.5% oranında,bir önceki yıldaki 8.0%in daha ilerisindeydi.

Planlama komisyonu Hindistan’ın 12.beş yıllık kalkınma planında hedefini 9-9.5% oranında belirlemiş(2013-17).Pranab Mukherjee Hindistan’ın Finans konularıyla ilgilenen bakanın saptamasına göre 2011-2012 yılındaki mali durum 8% daha da yavaşlayacakmış.Faiz oranlarının artmasıyla birlikte Hindistan’daki endüstriler de etkinliklerine son vermekte ve insanlar daha da fazla ekonomik sıkıntı çekmekte. Bu durumun daha da kötüleşeceği şüphesiz.

Ancak iş gücü açısından Hindistan gibi gelişmemiş ülkeler , dünya piyasalarında-örneğin bilgisayar sektöründe- oldukça etkin bir rol oyunuyor. Bunun da nedeni şüphesiz vatandaşların şu yorumudur: Zaten ülkemizde iş yapamıyoruz,ekonomik durum çok kötü,ne iş olsa ne kadar verirlerse razıyım yaparım.. Bu sebeptendir ki belki oradan oldukça nitelikli insanlar çıkacakken sadece para kazanabilmek için bilgi birikiminden yoksun çalışıyor Hindistan vatandaşları…