Heckscher-Ohlin ve Leontief

Her ülke elinde en fazla olanı ihraç etmeli az olanı da ithal etmeli. heckscher-ohlin theory
Heckscher-Ohlin teorisine göre durum bundan ibarettir. Elinizde sermaye bolsa sermaye temelli ihracat yaparsınız. Ama eğer elinizde işçi bolluğu varsa o zaman işçi temelli üretimde ihracat yaparsınız.

Bu teoride mantıksız bir durum olmamakla beraber ekonomistlerce kabul gören bir teori olması beklenir. Ancak durum bundan ibaret değildir.

Heckscher-Ohlin (H-O) bu teorisinde teknolojik gelişmeleri göz ardı eder ve der ki ticaret yapan ülkelerin teknolojik gelişmeleri üstünlük niteliği taşımamaktadır. Ancak şaşılacak derecede iddaalı ve bir o kadar da çelişkili soruların doğmasına yatkın bir varsayımdır bu.
Durum böyle olunca empirik tartışmalar ve varsayımsal tartışmalar ortaya çıkar.

Rus ekonomist Leontief Amerika’yı ele alarak bu teoriye itirazda bulunur.Amerika, sermaye yoğunluğuna sahip ülkelerin başında geliyor. Ancak ABD, işçi bazlı ihracat yaparken sermaye tabanlı ürünlerde ithalat yapmayı tercih ediyor.

Bu durum da Heckscher-Ohlin’in teorisiyle çelişiyor. H-O teorisine göre ABD’nin ihracatını sermaye bazlı yapması gerekirken , yapılan ticarei eylemlerde sermaye ithal edilen konumunda yer alıyor.

Bu durumda göz ardı edilen bir noktayı da örnek vererek açıklamak istiyorum. ABD ve Almanya otomotiv sektöründe ününü duyurmuş ülkelerdir. Her ikisinin de teknolojik temelleri oldukça sağlamdır. Buraya kadar H-O teorisine uymayan bir durum yok. Her iki ülkenin de otomotiv ticareti yapmasının karşılaştırmalı avantajla ilgilsi var.

ABD işçi bazlı ticareti yapıyor olabilir ancak burda işçilerin niteliği de büyük önem taşıyor. Demek oluyor ki “Dünya Devi” Amerika eğitimli,nitelikli işçiler kullanıyor ve sermayesini de biriktiriyor. Muhasebe bilgimizden yola çıkarsak AKTİF sütun doluyor.

Başka Bir Gezegen Oluşturmak!

Sınırlarınızı keşfedebilirsiniz veya sınırlarınızı sıfırlayabilirsiniz. İçinizden gelen ya da düşlerinizdeki yaşam,kalbinizden geçen sözcükler,her defasında önünüzden geçen kişiye ulaşamamaktır çizilen hayali sınırınız.

Anlatırsınız hissettirirsiniz ama asla söylemezsin…

Devletler gibi haritalar,anlaşmalar yoktur insanlarda.. Sadece seçimlerdir sınırları şekillendiren. Karşınızdakine sınırlarınızı peşin peşin çizmezsiniz,çizemezsiniz.. Anlatırsınız hissettirirsiniz ama asla söylemezsin. Özel hissetmek için midir bilinmez,ego mudur anlaşılmaz bırakırsınız kendisi anlasın sizi. Anlarsa kim bilir,belki de bu sizin küçük zaferinizdir.
Hayallerinizi yaşamak varken aynı tavrı neden kendinize de sergilersiniz? En acımasız davranış ve en büyük haksızlık kendinize yaptığınızdır çoğu zaman.

Kalbiniz,zihniniz kilitlenir,kenetlenir sıradanlığa,kapılır korkulara…

Sınırlarınızı kendinize sınır koyarak çizersiniz. Asla o sınırları bilememe,bilsen de kendini orada görememe sınırları çizersiniz. Kalbiniz,zihniniz kilitlenir,kenetlenir sıradanlığa,kapılır korkulara. Herkes gibi olursunuz. İstemeden seçersiniz, söylemeden dinlersiniz,beklemeden gidersiniz geleceğinizi.Seçimleriniz hayatınızı çizer,sınırlarınız da kaderinizi.

Sınırlarınızdır kaderinizi oluşturan. Oluşan kader de günlük yaşamınızı size tutsak edendir.

Fark etmeden elinizden gidenler,değerlendirilemeden yiten fırsatlar…

Kayıplarınız olur çoğu kez. Fark etmeden elinizden gidenler,değerlendirilemeden yiten fırsatlar olur. Yaşamak kolaydır size dayatılanı. Eğlenceli olan sınırlarınızın ardındakilerdir. Yalnız buradaki sınırlar, kendinize çizdiğiniz sınırların hudutlarıdır.

Seçilmek ister insan. Hayallerine ulaşmak için birisi tarafından seçilmek,değerlendirilebilmek ve bunun sonucunda da hayallerinin önündeki kapının anahtarını alıp sonsuz hazlar yaşamak ister insanlar.


Hiç dikkat ettiniz mi bilinmez, ancak çizilen sınırlar,hayallere örülen duvarlar bir başkasının belirlediği sınırların,duvarların uğruna elden gider.

Gazete ilanındaki şartlar kişinin sınırlarıdır…

İş görüşmelerinde , binbir emekle yetiştirilen evlat belki onun kadar emek harcanmamış başka bir evlada kendini beğendirmeye çalışır. Gazete ilanındaki şartlar kişinin sınırlarıdır ya da en azından o sınırlara yakınım diyebilmemizin haritasıdır.

Kalıpları oluşturana değil,kalıpları kırana kahraman derler…

Verilen sınavlar, soruları hazırlayanın istediği hudutlarda olup olmadığınızın kanıtıdır. Belki onun baktığı açıdan bakmıyorsundur uzaklardaki hudutlara,belki farklı bir değerlendirme seni o sınırlardan daha da ileriye atacaktır kim bilir?

Kalıpları oluşturana değil,kalıpları kırana kahraman derler.Bir de kırılan kalıba,bozulan düzene,yıkılan düşünceye alternatif bir düşünce,kalıp,eylem üretirseniz unutulmazlardan olursunuz birden.Yaşadığı yıllara damgasını vuran olup,yaşanacak yıllara ders veren öğretmen olursunuz.

Kendi düzeninize dünyalıları uydurmaya ne dersiniz?

Dünya düzenine uymaktır istediğimiz,görevimiz. Pek azımız bu düzene uymak yerine kendi düzenine dünyalıları uydurmaya çalışır. Bu nedenledir ki kendi düzenini kuranların dünyasını anlamak için çaba gösteririz. Zaten onlar ayrı bir düzen tasarlayabildikleri için biz kendi sınırlarımızda geziniriz.
Belki bir gün biri çıkıp gelecek ve bütün sınırları alt üst edecek. Vizesiz geçirecek başkalarını kendi hayallerine ya da vizeleri kaldıracak tüm zihinlerde. Fark yaratmanın tadını çıkaracak,iz bırakmanın zevkiyle veda edecek evrene.

Sınırlarsa bizleri durduran,haritaları yırtmal;düşlerimizi görememizi engelleyen duvarlarsa,hepsini yıkmalı. Keşfetmeli zihni,yaşamalı hayalleri. Cesaret göstermeli,bir şeyleri artık değiştirmeli.

AKIŞ/MUTLULUK BİLİMİ kitabından seçtiklerim

Doyumun önündeki engeller,ancak ve ancak yaşantının doğrudan denetlenmesiyle,yaptığımız her şeyden an be an zevk alma yeteneğiyle aşılabilir.

Varlık ve güçle birlikte beklentiler yükselir,varlık ve konfor düzeyimiz yükselmeye devam ettikçe elde etmeyi umduğumuz iyilik duygusu da bizden uzaklaşmayı sürdürür.

Büyük düşünürleri motive eden,düşünerek kazanabilecekleri maddi ödüller değil,düşünmenin verdiği zevk olmuştur her zaman.

İnsan düşünmeye zaman ayırdığında daha önce yaşadığı hayal kırıklığını yeniden yaşıyor: Her bir başarının ardından,paranın,gücün,konumun ve eşyaların kendi başlarına yaşam kalitesine zerre kadar katkıda bulunmadıkları daha açık bir biçimde ortaya çıkıyor.

Taşmak üzere olan çok fazla baraj vardır ve zamanımız hepsiyle ilgilenemeyecek kadar kısıtlıdır.

Toplu olarak insanoğlu maddi güçlerini bin kat artırırken yaşantının içeriğini iyileşitirme bakımından fazla ilerleme gösterememiştir.

Cazibenin gerçekte ne olduğunu anlamalı ve öncelik tanımaya karar verebileceğimiz başka hedefler için çalışmak gerektiğinde bu zevkler üzerinde bir miktar denetim sahibi olabilmeliyiz.

Rekabet yalnızca kişinin becerilerini mükemmelleştirmesinin bir aracı olduğunda zevklidir; kendi başına bir amaç olduğunda eğlenceli olmaktan çıkar.

Akış yaşantısında, açık hedefler ve hızlı geri bildirimle birlikte yoğunlaşma, bilinçte düzen ve beraberinde de bize zevk veren psişik düzenliliği sağlar.

Tehlikerli etkinliklerden zevk alan kişiler bir şeyi ödünlemek istiyorlardır; karşı koyamadıkları bir biçimde Ödip saplantısını yeniden hayata geçiriyorlardır; “sansasyon arıyorlardır.” İşin içine zaman zaman böylesi güdüler girse de, kendini riske atan bu uzmanlarla yüz yüze konuştuğunuzda öğrendiğiniz en çarpıcı şey, aldıkları zevkin aslında tehlikeden değil de, tehlikeyi en aza indirme yeteneklerinden kaynaklanmasıdır.Onlara zevk veren, felakete davetiye çıkarmanın getirdiği hastalıklı heyecan duygusu değil, tehlikeli olması olası güçleri denetleyebilmenin verdiği son derece sağlıklı ve olumlu duygudur.

Bir insan, zevkli bir etkinliği denetleme yeteneğine başka hiçbir şeye dikkatini veremeyecek kadar bağımlı hale geldiğinde, nihani denetimini, yani bilincinin içeriğini belirleme özgürlüğünü kaybeder.

Enerji güçtür, ancak güç yalnızca bir araçtır. Gücün uğrunda kullanılacağı amaçlar yaşamı zenginleştirebilir ya da acılarla doldurabilir.

Su iyi de olabilir kötü de,yararlı da olabilir tehlikeli de. Ancak tehlikenin çaresi bulunmuştur: Yüzmeyi öğrenmek. (Democritus)

Her bir katılımcının aradığı,potansiyelini gerçekleştirmektir ve başkaları bizi elimizden gelenin en iyisini yapmaya zorladığında görevimizi yapmamız kolaylaşır.

Atina vatandaşının akış yaşamasını olanaklı kılan, nasıl mülkünde çalışan kölelerse, Amerika’nın güneyindeki plantasyonlarda görülen şık yaşam tarzı da ithal edilen kölelerin işgücüne dayanıyordu.

Eğlence araç gereçlerinin ve boş zaman için seçeneklerin şaşırtıcı bir ölçüde emrimize amade olmasına karşın, çoğumuz can sıkıntısı çekmeyi ve nedensiz bir hayal kırıklığının pençesinde kıvranmayı sürdürüyoruz.

Bireysel düzeyde kuralsızlık kaygıya, yabancılaşma can sıkıntısına karşılık gelir.

Yüzyılın en büyük filozoflarından Bertrand Russell, kişisel mutluluğa nasıl ulaştığını şu sözlerle analtır: “Kendime ve kusurlarıma kayıtsız olmayı yavaş yavaş öğrendim; dikkatimi dışardaki nesneler üzerinde odaklamaya başladım: Dünyanın durumu,bilginin çeşitli dalları, sevdiğim insanlar.”

Bedenin yapabileceği her şeyin zevk verme potansiyeli vardır. Ancak pek çok insan bu kapasiteyi görmezden gelir, fiziksel donanımını olabildiğince az kullanır ve böylece akış yaşantısı sunma yeteneğini kullanmamış olur.

Kişi hedefler koyup becerilerini geliştirmedikçe yürümek özelliksiz bir angaryadan başka bir şey değildir.

Kişi gereken becerileri geliştirmezse, uğraşından gerçekten zevk almayı bekleyemez.

Elbette birden fazla fiziksel alanda yüksek karmaşıklık düzeylerine ulaşmak zordur.İyi atletler,dansçılar ya da görme,işitme ya da tat alma uzmanları olmanın gerektirdiği beceriler öyle çoktur ki bir bireyin uyanık geçirdiği ömründe bir iki alandan fazlasında ustalık kazanmak için yeterince psişik enerjisi olamaz. Ancak tüm bu alanların meraklısı olmak, bedenin yapabileceği şeylerden keyif almak için yeterli düzeyde beceri geliştirmek kesinlikle olanaklıdır.

Bellekleriyle hava atmaktan kendilerini alamayan insanlar tanırız. Ama bu yalnızca, insanlar diğer insanları etkilemek için ezber yaptıklarında ortaya çıkan bir durumdur. Kendi kendini motive eden, elindeki malzemeyle içtenlikle ilgilenen ve çevresini değil, kendi bilincini denetlemeyi birinin baş belası olma olasılığı daha zayıftır.

Mutluluk güçte ya da parada değildir; doğrulukta ve çokyönlülüktedir.

Aklımıza gelen ilerlemeler genellikle böylesi gösterişsiz koşullarda, fikirlerle oynamaya kendini adamış insanlar sayesinde gerçekleşir.

Genç insanlar paylarına düşenden genelde daha az memnun olur,değişimi daha çok ister ve mevcut düzenin sıkıntılarına karşı daha dayanıksız olurlar.Bunlar,gerekli olan ama hoşlarına gitmeyen işleriyle, zevkli olan ama fazla karmaşık olmayan boş zaman etkinlikleri arasındaki mesafenin giderek arttığını göreceklerdir.

Psişik enerjinin kişisel kullanımı insana bu işi özgür iradesiyle seçtiğini hissettirir.

İşçiler işlerinden zevk alsalar,bu kişisel olarak onlara yarar sağlayacağı gibi,er ya da geç verimliliği de artırır ve öncelikli olan tüm hedeflere de ulaşılmasını sağlar.

İçsel bir simgesel sistem olmayan insanlar kolayca kitle iletişim araçlarının esiri olabilirler.Demagoglar onları yönlendirir,eğlence dünyası edilgenleştirir ve satacak bir şeyi olan herkes de sömürebilir.Televizyona,uyuşturucuya ve kolaycı politik ya da dinsel kurtuluş çağrılarına bağımlıysak,bunun nedeni güvenebileceğimiz fazla bir şeyimiz olmaması, zihnimizi yanıtları bildiğini iddia eden herkese kendini kaptırmaktan alıkoyacak pek az içsel kuralımızın olmasıdır. Kendi kendine bilgi verme yetisinden yoksun olan zihin gelişigüzelliğe kayar. Zihninin hiçbir şekilde denetleyemeyeceği dış güçler tarafından mı düzenleneceğine,yoksa düzenin,becerileri ve bilgileri organik olarak çıkıp büyüyen içsel modelin sonucu mu olacağına karar vermek kişinin kendi elindedir.

Eğitim ve Para

Elinde olmayanı arzulamak her daim insanlara cazip gelmiştir. Arzulamaya neden olan etkenler de genellikle bir başkasında görme durumu ya da daha fazlasını yapabilecekken söz konusu nesneye ya da özelliğe sahip olamama halidir.
Bir düşünelim.. Şu an neye sahip olsanız daha başarılı,daha bilgili,daha güzel ya da daha sağlıklı olurdunuz?

Elimden düşüremediğim ve sorumluluklarımı yerine getirmekten vakit bulduğum anlarda “Zengin Baba Yoksul Baba” isimli kitabı okuyorum. Robert T.Kiyosaki ve Sharon L.Lechterin birlikte yazdığı bu kitap ekonomi,finans,işletme gibi idari bilimlerle uğraşacak olan öğrenciler özellikle dahil olmak üzere herkesin okuması gereken bir kitap.

Toplumda ekonomik sıkıntıların var olmasının en büyük nedeni devlet değildir. Toplumu temsil eden demokratik devletlerde bütün yükü yöneticilere yüklemek akıl karı da değildir. Herkesin küçük yaşlardan itibaren finansal açıdan kendini yönetebilecek,yatırım yapabilecek,gelir ve giderlerini dengeleyecek bilince sahip olması gerekir.

Eğer sizler Robert T.Kiyosaki kadar şanslı değilseniz –ki hem zengin hem yoksul bir babaya aynı anda sahip olmak nadir görülen bir durum olmakla birlikte şanslı değilsinizdir- finansal bilince nasıl sahip olabilirsiniz?

Birikimler yapıyoruz. Ardından, yoğun çabalar sonucunda elde ettiğimiz birikimimizi sabit bir rakamsal düzeyde bırakarak ya gayrimenkule yatırıyoruz ya da harcıyoruz. Ancak çok azımız bu parayı artırmak için girişimlerde bulunuyor.

Senet,tahvil,bono,fon,hisse alım-satımı gibi yatırım işlemlerini yapan kişiler zaten parayla ilgili kaygı duymayan insanlardır. Bu yatırım işlemlerini gerçekleştirmek zor değilken neden toplumumuzda yastık altına konulan paralar bir anda çarçur edilebiliyor? Anlaşılmazdır.

Kitapta yazar sık sık zenginlerin para kazanmalıyım değil de kazandığım parayı nasıl değerlendiririm,artırırım endişesi içerisinde olduğu söyleniyor. Ayrıca bana en çarpıcı genel nokta ise hiç bir zenginin para kazanmak için çalışmadığı gerçeğinin vurgulanması oldu.

Bence ekonomi konusunda devleti yalnızca bir yönden suçlamaya hakkımız var. Vatandaşlarına finansal bilinç kazandırmak için küçük yaşta eğitim vermeyen bir devletin refahını yükseltmeye çalışması oldukça zordur. Ekonomi,finans alanlarında eğitim veren üniversitelerde bile müfredat hangi kavramın ne olduğunu açıklarken paranın nasıl kullanacağını “ekonomist” ya da “finançı” ünvanlarını alacak kişilere öğretilmemesi eğitim sisteminin suçudur.

Evet, kişi eğer istiyorsa kendisi gidip araştırır ve öğrenir. Ancak eğitim sisteminin bu fırsatı herkese sunması gerekmektedir.

Ülkelerin Para Birimleri

İnsan ilgilendiği kavramların,ilgi duyduğu alanın en küçük ayrıntısını bildiği zaman o konuda uzmanlaşmış olur. Ekonomi ve finans alanında kendini geliştirmeye çalışan kişilerin de ilgisini çekmesi gereken ayrıntılar vardır. Hatta bu ayrıntılarla ilgilenmek bazılarımızın zevki haline gelmiş bile olabilir.

Ekonomi alanında çalışmalar yapanların büyük bir bölümü bir uzman edasıyla ülkelerin para birimlerini size hemen söyleyebilirler. Değişen Dünya düzeniyle birlikte ortak kullanılmaya başlayan para birimlerinin yanı sıra hangi ülke hangi para birimini kullanıyor?

Merak ediyorsanız bence aşağıdaki listeye göz atmanızda fayda var..

AFGANISTAN :Afgani (AFG)
ALMANYA :Avrupa Para Birimi (EUR)
AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ :Amerika Doları (US$)
ARJANTİN :Arjantin Pesosu (ARP)
ARNAVUTLUK :Arnavutluk Leki
AVUSTRALYA :Avustrulya Doları (AU $)
AVUSTURYA :Avrupa Para Birimi (EUR)
BAHAMA :Bahama Doları (BM$)
BAHREYN :Bahreyn Dinarı (BHD)
BARBADOS : Doğu Karayipler Doları (EC$)
BELÇİKA :Avrupa Para Birimi (EUR)
BELİZE :Belize Doları
BERMUDA :Bermuda Doları (BE$)
BİRMANYA (BURMA) :Birmanya Kıyatı (BUR)
BOLİVYA :Bolivya Pesosu (BOP)
BOTSWANA :Rand (sar)
BREZİLYA :Yeni Brezilya Kruzeryosu (CRU)
BRUNEI :Brunei Doları (B$)
BULGARİSTAN :Bulgar Levası (LEV)
BURUNDI :Burundi frangı (FRB)
BÜYÜK BRİTANYA VE KUZEY İRLANDA :Sterlin (£) =
CEBELİTARIK :Cebelitarık Lirası (GB £)
CEZAYİR :Cezayir Dinarı (ALD)
ÇAD :Frank (AFR)
ÇEKOSLAVAKYA :Çekoslavak Kronu (CKR)
ÇİN HALK CUMHURİYETİ :Çin Juanı (1 Ren Min Bi) (JMP)
DAHOMEY :Frank (AFR)
DANİMARKA : Danimarka Kronu (DKR)
DOMİNİK CUMHURİYETİ : Dominik Pesosu (BOP)
EKVADOR : Ekvador Sükrü (SUC)
EKVATOR GİNESİ : Peseta
EL SALVADOR :Salvador Kolonu (SAC)
ERMENİSTAN: Ermeni dramı (դր.) (AMD)
ETYOPYA :Etyopya Doları (ET$)
FALKLAND ADALARI :Falkland Sterlini (FI £)
FAS : Dirhem (MDH)
FİJİ ADALARI :Fiji Doları (FI $)
FİLDİŞİ SAHİLİ :Frank (AFR)
FİLİPİNLER :Filipinler Pesosu (PHP)
FİNLANDİYA :Avrupa Para Birimi (EUR)
FRANSA :Avrupa Para Birimi (EUR)
FRANSIZ SOMALİSİ : Djibouti Frangı
GABON :Frank (AFR)
GAMBİYA :Gambiya Lirası (GA £)
GANA :Yeni Gana Sedisi (GHNC)
GİNE :Gine Frangı
GUAM :ABD Doları kullanılmaktadır
GUATEMALA :Guatemala Ktezali (QUE)
GUYANA :Guyana Doları (GY $)
GÜNEY AFRİKA :Güney Afrika Randı (SAR)
HAITI :Haiti Gurdu (GOU)
HİNDİSTAN :Hindistan Rupisi (INR)
HOLLANDA :Avrupa Para Birimi (EUR
HOLLANDA ANTİLLERİ :Hollanda Antilleri Florini (AFL)
HONDURAS :Honduras Lempirası (LEM)
HONG KONG :Hong Kong Doları (HK$)
INDONEZYA :Rupi (Rupiya) (RPA)
IRAK :Irak Dinarı (IRD)
İRAN :İran Riyali (IRI)
İRLANDA :Avrupa Para Birimi (EUR)
İSPANYA :Avrupa Para Birimi (EUR)
İSRAİL :İsrail Lirası (IS £ )
İSVEÇ :İsveç Kronu (SKR)
İSVİÇRE :İsviçre Frangı (SFR)
İTALYA :Avrupa Para Birimi (EUR)
İZLANDA :İzlanda Kronu (IKR)
JAMAIKA :Jamaika doları (JA$)
JAPONYA :Japon Yeni (JYE)
KAMBOÇ :Kamboç Riyali (RLS)
KAMERUN :Frank = 100 santim
KANADA :Kanada Doları (CA$)
KENYA :Kenya Şilini (KES)
KIBRIS RUM KESİMİ :Kıbrıs Lirası (CY £ )
KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ, KUZEY :Türk Lirası kullanılmaktadır
KOLOMBİYA :Kolombiya Pesosu (MEP)
KONGO LESOTHO :Frank (AFR)
KORE, GÜNEY :Güney Kore Vonu
KORE, KUZEY : Von
KOSTA RİKA :Kosta Rika Kolonu (CRC)
KUVEYT : Kuveyt dinarı (KUD)
KÜBA : Küba Pesosu (CUP)
LAOS : Laos Kipi (KIP)
LİBERYA : Liberya Doları (LI $)
LİBYA : Libya (LI £ )
LÜBNAN : Lübnan Lirası (LE £)
LÜKSEMBURG : Avrupa Para Birimi (EUR)
MACARİSTAN : Avrupa Para Birimi (EUR)
MADAGASKAR : Malgaş Frangı (FMG)
MALAVİ : Malavi lirası
MALAYSIYA : Malaya Doları (M $)
MALİ : Mali Frangı(MFR)
MALTA : Malta Lirası (M £)
MASKAT, OMAN : Riyal saidi (RIS)
MAURITIUS : Mauritius Rupisi (MAR)
MEKSİKA : Meksika Pesosu (MEP)
MISIR : Mısır Lirası (EG £)
MOĞOLISTAN : Tugrik
MORITANYA : Ouguija
NEPAL : Nepal Rupisi (NER)
NİJER : Frank (AFR)
NİJERYA : Nijerya Lirası
NİKARAGUA : Nikaragua Kordobası (COR)
NORVEÇ : Avrupa Para Birimi (EUR)
ORTA AFRİKA CUMHURİYETİ : Frank (AFR)
PAKİSTAN : Pakistan rupisi (PAR)
PANAMA : Panama Balboası (BAL)
PANAMA KANAL BÖLGESİ : ABD Doları kullanılmaktadır
PARAGUAY : Guarani (GUA)
PERU : Sol (SOL)
POLONYA : Avrupa Para Birimi (EUR)
PORTEKİZ : Avrupa Para Birimi (EUR)
PORTO RIKO : ABD Doları kullanılmaktadır
REUNION ADALARI : Frank (AFR)
RODEZYA : Rodezya Doları (R$)
ROMANYA : Romen Leyi (LEI)
RUANDA : Frank (AFR)
RUSYA : Rus rublesi (ROU)
RYUKYU ADALARI : ABD Doları kullanılmaktadır
SABAH SARAWAK : Malaya Doları (M$)
SENEGAL : Frank (AFR)
SEYCHELLES ADALARI : Rupi (SER)
SIERRA LEONE : Leon (SLE)
SİNGAPUR : Singapur Dolaro (S$)
SOMALİ : Somali Şilini (SOM)
SRİ LANKA : Rupi
ST.HELENA : Pound Sterling
SUDAN : Sudan Lirası (SU £ )
SURINAM : Surinam Florini (SFL)
SURİYE : Suriye Lirası (SY £)
SUUDI ARABISTAN :Riyal (SR)
SWAZILAND :Şili Pesosu
TANZANIYA :Tanzaniya Şilini (SOM)
TAYLAND :Yeni Tayland Bahtı (BHT)
TAYVAN :Yeni Tayvan Doları (NT $)
TOGO :Frank (AFR)
TRINIDAD VE TOBAGO :Trin ve Tobago Doları (TT$)
TUNUS :Tunus Dinarı (TUD)
UGANDA :Uganda Şilini (UGS)
URUGUAY :Uruguay Pesosu (URP)
ÜRDÜN :Ürdün Dinarı (JD)
VATİKAN :Vatikan Lirası
VENEZUELLA :Venezuella Bolivarı (VBO)
VİETNAM : Dong
YEMEN :Riyal
YEMEN, GÜNEY :Güney Yemen Dinarı
YENİ ZELANDA :Yeni Zelanda Doları (NZ$)
YUGOSLAVYA :Yugoslav Dinarı (YUD)
YUKARI VOLTA : Frank (AFR)
YUNANİSTAN : Avrupa Para Birimi (EUR)
ZAIRE :Zaire (ZAI)
ZAMBIYA :Zambiya Kıvaçası
[swfobj src=”http://www.socialbroadcast.net/images/share/flash/icerik.swf?s=2d824818-5705-4d14-abd6-e935e046138b_666666_14_2__090999_239E05_0_550_600_FFFFFF_1″ width=”800″ height=”600″]

Blackberry Sorunu

İngiltere’de geçtiğimiz yaz çıkan ayaklanmalardan haberdar olmuştur. Ancak bu ayaklanmalarda kullanılan bir cihaz, bir iki gündür pek çok kişinin canını sıkıyor gibi görünüyor.

Blackberry marka telefondan söz ediyorum. London Riots!! Olarak gündeme gelen ayaklanmalarda gençler BBM üzerinden mesajlaşarak örgütlenmişlerdi. Bu durumun sonucu olarak da devlet, BBM’e bir engel koymayı düşünmüştü. Çünkü bu uygulamayı kullananların mesajlarına devlet tekelinde ulaşılamıyordu.

Bu günlerde de pek çoğumuz Blackberry’nin ününü,adını zedeleyen talihsiz bir olaydan dolayı mağdur durumda. “BBM çalışmıyor çıldıracağım!” cümlesini sosyal paylaşım sitelerinde okumaktan bıkmışızdır bir çoğumuz.

Avrupa, Hindistan , Orta Doğu, Afrika ve Kuzey Afrika Blackberry’nin müşterilerine hizmet vermekte yaşadığı sorun nedeniyle sıkıntılı günler geçiren vatandaşlara sahip olan ülkelerden.

Teknolojiye bu denli bağlanmak mı bizi böyle çaresiz durumda bırakıyor yoksa zamanla tembelleşen bünyemiz, teknoloji firmalarının esiri mi olmaya başlıyor?

Fisher Index

Analysis-of-variance producers utilize a class of continuous probability distributions called F-distributions, named in honor of Sir Ronald Fisher.Probabilities for a random variable having an F-distribution are equal to areas under a curve called an F-curve. Recall that a t-distribution depends on the number of degrees of freedom,df. An F-distribution also depends on the number of degrees of freedom but has two numbers of degrees of freedom instead of one.
The first number of degrees of freedom for an F-curve is called the degrees of freedom for the numerator and the second the degrees of freedom for the denominator.

For example: df=(10,2)  10: degrees of freedom for the numerator
2: degrees of freedom for the denominator

We can talk about basic properties about F-curves:

Property 1: The total area under an F-curve is equal to 1.
Property 2: An F-curve starts at 0 on the horzontal axis and extends indefinitely to the right,approaching but never touching the horizontal axis as it does so.
Property 3: An F-curve is not symmetric but is skewed to the right.

A statistical measure of the value of a certain portfolio of securities. The portfolio may be for a certain class of security, a certain industry, or may include the most important securities in a given market, among other options.

The value of an index increases when the aggregate value of the underlying securities increases, and decreases when the aggregate value decreases. An index may track stocks, bonds, mutual funds, and any other security or investment vehicle, including other indices. An index’s value may be weighted; for example, securities with higher prices or greater market capitalization may affect the index’s value more than others.

One of the most prominent examples of an index is the Dow Jones Industrial Average, which is weighted for price and tracks 30 stocks important in American markets

The Fisher index (after the American economist Irving Fisher), is calculated as the geometric mean of PP and PL:

Fisher’s index is also known as the “ideal” price index.
However, there is no guarantee with either the Marshall–Edge worth index or the Fisher index that the overstatement and understatement will exactly cancel the other.

While these indices were introduced to provide overall measurement of relative prices, there is ultimately no way of measuring the imperfections of any of these indices (Paasche, Laspeyres, Fisher, or Marshall–Edge worth) against reality.

Being Happy

As the saying goes, what matters is not what life brings to you,but what you bring to life.This sentence is from my book which I really like it and I try to think about it when it was over.Richard Layard,states in “Happiness: Lessons from a New Science” that “ secret of happiness is to enjoy things as they are, without comparing them with anything better.

Another is to find out which things really make us happy”. Comparing is important for humans because it makes us creative. I don’t agree with writers opinions about the deal between happiness and without comparing things.

History can show us,many scientists success and many people’s technological innovations.But if we think about them, how did they become successful or how did they make differences instead of being ordinary human?

I firmly believe that they have ambitious charactericts and yes, they like their ineterts. But I also believe that some jealous and some ambitious with pain can make people much better.I’m sure that, not everyone become happy when they are full of ambitious but most of them become much better and they will be happy after whole those pain.

When I think about ambitious and comparing ourselves with others,I remember “The other Boleyn Girl” movie or book. Let me explain with short sentences this story. There was two sisters, -They have alson one brother who called George Boleyn- Anne Boleyn and Mary Boleyn.They were have peaceful life but after Royal visit everything change and Boleyns’ life become complicated. The King of England called Henry VIII first choose Anne Boleyn for being his bondwomen than he choose Mary instead of her.

Anne was ambitious girl and she worked hard and got back the King from Mary and she become Queen of England. Story was over with Anne’s execution. But here we can see that, if you compare yourself with other you will become more ambitious and than may be you will get whatever you want.In my opinion like every thing , being happy has cost.If you want to be happy or if you want to reach your goals, you have to feel the pain first of all.

Than time will pass and if every thing is okay, you will become happy more than before. It similar like being retired. You work hard when you were young,middle-age and old,than you will get rest thanks to whole your effort.

Being happy has cost and you have to compare yourself with other. Science,literature,sports become stronger become of comparing themselves with others. Writers comapre themselves with other writers or swimmers compare themselves with their rivals. Technology developed with race and whole records break by comparing sportives with others.

To sum up, happiness is important for humanity but everything has cost and history can show us that,every innovation and every record exist with ambitious,passion and with pain.

Everyone want to be happy but everyone know that if being happy is easy to get,why everyone everyday try to find it? If it was easy to find why we cannot find it still?

Just an Idea About Education

Nowadays all around the world, people cannot find a job. Poverty,crime and social disasters instead of decrease,they developed,increase every single day. Violence and lawlessness become powerfull. Most of the countries have high young population and nearly every government has hope about their young citizens. Because of governments’ hope, they try to develop education skills and system with efficiently.Conscious governments know that,countries’ development and destiny depends on education and the quality of young population.
Having sufficient and qualitative education is important for youth and they try to develop themselves. If I consider Turkey,young citizens are studing hard because they think about their future and they want to have a job.Unemployment is a big trouble for youth and instead of living rest of their life with poverty, they are studing hard.You can see the unemployment rate in the following graph which represents unemployment rate less than 25 years old people’s. If you have good education and successful graduation degree, you will find a job. And it means that you will live your life with your own effort. In Turkey, young people try to win a good colleges and universities. Most of them studing because they don’t wanna be unemployed people. But some of them are just want to learn their departments specific parts and they try to specialize abput their business. But some youth people are studing at university without targets. They are at university because their family want that or they don’t have any interests to care about it after primary or high school. For instance, today at Turkey most of the high school students become undergraduate but after four or five years later, if you check unemployment rate, you will see that it increase every year. That means, studing at university is not the only way to get a job. Instead of considering families’ expectations or being jealous about other friends’ whose are at university ,young people have to think about their targerts and study at university willingly.
To sum up, if a country take care about it’s young population,it has to give good knowledge to them about their targets. And young people have to study and make researches more than before about their department. If they only study at university for find a job,it’s not enough fot it..