Nükleer santrallerle ilgili yeni bir bakış açısı kazandım!

Türkiye’de nükleer santrallere karşıyım.Bunun nedeni de Türkiye’nin teknolojik altyapsında güvenmemem. 1999 yılında büyük bir deprem felaketi geçirdik ancak bu gün depremle ilgili olarak evdeki kapı eşiklerinin altına saklanmaktan daha öte bir ilerleme kaydedemedik. Bu kadar korunma imkanı varken depremle başa çıkamıyorsak nükleer santrallerin güvenliğiyle nasıl başa çıkacağız inanın aklım almıyor. Bu konu hakkında Sabancı Üniversitesi’nden bir görüş sunulmuş.Japonya’da Fukuşima felaketinin ardından, nükleer enerjinin ‘sosyal’ olarak kabule edilemez hale geldiğini söyleyen Güler Sabancı, “dünya nükleer enerjiden vazgeçme lüksüne sahip değil” demiş. Ardından ABD’deki insanların tatile çıkacağını ve bu tip durumların araba kullanımıyla birlikte enerji tüketimini artıracağı saptanmış. Bunun sonucu olarak da enerji kullanımında fiyatların artacağı şeklinde bir görüş hakim. Türkiye’nin stratejik önemini gözardı etmek oldukça saçma bir yaklaşım olur. Rusya ve Ortadoğu arasında çok önemli bir yer teşkil eden Türkiye bu durumun vatandaşlarına yansıması konusunda akıllıca davranmalı. Artık güç Ortadoğu’ya doğru kayıyor ve Türkiye bunun kıymetini bilirse eminim nükleer santrallerden başka alternatif yollar ortaya çıkarılabilecektir. Nükleer santrallerin bizim ülkemizde güvenli olmayacağı yorumunun sonsuz destekcisiyim. Gelişmekte olan bir ülke söz konusuysa ve bu ülke de Türkiye’yse kızmak,darılmak,gücenmek olmasın ancak teknolojik konularda oldukça yetersiziz.Nükleeri korumanın da teknoloji ve disiplin işi olduğu görüşündeyim. Yani hani bir laf vardır Türkiye’de yaygın olan “Japon Yapmış!” diye.Ama Japon bu kez yapamamış, bu konuda yeterli miyiz kendimizi sorgulayalım..Nükleer için ayrılacak bütçeyi olası bir patlamayla iki kat zarara çevirmektense bu bütçeyi şimdiki eğitim ve alt yapı sorunlarına ayırsak fena mı olur?