Monthly Archives: May 2012

E-Ticarette Bekletinler Yüksek!

21.yüzyılın trendleri arasında yer alan e-ticaret sanal ortamı kasıp kavururken, söz konusu yapılanmayla ilgili girişimlerde bulunan firmalar “kalıcı” olabilmek ve “sürdürülebilir” startejiler geliştirmek için neler yapmalılar. Öncelikle tabiki tüketicinin taleplerine üst düzeyde yanıt verebilmeleri gerekiyor. E-ticarette atılması gereken adımlarla ilgili olarak bir kaç madde sıralamak istiyorum.

İlk olarak şüphesizdir ki e-ticaret global ekonomik rekabette kritik önem taşıyacak. Ülkelerin ekonomi alanında uygulamak için geliştirdikleri politikalar e-ticaretten bağımsız olursa, o zaman bir çöküş yaşanma olasılığı oldukça yüksek olacak. Sanırım bir ülkenin e-ticaret konusunda kendini geliştirmesi, çeşitli sektörlere e-ticaret bilincini aşılama çalışmalarıyla başlayabilir. Artan üretim ve ticari faaliyetler ülke ekonomisini pozitif yönde etkileyecekken, refah düzeyinde de bir artış görülecektir.

İkinci adımda da sanal ortamlarda alışveriş yaparken ya da ürünler hakkında fikir edinip markalar konusunda eleme çalışmaları gerçekleştirilirken, en çok neye ihtiyaç vardır diye düşünelim. Elbette danışacak birine! Ancak söz konusu alan “sanal” olduğundan herhangi bir açılış ya da kapanış saati söz konusu olmayacağından tüketicinin her an ziyaret edebileceği bu ortamlarda danışma hizmeti verebilmek oldukça önemli.

Haftanın 7 günü, 7-24 danışma hizmeti vermeyi başarabilen firmalar büyüme aşamasındaysa gelişim gösterecek, eğer zaten gelişmiş bir firmaysa tüketicinin gözündeki yeri daha da sağlamlaşacaktır. E-ticaret biraz da müşteri memnuniyetine dayanır. Bu sebeple söz konusu alanda atılımlar yapmayı planlayanlar 7-24 hizmet verebilecek altyapıyı oluşturmak zorunda olacaklar.

Tüketici olarak sizi ne cezbeder? Süslü paketler mi ya da güzel sözleirn yer aldığı tebrik kartları mı? Yoksa tamamen size yansıtan, fikirlerinizle bezenmiş bir ürüne sahip olmak mı? İşte e-ticaret ürünlerin tüketicinin isteğine gore şekillendirmeyi de başarabilmek zorundadır! Hani özel günlerde insanlar sevdikleri için tshirtler ya da bardaklar yaptırırlar.. E-ticarette söz konusu fikirlerle bezenmiş ürünler verdiğim örnekten çok daha üst düzeyde olmalıdır. Tüketici kendini özel hissetmeli, “bu firma benim istediğimi tam olarak algıladı ve tam da istediğim gibi bir ürün meydana geldi” diyebilmeli.

Söz konusu ürünlerden biri olarak yürüme engelli kişiler için özel olarak üretilen ayakkabılar aklıma geliyor. Bu tür ayakkabıları yaptırmak için kişiyi ya mağazanıza çağırıyorsunuz ya da uzun saatler sürebilecek ölçümler yapıyor, kalıplar almak zorunda kalabiliyorsunuz. Ancak e-ticaret alanında “herkesten farklı bir ayakkabı firması” olmak istiyorsanız, ayakkabıları konusunda çok daha özel olan kişiye online hizmet verebilecek alt yapıya sahip olmanız gerekiyor. Düşünsenize, engelli kişi bir kaç tıkla ayakkabısını sanal ortamda oluşturup kapısında teslim alabiliyor.

Müşteri kitlesi mağazanın karakterini yansıtır dersem çok mu acımasız bir cümle kurmuş olurum? Piyasada yer alan “kaliteli” ve “kalitesiz” ayrımını oluşturan bir toplum söz konusuysai var olan bir ayrımı tek bir cümleyle yansıtıyorsam sanırım çok da yanlış bir saptama yapmış olmayacağım. Müşteir kitlesini geliştirmek, genişletmek firmanın başarısıdır. Her geçen gün gelişerek ilerleyen müşteri kitlesi saptama çalışmaları üreticinin deneyimlerini artıracaktır. Genişleyen müşteri kitlesi firmaya yeni hedefler koyduracak ve ürünlerinde yenilikler yapmasını sağlayacaktır.

Maliyeti etkileyen stratejiler, üreticilerin üretim, pazarlama, dağıtım ya da hizmet sektöründe yeni arayışlara girmesine sebep olacaktır.

E-ticaretle birlikte tüketiciler çok daha fazla seçeneğe sahip olurken bu seçeneklerin varlığı, ekonomideki geleneksel arz-dalep düzenini değiştirecektir. Bu konuyla ilgili yazıma buradan ulaşabilirsiniz.

Ekonominin Geleceği 1: Arz-Talep-Rekabet Problemi

Gelecek odaklı yorumları dinlemek ve bu yorumlar üstüne düşünmek beni daima heyecanlandırmıştır. Hele bir de bu yorumlar ilgi duyduğum alanlar baz alınarak yapılıyorsa o zaman gerçekten içim içime sığamıyor ve mevcut düşünceyi geliştirebilmek için çaba göstermeye çalışıyorum. Ünlü futurist ve fizikçi Michio Kaku’yu İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde dinleme fırsatı buldum. Michio Kaku, benim fazlasıyla ilgi duyuyor olduğum, ekonominin geleceği konusunda yapmış olduğu yorumlardan oldukça etkilendim. Ekonomiye giriş derslerinde öğretilen arz-talep ilişkisini temel alan yorum, piyasalarıni tüketimin dolayısıyla “kapitalizmin” geleceğini gözler önüne seriyordu.

Her geçen gün biraz daha gelişen teknolojiyle birlikte insanlar hangi ürünün ne gibi özelliklere sahip olduğunu, bir marketten iceri girdikleri anda hangi markanın diğerinden daha kaliteli ve ucuz olduğunu anlayabilecek düzeye ulaşmaya başlayacaklar. Michio Kaku’nun anlattıklarına gore insanlar “akıllı gözlükler” veya “akıllı lensler” sayesinde etraflarıyla ilgili her türlü bilgiyi anında algılayabilecek ve seçimlerini bu verilere gore yapabilecekler. Öyleyse düşünelim. Bir süpermarketten içeri girdiğinizde eğer gözünüzde bu lenslerden ya da gözlüklerden varsa, size ulaşan bilgiye gore yöneleceğinin reyondaki “en ucuz ürün” piyasada müthiş talepler alacakken diğer markaların üreticileri ne yapacaklar? Normal şartlarda piyasadaki ürünler “denge fiyatında” satılırlar ve genel olarak ürünlerin fiyatları birbirine yakın, karları da birbirlerini baltalamayacak düzeylerde olurlar. Söz konusu durumda diğer markaların üreticileri, talebin fazla olduğu ürünlerle yarışabilmek için fiyatları sürekli olarak indirerek maliyetle satış fiyatını neredeyse aynı seviyeye getirecekler. Böyle bir durumda “tüketici” avantajlı olurken “üretici” dibe vuracaktır.

Söz konusu senaryonun gerçekleşmeyecek olması gibi bir olasılık olmadığını düşünüyorum. Bu nedenle durumu nasıl çözebileceğimize odaklanmak istiyorum. Aynı fiyatta birçok ürün varken ve maliyetler satış fiyatını aşmaya başlamışken, söz konusu zarar nasıl azaltılabilir. Elbette hiçbir üretici zararına satış yapmak gibi bir hata yapmayacaktır. Bu durumda “ortak birşeyler” oluşturmak aklıma geliyor. Ünlü economist John Maynard Keynes, sabit döviz kuru sisteminin konu edildiği Bretton Woods sistemi zamanlarında, tüm dünyaya likidite sağlayacak ve milli gelirleri dengeye sokacak “ortak para birimi” sistemini getirmeyi amaçlamıştı. Bancor ismini verdiği ortak para biriminin varlığıyla birlikte İngiltere Merkez Bankası, Amerika Merkez Bankası gibi mali kurumların varlığı sona erecek ve tek bir merkez bankası mevcut olacaktı. Ancak bu durum enflasyon oranlarının dünyayı kasıp kavuracağı gerçeği düşünülerek elbette uygulamaya geçirilmemişti.


Bir fütüristin yaptığı yoruma geri dönersek, ortak bir çözüm bulmamız gerekirse ürünleri yalnızca tek bir marka arzedebilir mi sorusu akıllara gelebilir. Yani mevcut şirketlerin hepsi ortak sermayeyle hareket edip rekabet ortamını sıfıra indirip tüketiciye “masal diyarı” sunabilir mi? Aynı tek para birimi gerçeğinde olduğu gibi, tek bir piyasa oluşturma çabası ekonomiyi ve refah düzeyini olumsuz yönde etkileyecektir. Globalleşmenin sert etkilerinin, pozitif etkilerini örttüğü gibi futurist bir bakış açısını tamir edebilecek bir çözüm yolu bulunması zor gibi görünüyor.

Devlet politikalarıyla önlenebilecek düşük fiyatlı arzların tüketiciye yararı yüksek miktarlarda seyredecekse de, ülkelere genel olarak büyük zararlar verecektir.Michio Kaku’nun futurist yorumunu alkışlıyor, durumun doğuracağı negative sonuçlara çözüm getirecek yorumlarını okumak için sabırsızlanıyorum.

Kadir Has Üniversitesi “Bize Has” Dergisi

Bir üniversite hayal edin, bünyesindeki öğrenciler yaratmaya ve araştırmaya hevesli olsun. Bir Kadir Has Üniversitesi öğrencisi olarak öğrencilerin emeğiyle hazırlanan “Bize Has” dergisinin şimdiye kadar çıkan ilk üç sayısını dikkatle takip ediyorum.

2011-2012 Sonbahar döneminde gerçekleştirilen öğrenci birliği seçimleri sonucunda, öğrencileri temsil eden öğrenci konseyinin girişimiyle yayımlanmaya başlayan “Bize Has” dergisinin yeni sayısında “Balat” yoğun olarak değinilen konular arasında yer alıyor. Okuduğumuz üniversitenin çevresini tanımak ve tanıtmak oldukça önemli bir unsur iken, dergi içeriğini hazırlayanların gerçekleştirmesi gerekn bir girişim olmuş.
Söz konusu dergide bu ay benim de bir yazım yayımlandı. Dergiyi incelemek, Balat’la ilgili bilgiler almak ve yazımı okumak “Bize Has”ın 3.sayısını okumanızı öneriyorum..

[issuu width=420 height=306 backgroundColor=%23222222 documentId=120516141838-8b30460357544a4cb05c5fbd316c1ecb name=bizehasmayis2012 username=kadirhasuniversity tag=mayis%202012 unit=px v=2]

International Trade Concepts

With respect to globalization, international trade rates rising every year all over the world. Asia, America, Australia and Middle East countries are trading with eachother, considering that their economic welfare and evaluating their countries’ gains.If a country choose trading some goods and services with eachother, there have to be some advantages. In economics there exist many models, theorems and assumptions about methods of world trade. But when economists evaluate problems or events about world trade, they may prefer to use Adam Smith’s theory which is called absolute advantage theory or they may prefer to use David Richardo’s comparative advantage theory. Both theories are include different assumptions. For evaluating these assumptions, economists try to find the basic causes about international trade.

If a country join international trade adventure, it’s citizens can reach many goods and services which are not producing or serving in their country or they can reach these services with paying lower prices with respect to international trade. But how are they choosing these countries that they are going to import goods and services (or they can export goods and services)? Considering countries’ advantages and interests, with using classical economists’ theories, we can use absolute advantage theory and comparative advantage theory. These two trade theories include one important concept which is called specialization. For instance, U.S. and China not trading with eachother and they use their resources and labours inefficiently.

If they choose one specific trading unit and try to specialize on that good or service, they will have more benefical production and they will use their resources efficiently. Specializing means that one country become expert of some goods and services. Instead of producing other goods and services which are diminishing resources and effecting labours negatively, with international trade and basically with specialization market will become more efficient and both countries will be better off. Specialization has some disadvantages and some advantages. Effecting scale positively, learning quality of production and using resources more efficiently, less change with over costs and there will be exist comparative advantage if we considering advantages of specialization.

But like every concept specialization has disadvantages. Duplication problems are exist with specialization. The fear of dependency lead to duplication and may be under-investment. Also this concept has disadvantages about motivation problems. For instance, specialization causes motivation and coordination problems with respect to countries’ welfare.
First, let’s start determine that what is the absolute advantage and how it works. Adam Smith who is a Scottish social philosopher and a pioneer of political economy, he has determined that if a country has greatest relative efficiency on producing a good or service, that country has absolute advantage on that good or service. Using resources, determining prices of goods and services and getting high profit from a good or from a service is depends on the level of production’s quality and the producer’s ability of specializing on specific goods and services.

In the market, many firms producing same goods and services with different prices. Price differences are exist with respect to high or low level of costs, number of labours and other firms’ production quality ( because of competition).

The ability of specializing, a country can start to produce one specific good or service with using it’s resources efficiently. If there exist two countries, and these countries are using same amout of resources about producing same goods we have to look the results of production, amout of outputs. If inputs amounts are same and outputs are different, producers of more product has absolute advantage. This means that a country has same amount of resources like other country and high amount of product than other country, first country is more productive than others. So specializing in producing one specific good or service provide absolute advantage.