«

»

Jun 15

Geleceğin için: Sürdürülebilirlik

Yenilik peşindeki markalar, piyasadaki artan rekabetle birlikte doğaya duyarlı olup tüketicinin ilgisini çekmeye çalışırken bu tavırlarını sosyal sorumluluk bilinci göstererek değişik boyutlara ulaştırabiliyorlar. Mevcut dönemin trendleri arasına giren “sürdürülebilirlik” kavramı, firmaları “fark yaratmaya” doğru koşaradım sürüklüyor. Sınırlı kaynakları verimli düzeyde kullanmaya çalışan üreticiler, sürdürülebilirlik çalışmaları yaparken tüketicilere de adeta ortaklık teklif ediyorlar. Geleceğini güvence altına almayı hedefleyen bilinçli bireyler doğa dostu ürünleri seçerken Dünya’da bıraktıkları karbon ayak izlerini ise silmek için azami gayret gösteriyorlar. Günümüzde sürdürülebilirik önemi geç algılanmış ancak gelişme göstererek ilerleyen bir kavram. Bu kavram, geleceğini bilinçli bir şekilde tasarlayan ve koruyan kimselerin can simidi olacak projelerin çıkış noktası olacak gibi görünüyor. Öyleyse öncelikle sürdürülebilirliğin basit bir tanımını yaptıktan sonra, gerçek ve tüzel kişilerin gelecek için ne gibi çalışmalar yaptıklarından söz edelim.


SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK NEDİR?

Eğer Dünya insanların yuvası olmaya devam etmeliyse, bu amaca ancak sürdürülebilir bir alt yapı hazırlayarak destek olabiliriz. Dünya’da kalıcı olmak, doğayı her daim kullanabilmek çevresel temizliğe önem verirler, kısıtlı kaynakların verimli bir şekilde kullanılmasıyla gerçekleşebilir. Yani en kısa açıklamasıyla “ günü kurtarmak yerine yarın için pozitif değerler simgeleyen çalışmalar yapmak” sürdürülebilirlik için atılan bir adımı temsil eder.

NEDEN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK?

Doğayı temel alarak sürdürülebilirlik çalışmalarını değerlendirmek eksik bir yaklaşımı temsil eder. Firmalar çalışanlarının verimliliğini, müşterileriyle iş birliği yapabilmeyi ve en önemlisi geleceği önemsemeyi, gelecek farkındalığını geniş kitlelere aşılamayı göz önünde bulundurmalılar. Eğer bu noktalar doğrultusunda çizilen bir yolun varlığı söz konusuysa, bu durumun etkileri finansal, çevresel, toplumsal ve global düzeylerde başarı elde edilecektir.

KABUL EDİYORUZ, SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ÖNEMLİ!

Ancak bireysel kabullenmeler genellikle Dünya’yı kurtarmak için pek yeterli olmuyor. Sürdürülebilirlik bir ortaklık işidir. Firmalar geliştirdikleri yaratıcı iş stratejileriyle tüketiciyle ortak çalışmalar yapmak için kolları sıvar. Bu girişimin başarıyla sonuçlanabilmesi için iyi tespitlerin yanında kaliteli çalışmaların varlığı önem teşkil eder. Küresel ısınma ile gelen susuzluk tehdidi ürkütücü senaryolarla gözler önüne seriliyor ancak hala tüketiciler bu senaryolardan etkilenip etkili girişimlerde bulunmuyor. Peki bu umursamazlık kimin eseri? Malesef seçilen strateji “herşey felaket olacak” mesajını verdiği için pek de etkili olamıyor. Türkiye’de bazı firmalar söz konusu olumsuz mesajın doğruluğunu kabul ederken, pozitif yaklaşımlarda bulunarak “daha iyisini yapabiliriz!” sloganını adeta varlık amaçları haline getiriyorlar.

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK İÇİN NELER YAPILIYOR?

31 Mayıs 2012 tarihinde “Sürdürülebilir Markalar Konferansı”na katılma fırsatı buldum. Söz konusu konferansa damgasını vuran bir marka olan Unilever sürdürülebilirlik çalışmalarıyla ilgili gerçekleştirdiklerini bizlere aktararak “daha iyisini yapabiliriz!” sloganıyla günü sonlandırmamıza vesile oldu.
Öncelikle karbon ayak izi kavramının açıklamasıyla başlayalım.

KARBON AYAK İZİ NEDİR?

Karbon Ayak izi miktarı, karbondioksit cinsinden ölçülen ve insanlar, çoğunlukla firmalar tarafından üretilen sera gazı miktarı açısından çevreye verilen zararın ölçüsüdür.

Küresel ısınmaya neden olan ve yüksek seviyelerde gezinen karbon ayak izi su kaynaklarımızın erkenden tükenmesine yol açabilecek etkili bir yapıya sahiptir. Global bazda karbon ayak izinin yüksek seviyelerde seyretmesine sebep olan ülkeler başta Çin olmak üzere, ABD, Avrupa Birliği, Rusya, Brezilya şeklinde sıralanabilir. Sıralanan ülkelerin ticaret potansiyellerine bakıldığında üretimin ve tüketimin maksimum düzeylerde olduğu sonucuna varabiliriz.

Türkiye açısından durumu değerlendirirsek doğaya zarar veren birçok firma, doğurdukları olumsuz sonuçları azaltabilmek adına iş stratejileri oluşturmaya çalışıyor. Unilever 2008-2009 yılları arasında 7 farbikasında gerçekleşen CO2 salınımının azalmasına vesile olmuştur. 2008 yılında karbon salınımı 85,80 kg/ton iken 2009 yılında bu rakamlar 84,38 kg/ton düzeylerinde seyretmiştir. Söz konusu azalma tüketiciyle üreticinin ortaklaş hareket etmesinin bir eseri olup firmanın çevreye olan duyarlılığını da gözler önüne sermektedir.

Günlük hayatta tüketittiğimiz birçok ürünü ambalajından çıkartıyoruz ve söz konusu ambalajları atık olarak evimizden uğurlarken bu vedanın sonuçlarını hiç de umursamıyoruz. Ambalaj atıkları bitki düşmanı olmakla birlikte toprakta yaşayan birçok canlının da hayatının sonlanmasına neden olabilecek kadar tehlikeli materyaller barındırıyor. Yine bu konuyla ilgili olarak Türkiye’de yapılan bir çalışmaambalaj atıklarının azaltılması yolunda atılan adımların sevindirici haberlerini veriyor.

2009 yılında 411 ton Plastik, 222 ton Alüminyum, 15 ton Çelik-Teneke ve 20 ton Karton-Kağıt atığı Ar-Ge çalışmaları sonucu Unilever girişimiyle azaltıldı.

GELECEĞİNİZ İÇİN HAREKETE GEÇMEK İSTİYORSANIZ İŞE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİKLE BAŞLAYIN!

Firmalar sermayelerinin bir bölümüyle Dünya’nın mevcut kaynaklarını kalıcı kılmaya çalışırken biz ne yapabiliriz ki diye düşünmemeliyiz. Günlük yaşantımızda gerçekleştireceğimiz küçük girişimlerle bizler de kaynakların kalıcı olması için firmalarla ortak çalışabiliriz. Bu durumda mobilya düzenimizden, aydınlatmamıza, temizlik alışkanlıklarımızdan, ısınmaya birçok alanda yapacağımız radikal eylemler geleceği verimli kılabilir.

Enerji tasarrufu sağlayan ampuller hem çevre için hem de göz sağlığımız için hayatımızda yer almalılar. Değiştireceğiniz ampuller %80 oranında tasarruf sağlarken hem kendiniz için hem de Dünya için bir adım atmış olacaksınız!

Oturma odaları, çalışma alanları genellikle kişinin zevkine ve motivasyon şekline gore düzenlenirken artık bu etkenlerin yanına bir de aydınlatma kavramını eklemelisiniz. Gün ışığından maksimum düzeyde faydalanmak için yeniden tasarlayacağınız yaşam alanlarınız, geleceğin verimli yaşam alanlarının habercisi olabilir!

Elde yıkanan bulaşık ve çamaşırlar kişiyi bedenen yıpratırken, su kaynaklarının da adeta kökünü kurutabiliyor. Böylesi olumsuzluklardan kaçınmak için sürdürülebilirlik adına atacağınız adımlar kurtarıcınız olabilir! Tam olarak doluyken çalıştırılan çamaşır ve bulaşık makineleri hem zamandan tasarruf etmenizi, hem bedenen daha zinde olmanızı hem de kaynakların akıllıca kullanılmasına yardımcı olacaktır.

Olası bir elektrik kesintisinde açık konumda olan elektronik cihazlar siz evde yokken dahi yeniden elektrik bağlantısına kavuştuklarında zarar görebilirler. Bu nedenle kullanılmayan her elektronik alet mutlaka kapalı durumda bırakılmalıdır. Gerçekleştireceğiniz bu eylem hem ekonomik açıdan bütçenize olumlu bir etki yapacak hem de sürdürülebilirlik adına atılan öenmli bir adım olacaktır.

Çeşitli firmaların sürdürülebilirlik adına gerçekleştirdiği eylemlerin rekabet halinde olması dah akaliteli girişimlerin daha faydalı sürdürülebilirlik çalışmalarının ortaya çıkmasına vesile olacaktır. Tüketiciler olarak bu rekabette ortaklarımıza destek vermeil, geleceğimiz için birşeyler yapmaya başlamalıyız.

Bu yazıya Türkiye Fütüristler Derneği’ne bağlı bulunan Genç Fütüristlerin web sayfasından da ulaşabilirsiniz.