Monthly Archives: October 2012

Seyahat Ederken Para Taşımak

Seyahat ederken yaşanan zorulukların başında, eğer para birimi sizinkinden farklı olan bir ülkeyi ziyaret ediyorsanız, fazla ekonomik kayıba uğramadan, paranızı güvenli bir şekilde harcamak gelir. American Express isimli bankanın başkanı, J.C.Fargo 1892 yılında gerçekleştirdiği avrupa seyahati sırasında elinmde bulunan akreditifleri nakde çevirmekte büyük zoruluklar yaşamıştı. J.C.Fargo yaşamış olduğu bu probleme çözüm üretmeye çalışırken günümüze kadar uzanan bir yolculuğun kaptanı oldu. American Express seyahat ederken güvenlik, nakit sıkıntısı yaşanamaması için “seyahat çeklerini” ortaya çıkardı. Söz konusu çeklerin dünya çapında geçerli olduğu mağazalarda alışveriş yapaliecek olan American express kullanıcıları, bankaya olan talebin artmasına önderlik yaptılar.

Dünya çapında geçerlilik kazanan çekleri satın alabilmek için, American Express kullanıcıları belirli bir nakit karşılığında çeklerini satın alıyorlar, bu çekleri anlaşmalı olan dükkan ve markalarda kullanarak seyahatleri süresince bu girişimcilik örneğine katkıda bulunuyorlardı.

Söz konusu girişimin American Express’e negatif etkileri asla olmadı. Bunun sebebi başta maddi kaygıların garanti altına alınmasıydı. Çeklere sahip olmak isteyen kimse, öncelikle nakit olarak ödemeyi gerçekleştiriyor ardından çekleri elde ediyordu. Bu durumda American Express “acaba müşterimden paramı geri alabilecek miyim?” gibi bir soru üstüne kafa yormuyor, nakit akışını düzenli tutuyor, risksiz satışlar yapıyordu.

American Express’e güvenen işletme sahipleri de müşterilerinin çeklerini kabul etmekte sorun çıkarmazken, turistlerden daha fazla gelir elde ediyorlardı.

Bu girişimin sonunda “Visa” paranın uluslararası platformlarda seyhaat etmesine değişik bir boyut kazandırmaya devam ederken westren union gibi oluşumlar günümüze kadar gelerek “tüketmeyi” daha kolay bir hale getirmeye yardımcı oldu..

Girişimcilik-Entrepreneurship

Sanırım yaptığım kısa araştırmalar içerisinde zevkle ve ilgiyle çalıştığım konulardan biriydi bu. Girişimcilik ve Türkiye!

Açık konuşmak gerekirse, “girişimcilik” başlığı altında ve “girişimci” sıfatıyla Türkiye’de yapılan çalışmaların büyük bir bölümünün “sabun köpüğü” niteliğinde olduğu düşünüyorum. Hazırlamam gereken girişimciliğin ülkenize, ülkenizin ekonomisine etkisi konulu araştırma ödevim ile ilgili kaynak ararken Yeditepe Üniversitesi’nde bu konuda bir araştırma yapmış olan akademisyenlerden birinin raporuna ulaştım. Bu raporu okuduktan sonra herşeyin bize lanse edildiği gibi “reel” olmadığını anladım.

Herkes girişimci olduğunu iddia ederken bu durumun “gelişmekte olan ülkelerde” oldukça farklı bir boyutta olduğunu düşünüyorum. Yani eğer gelişmekte olan bir ülkede yaşıyorsanız ve parlak bir fikriniz varsa bu fikri hayata geçirdiğiniz zaman sermayenizi nasıl elde ettiğiniz, fikrinizin ne gibi oluşumlardan “esinlenerek” ortaya çıktığı çok önemli. Bu konuda kadınların da “girişimci” sıfatını taşıyıp taşımadığı da söz konusu ülkenin girişimcilik gündemine ve geçmişine farklı bir boyut kazandırıyor.

Araştırmamın içeriğine ingilizce olarak aşağıdan ulaşabilirsiniz.

>What impact does entrepreneurship have on your local, state (or province), and national economies? Use data to back up your arguments.


As a Turkish citizen, I know that Turkey has fast developing process. Because of many entrepreneurship activities, developing process is getting stronger and one of the key findings is that the early-stage entrepreneurial activities in Turkey is much lower than those that take place in other developing countries, whereas, the number of established business entrepreneurs are relatively higher in Turkey. Like many middle east countires, female participation in work force in Turkey is really low. But this participation ratios are getting higher with respect to entrepreneurship activities. I will give datas like TEA index, SME index, NEA index, NBO index, NE & OE index to reflect the impact of entrepreneurship activities to Turkey, as an example of developing country.

Innovative/creative ideas, the power of R&D, government policies, financial supports, education, rapid market changes, entrepreneurship capacity, entry barriers to the industry are the basic topics for being a leader about raising high level of entrepreneurships. These topics are getting stronger in Turkey but before giving information about this topics I will give an example about Turkish people’s understanding about entrepreneurship. With a random sampling method called CATI (Computer Assisted Telephone Interview), researchers make an observation in 16,000 individuals. Only 2416 individuals responded and considered to be a representative sample size. Participants ranged in age from 18-64, and lived in 19 cities throughtout Turkey. Thus, a standard questionnaire was asked to 2416 individuals and among those 418 respoondents fit the definition of an entrepreneur.
Total Entrepreneurial Activity Turkey Developing Countries
TEA index 6.07 14.64
NEA index 2.2 7.70
NBO index 4.01 7.68
EBO index 11.5 9.93
Ratio of TEA index to EBO index 0.53 0.67
NE index 1.79 4.39
OE index 3.7 9.97

TEA index: early stage entrepreneursh,p activities index, NEA index: Nascent entrepreneurial activities index, NBO index: New business owners index, EBO index: established business owners index, OE index: Opportunity entrepreneurs index, NE index: Necessity entrepreneurs
According to table as we can determine that, Turkey’s TEA, NEA, NBO indexes are lower than developing countries’. But Turkey’s EBO index is higher than others. As developing countries I mean India, Jamaica, Indonesia, Philippines, Peru, Colombia, Brazil, Chile, Thailand, Mexico, Uruguay, Malaysia, South Africa and Argentina. The average EBO index of Turkey (11.5%) is higher than that of the developing countries (9.93%). But why Turkey’s EBO index is higher than others? One reason is that Turkish government attention and support have been always more favourable to large firms than small firms. Effectiveness of a country’s economy can be determine by EBO index which actually shows enterpreneurial dynamism in the economy. So, Turkey has an effective economy.

Entrepreneurship has two types: opportunity entrepreneurs and necessity entrepreneurs. Opportunity entrepreneurs are taking advantage of a business opportunity but necessity entreprenurs are people who have no better options for work. According to average of the OE index Turkey (3.7 %) is 13th out of 14 developing countries. The average NE index is 1.8% that places Turkey 12th among developing countries. The ratio of OE to NE is lower than the average of the developing countries, implying that relatively more Turkish entrepreneurs have taken the entrepreneurial route out of necessity.
Entrepreneurial Framework Conditions Turkey Developing Countries
Financial support 1.76 2.40
Government regulation policy 1.89 2.02
R&D transfer 2.14 2.16
Education & Training 2.16 1.92
Fast market changes 3.4 2.86
Population composition 2.9 3.21
National culture 2.78 2.80
High growth firms 2.53 2.78
Intellectual property rights 2.4 2.47

For starting a business, entrepreneurs or ordinary people have to pass many regulations and try to arrange their cashflows, find an financial support or hire educated people to grow the firm fastly. As you can see from the table in many developing countries has high level of government support and checking system. Turkey’s economy is effecting from this regulaitons and policies positively. Entrepreneurs are able to set up a business easily.
Government’s basic problem is having a budget deficit. Usually number of imported goods exceeds exports and this create a deficit in countries budget. The majority of the new firms have no exports but 10% already have very significant exports with more than 75% of their customers in export markets. Entrepreneurs in Turkey are more export oriented than entrepreneurs in other developing countries. This means that high levels of export will reduce the gap between imports. Government’s budget deficit will be always less and GDP (gross domestic product) will be on its best level.

Entrepreneurs don’t have to be men. Women are also can be entrepreneur and this will expand country’s economy fastly. Turkey is developing Middle East Country and women did not have any chance to join the work force easily. But in India, Prof. Mohammed Yunus made a loan for 45 poor women to create their business. This manner established Grameen Mikro credit system. Starting from India, in Turkey there were women got benefit from this credit system and start many businesses as “an woman entrepreneur”! They start to work instead of being non-productive house wifes and contribute the national economy. Actually in this case, Mr. Mohammed Yunus made an entrepreneurial manner and create benefical cycle to make countries economy better. After all Turkey gets benefits of this enterprise.

References
• Autio, E., 2005, Global Entrepreneurship Monitor, 2005 Report on High-Expectation Entrepreneurship, London Business School and Babson College (from web)
• Microcredit/ http://www.microcreditsummit.org/
• Assistant Professor Esra Karadeniz, Department of Economics and Administrative Sciences, Yeditepe University Entrepreneurship report
• Long,W., 1983 “The meaning of entrepreneurship” American Journal of Small Business (from web)

East Coast Yachts Goes Public

Larissa Warren and Dan Ervin have been discussing the future of East Coast Yachts. The company has been experiencing fast growth, and the future looks like clear sailing. However, the fast growth means that the company’s growth can no longer be funded by internal sources, so Larissa and Dan have decided the time is right to take the company public. To this end, they have entered into discussions with the investment bank of Crowe & Mallard. The company has a working relationship with Robin Perry, the underwriter who assisted with the company’s previous bond offering. Crowe & Mallard have helped numerous small companies in the IPO process, so Larissa and Dan feel confident with this choice.
Robin begins by telling Larissa and Dan about the process. Although Crowe & Mallard charged an underwriter fee of 4 percent on the bond offering, the underwriter fee is 7 percent on all initial stock offerings of the size of ‘East Coast Yachts’ initial offering. Robin tells Larissa and Dan that the company can expect to pay about $1,200,000 in legal fees and expenses, $12,000 in SEC registration fees, and $15,000 in other filing fees. Additionally, to be listed on the NASDAQ, the company must pay $100,000. There are also transfer agent fees of $6,500 and engraving expenses of $450,000. The company should also expect to pay $75,000 for other expenses associated with the IPO.
Finally, Robin tells Larissa and Dan that to file with the SEC, the company must provide three years’ worth of audited financial statements. She is unsure of the costs of the audit. Dan tells Robin that the company provides audited financial statements as part of its bond indenture, and the company pays $300,000 per year for the outside auditor.

At the end of the discussion Dan asks Robin about the Dutch auction IPO process. What are the differences in the expenses to East Coast Yachts if it uses a Dutch auction IPO versus a traditional IPO? Should the company go public with a Dutch auction or use a traditional underwritten offering?
Young companies, like East Coast Yachts, use Dutch Auction because of lower fees. Instead of just investment banks and their top clients, also small investors can participate in public offering process with Dutch auction. Dutch auction is advantageous for small investors because the final bidding price become the market value of a company and they can purchase the share easily. But there are not much informations about the company who is selling its share by Dutch auction. In traditional IPO, a company has to give full information to the public and investors can make decisions about purchasing the share with more information which is dependable than Dutch auction.

But in traditional auction there are too many legal fees and additionally, underwriter’s top clients will purchase shares instead of many small investors. In traditional IPO, underwriter will get commission for every per share and it’s expensive than the fees charged in Dutch auction. However, the investment return is likely to be substantially less than it would be for a traditional IPO. In my opinion, East Coast Yachts company should use Dutch Auction because of lower underwriting fees.

During the discussion of the potential IPO and East Coast Yachts’ future, Dan states that he feels the company should raise $50 million. However, Larissa points out that if the company needs more cash soon, a secondary offerings close to IPO would be potentially problematic. Instead she suggests that the company should raise $80 million in the IPO. How can we calculate the optimal size of the IPO? What are the advantages and disadvantages of increasing the size of the IPO to $80 million?

The advantages ofn raising $80 million is; company can receive required financial amount for its investments if demand for it’s shares suddenly increase. The price of per share will increase (of course it depends of number of shares) and it will increase value of the company.
Disadvantages can be: underwriter does not benefit from a higher stock price on open market because it only receive the IPO subscription fees. Because of the company is unknown, do not have reputation, this price will be too high for investors and they do not prefer to buy these shares.

Optimal sizet of the IPO, depends on the company’s expenditures but most of all cashout/in flows. Because if cash outflows mismatch with cash inflows there will be a short term cash flow problems. Because of the East Coast Yachts’ is a young company, as stated in the case, it needs financial sources bu the amount of these sources depends on the expenditures and the target of the company. If they need more money with respect to opening branches or making investment, as Larissa stated, company should rise $80 million. But if they have just need money for their short term planing, they have to raise $50 million, to put money up for the company.
From a different viewpoint, owners of the company has to consider market risk. If the East Coast Yachts had a reputation like Starbucks Coffee Company, it can raise high amounts of money for the IPO. Because companies like Starbucks, Wal Mart, Microsoft or Apple give confidence to consumers and consumers know that if they purchase shares of these companies’, they will receive high return comparing with the purchasing price. But in this case East Coast Yachts is a young company, it’s risky to raise high amount of money like $80 million. Consumers may not being interested with these kind of unknown companies’ shares.
As we learn in our finance courses, we try to maximize firms profit to increase the value of the firm. Yes, the East Coast Yachts is young company, but let’s think about market conditions. If there are no rivals, the price of company can arrange by owners because there will be monopoly. If the company raise $50 million, whole shares can be sold and underwriter could avoid the company to make more money because of wrong market condition determinations.

Many of the employees of East Coast Yachts have shares of stock in the company because of an existing employee stock purchase plan. To sell the stock, the employees can tender their shares to be sold in the IPO at the offering price, or the employees can retain their stock and sell it in the secondary market after East Coast Yachts goes public (once the 180 day lockup expires). Larissa asks you to advise the employees about which option is best. What would you suggest to the employees?

East Coast Yachts shares’ can have high demand by investors and this will increase the prices and the value of the firm. I’m thinking a company like Facebook, young and famous, which offered it’s shares to public and attracted intensive attention by investors. But as we know right now, Facebook share price is $19.50 and it’s fluctuating every week. If I was an employee in Facebook, in very first day of the public offering, I try to sell my Facebook shares, because there were no negative comments, criticism or speculations exist in the market and the value of a firm is still high and I can make profit from very beginning of the IPO process.
East Coast Yachts employees can sell their shares at the beginning of the IPO because prices will decrease during those 180 days and they may not get any profit from their arranged investment.

But !
If employees sell their shares—> there will be too many East Coast Yachts shares in the market
Many East Coast Yachts shares—-> decrease the price of per share ( indirect effect)
If prices are decrease—-> value of East Coast Yachts will also decrease
A firm with low value —-> decrease demand for the firm’s shares
Low level of demand—-> mismatching between cash outflows and inflows
So this is a frequent financial problem.. Employees should take their stocks and wait until company’s shares consumed by investors in the market.

Yüksek Getirili Şirketler


Yatırım yapmak, bir şirket sahibinin şirketinin değerini artırmak için yapabileceği en basit ekonomik etkinlik olsa gerek. Şirket sahibi olmayanlar bile bu aktiviteyle mevcut gelirlerini ikiye katlayabilir, finansal okur-yazarlığını geliştirebilir, hedeflediği yaşam standartlarına bilinçli yatırım araçlarıyla sahip olabilir. Mademki yatırım yapmak için yüksek gelir düzeyine, şirket sahibi olmaya gerek yok öyleyse ortalama bir gelire sahip kimseler hangi şirketlerin hisselerine yatırım yaparak kazanç sağlayabilirler?

Yüksek gelir düzeyine sahip kimselerin seçtiği ilk beş şirket servetlerine servet katarken, sıradan bir gelir düzeyine sahip kimseler de bu şirketlerin hisselerine sahip olabilirler.

İlk beş şirketin başında tahmin edebileceğiniz gibi son yıllarda ürünleri hayranlıkla ve ilgiyle kullanılan Apple isimli şirket var. Steve Jobs’un vefatından sonra piyasaya sürülen İphone 5 ile bilrilikte şirketin hisseleri hızla değer kazanmaya devam ediyor. İkinci sırada, internette bir kelimeyi aramak anlamına gelen, Cambridge sözlüğüne kadar girebilen Google var. Google’ın izlemiş olduğu stratejiler öylesine güçlü ki rakipleri bugün, onun ulaşmış olduğu seviyeye yetişmek için çaba bile sarfedemez duruma geldiler..

İlk beşte üçüncü sırada yer alan şirket Microsoft. Yazılım sektöründe emin adımlarla ilerleyen şirketin başarısız olması zaten beklenemezdi. Şirketin hisseleri istikrarlı bir şekilde değerini koruyorken rakiplerine zirveyi teslim etmek istemeyen şirket her geçen gün innovasyonlar yapmaya çalışıyor.

ABD’de yaşanan hareketli seçim süreci adaylardan Barack Obama ile Cumhuriyetçi Parti başkan adayı Mitt Romney’in çekişmesi News Corporation’ın hisselerinin değer kazanmasına sebep oldu. Başkan adaylarının seçim süresince reklama önem vermesi şirketin bir sure daha yüksek gelirli kimselerin vazgeçilmez hisselerinden biri olacakmış gibi görünüyor.
İlk beşin sonunda yer alan şirket ise QualComm.. QualComm cihaz ve hizmetleri kişiselleştirerek, daha ekonomik olarak tüketicilere ulaştırmayı amaçlayan, oldukça yüksek firma değerine sahip olan bir şirket.

Amerikalıların Harcamaları

Ayrı bir dünya orası dediğimiz bir ülkedir Amerika. Her yenilik orda test edilir, halk tarafından onaylanır, kullanılır, geliştirilir ve hemen eskir, bir üst modeline merhaba denir ve döngü bu şekilde sürer gider. Bu sürecin sonunda biz “geri kalmışlar” o ürünlerle tanışırız ve çoktan eskiyen, yenisi çıkan/çıkmak üzere olan ürünle başbaşa kalırız. Bu denli hızlı tüketen Amerikalılar acaba bütçelerinin hangi kısmını ne gibi harcamalar için kullanıyorlar diye merak ediyorum. Aklıma en başta öyle şişmanlar ki muhtemelen inanılmaz bir yemek tüketimi vardır diye düşünüyorum. Ancak konuyl a ilgili yaptığım kısa bir araştırma sonrasında anlıyorum ki aslında bütçelerinin çok küçük bi rkısmını beslenme masrafları için kullanıyorlarmış bu insanlar.

Gelir düzeyi açısından sıradan sayılabilecek bir Amerikalı’nın bütçesini en çok iki tip harcama sarsıyor: Konut edinme & Sağlık !

Sanırım sağlık konusunda yaptıkları harcamaların o denli fazla olmasına şaşırmadınız çünkü bu tüketim toplumunda konsantre yiyecekler obeziteyi adeta kaçınılmaz son olarak gösterirken, bu hastalıktan ancak ve ancak mükemmel bir tedavi süreciyle kurtulabiliyorsunuz. Yani sağlık harcamalarının bu denli yüksek olması, Amerikalıların sağlıksız ve “bolca” beslenmelerinin bir ürünü.

Amerika büyük bir ülke, hemde çok büyük bir ülke. Londra, Paris gibi metropollerde gelişen toplu taşıma Amerika’da aynı mükemmeliyette değil ne yazık ki. Bu nedenle orada insanlar, hani derler ya araban yoksa yandın, özel araçları olmadan bolca seyahat edemiyorlar. Hani kimisi der ya, markete bile gidemiyoruz diye, işte o denli vazgeçilmez bir unsur hususi araçlar. Durum böyle olunca neden bütçelerinin en büyük kısmını sağlık ve konut harcamaları kapsarken, taşıtlara harcanan masraflar göz ardı ediliyor diyebilirsiniz. Ancak unutmamak gerekir ki, petrol madenine sahip ülkelerdeki Amerika hakimiyeti sebebiyle, taşıtlara yakıt sağlamak aslında hiç de büyük bir harcama gerektirmiyor orada.. Yakıtlar ucuz, taşıtlar için yapılan harcamalar da o denli az..

Konut sektörüne gelince.. New York gibi bir şehirde yaşamak istiyorsanız gerçekten devasa bir birikiminizin yada istikrarı bir bütçenizin olması gerekiyor.Avrupa Birliği ülkelerinde de olduğu gibi , Amerika’da da eğer ev sahibi olmak istiyorsanız, yaşamınızın büyük bir bölümünde elde edeceğiniz kazancı bir bankanın kasasına doldurmak zorundasınız.

Sanırım Amerika güzellikleriyle göz boyadığı kadar, harcamaya dayalı yaşam şekliyle de vatandaşlarının büyük bir bölümünün gelirine de el koymaktan çekinmiyor…

Euro Bölgesini Kurtarın!

Sanırım 2010-2012 yılları arasında iktisat alanıyla ilgilenmeye başlayan biri için, gündemdeki haberler ders kitaplarından daha fazla yarar sağlıyor. Euro bölgesinde yaşanan karmaşık kriz ortamını çözmeye yönelik atılan adımlar, görüşülen kurtarma paketleri, belirlenen stratejiler ekonomi alanında pratik yapmak için bulunmaz fırsat!

Eylül 2012 sonu ile Ekim 2012 ortasında Euro Bölgesinde meydana gelen ilginç olaylardan söz etmek istiyorum. Avrupa Birliği’nin devleri, AB iktisadi istikrarını derinden sarsan başta Yunanistan, İspanya , İtalya gibi ülkeleri borç batağından kurtarmak için “500 milyar euro” seviyesinde kredi sağlamayı planlıyorlar.

Almanya, İngiltere ve Fransa’nın önderliğinde görüşülen kurtarma paketi’ni finanse etmek için Fransa’nın belirlemiş olduğu vergilendirme stratejisi de oldukça ilgi çekici gözüküyor. Fransa Başbakanı Jean-Marc Ayrault, geçmişte Osmanlı İmparatorluğu’nda uygulanan farklı vergilendirme sistemine benzeyen bir vergi politikasını uygulamaya koyacaklarını belirtti. Osmanlı İmparatorluğu’nda Şer’i ve Örf’i ana başlıklarıyla belirlenen, zekat, haraç , öşür, cizye, avarız, tekalif-i sakka gibi alt başlıklara ayrılan değişik vergilendirme sistemlerinden haberdarız. Fransa’nın belirlediği yeni vergilendirme sistemi Osmanlı’da görülen uzun soluklu bir politika olmamakla birlikte o denli kapsamlı da olmayacak gibi görünüyor.

Söz ettiğim kurtarma paketini finanse etmek için yeni politikalar geliştiren Fransa yılda 1 milyon eurodan fazla kazanan vatandaşlarına gelirlerinin %75’inin vergilendirmeye karar verdi. Söz konusu kararın Fransa’daki etkinlerini belirtmek için Fransa’daki yüksek gelirli vatandaşların avukatlığını yapan François Tripet’ten söz etmek istiyorum. Ünlü ve alanında başarılı avukat, müvekillerinin Fransa’da alınan %75’lik vergilendirme kararından sonra ülkeyi terk etme kararı aldıklarını belirtiyor. Dünyaca ünlü Fransız şirket LVMH Moët Hennessy ürettiği lüks ürünlerle modanın kalbinin attığı sayılı ülkelerden biri olan Fransa’nın prestij kaynağı. Louis Vuitton’un da bu lüks şirketler grubunda yer aldığını belirtmek istiyorum. Son zamanlarda medyada Louis Vuitton’un Fransız vatandaşlığını bırakıp Belçika’ya gideceği gündemde. Louis Vuitton’un bu kararı almasının nedeni olarak, François Hollande hükümetinin yeni vergilendirme sisteminin sebep olduğu konuşuluyor. ( Euronext borsasında MC adıyla yer alan LVMH Moet Hennessy şirketler grubunun prestij kaynaklarının başında Louis Vuitton geliyor. Belçika’ya yapmış olduğu yatırımlardan dolayı Bay Vuitton artık Fransa dışındaki bir ülkede markasının keyfini çıkarmak istiyor.)

Kurtarma paketi ile ilgili atılan adımlarda vergilendirme sistemi nedeniyle eleştirilen Fransa’nın yanında mağdur duruma düşecek devletlerden biri olan Almanya, bu paketin %27’sini finanse edecek. Krizde olan Yunanistan, İtalya, Portekiz, İspanya gibi ülkelerin her birinin ekonomik durumundaki olumsuzluklar farklı sebeplerden kaynaklanıyor. Her birinin mali sorunu aynıymış gibi tek bir kurtarma paketi öne sürmek sorunların çözümü olacak mı belirsiz. Farklı vergilendirme sistemiyle ekonomiyi kalkındırmaya çalışan devletler ve imparatorluklar başka mali sorunlardan dolayı şimdi tarihe karıştılar.. Tarihin tekerrürden ibaret olduğunu belirten kişiler, bakalım Euro bölgesi için nasıl bir değerlendirme yapacaklar?

Geçmişe Gitmek Artık Çocuk Oyuncağı

Yaşamımızın “keşif” dönemi olan çocukluk ne kadar da özeldi. Bu dönemde genelde hatalar yapar, bedel ödemez ancak ders alırdık, tecrübe edinirdik. Yaşam süremiz boyunca yaptıklarımızdan sorumlu olmayacağımız tek dönem sanırım o güzel yıllardı.

Rio de Janerio- Brezilya doğumlu olan Dünyaca ünlü yazar Paulo Coelho’nun çocukluk yıllarıyla ilgili şöyle bir sözü var:

Çocukken; herşeyin sahibi olmak için büyümek isterdik.
Büyüdük; Şimdi herşeyden uzak olmak için hep çocuk kalmak istiyoruz.

Doğru, herşeyden uzaklaşmak için çocuk kalmak istiyoruz ve bunu da bir şekilde başarabiliyoruz. Yediden yetmişe her kesime hitap eden son model oyun konsolları, binlerce oyun türü, teknoloji desteğiyle artık üç boyutlu olarak odalarımıza kadar gelen “hayal kahramanlarımız” bizleri geçmiş yıllara götürüp, geçmişimize gömülen o güzel anıları bir anlık da olsa günümüze taşıyor. Geçmişe dokunmamızı sağlayan oyunların önde gelen üreticilerinden olan Japon firması Nintendo, her geçen gün evimizin sınırlarını aşmamızı sağlayan ürünlerle bizleri şaşırtıyor. Bildiğiniz gibi Wii isimli oyun konsolu her türlü sporu ve diğer etkinlikleri evimizin sınırları içerisinde gerçekleştirmemizi sağlarken “çocukluk yıllarımıza geri dönmemize” de yardımcı oluyor.

Dört duvar arasında geçirdiğimizin sürede geçmişle geleceği bağlayan bu tür oyun konsolları artık evlerimizin dışında da güzel vakit geçirmemizi sağlayabiliyor. Aşağıdaki videoda da görebileceğiniz gibi artık çeşitli sinyallerle, oyun konsollarına uzaktan da bağlantı sağlayıp aktif ve neşeli zamanlar geçirebileceğiz. Zihnimizde şekillenen kahramanlar boyut değiştirip karşımızda olabilecek, onlarla aynı ortamı paylaşabilecek, onlarla sanal paylaşımlar gerçekleştireceğiz.

http://www.youtube.com/watch?v=NdOEJfezcs0&feature=player_embedded