«

»

Aug 10

Londra’daki İsyan // London’s Shame!

Hani bir söz vardır, “Davlulun sesi uzaktan hoş gelir” derler.İşte bu sözün ne anlama geldiğini biliyordum ancak yaşaması daha vurucu oldu benim için. Avrupa’daki gençliğe eğitim olanakları açısından hep özenmişimdir. Oxford,Cambridge,London School of Economics gibi bir çok ünlü okulun yer aldığı sınırlarda yaşayan gençler benim için çok şanslı insanlardı.Ayrıca öğrendim ki bu gençler bu okullara girerken ödedikleri ücret , göçmen olarak gelen bir öğrencinin ödediği miktardan çok daha az. Türkiye’ye dönmeden önce,olayların nasıl sonuçlanacağını görmeden önce bu yazıyı yazıyorum,yani şu an Londra’dan bildiriyorum:YAZIK!
Haberlerden takip ediliyordur,biliyorum.Ama tam yanı başınızda olayların gerçekleşmesi ve aynı anda başarma hırsına kapılan göçmenlerle aynı yerde olmak durum deperlendirmesi yapmak için ele geçen nadir fırsatlardan sanırım.
09.08.2011 tarihinde marketlerin bulunduğu bölgeye yürümek ve oradan bir şeyler almak istemiştim.Yürümeye başladığımda sokakta buldukları köşe başlarında dikilen,boş banklarda oturan ve öylece duran yaklaşık 15-16-17 yaşlarında gençler ve çocuklar gördüm. İşin ilginç yanı da bu insanların hemen yanıbaşında da polisler duruyordu. Ancak ne bir itiş kakış ne de bir uyarı vardı ortalıkta. Değindiğim konu Londra’dan başlayarak bütün Birleşik Krallık’a yayılan , twitterda #londonriots olarak binlerce yoruma vesile olan ingilizler için çok önemli ama benim için acınası ve komik olay. Biraz önce söz ettiğim çocuklar ve gençler Londra’nın her yerinde kargaşaya neden olan kişilerdi.Haberlerden ve enkazlardan gördüğümüz kadarıyla oyuncakçı dükkanlarından oyuncaklar,süper marketlerden pirinç,alkol(e burası İngiltere,elektronik mağazalarından HD,İpad,İphone çalan isyancılar bu çocuklar ve gençlerdi.İngiltere’de çocuklara fiske atamazsınız çünkü bu bir suç. Coplayamazsınız,itemezsiniz,dövemezsiniz.Öyle ki polislerin büyük bir kısmının belinde silah bile yok zaten,şiddet uygulayamazsınız.Yaşanan bütün felaketler,gün boyu,günelerdir duyulan siren seslerini düşünürsek eğer bu insanların derdi nedir? Olayların çıkış noktası 3 gün önce bir zencinin vurulmasıydı. Ancak bir zenci bile olayların bu kadar büyümesine isyan etti ve işin kendi meseleleri olmaktan çıktığını ve giderek çirkinleştiğini söyledi.Burada yalnızca anneye sahip olan yeni doğan bebekler sokakta kalıp ilerde bu gün bu olaylara sebep olup “vandal” sııfatını taşımasın diye devlet onlara ev veriyor,yaşayabilme hakkı veriyor. Daha bir çok imkanları ve hakları var burada çocukların. Yaşamaya,iyi yaşamaya hakları var.Öte yandan Türkiye geliyor aklıma. Bizim ülkemizde üniversiteye girmek için servet dökenler,servet dökmeyip de bankalardan aldıkalrı krediyle çocuklarını üniversiteli yapmaya çalışanlar var.Sınavı kazanamayıp intihar edenler,canlarından olanlar var.Tinerciler,hırsızlar,sabah uyandığında ne giyeceğini düşünmek zorunda kalmayan çünkü zaten tek kıyafetiyle yatan çalışan yoksulluk seviyesinin en altında yaşayan insanlar var ülkemizde.Elimde şansım olsaydı,Oxford’da ya da LSE’de üniversite okumaya şansım olsaydı (tabiki de hepimizin şansı var ancak Londra’da yaşamak kolay değil) belki şu an çok daha farklı bir konumda çok daha farklı yerlerde ve çok daha farklı konularda fikirler üretebiliyor olabilirdim. Ancak öte yandan gelin görün ki serserilikten başka bir şey yapmayıp,elindeki olanağı değerledirmeyen buradaki gençleri görünce insan şunu düşünüyor: bu olanaklar bizim ülkemizde olsaydı ne beyin göçü olurdu ne de bu kadar dışa bağımlı olurduk.Yıllarca çalışıp,uğraşan ingilizlerin dükkanlarını yağmalayan ingiliz çocuklarına kötü bir görüş sunmak isterdim. O da şu olurdu. Göçmenlik şu an durdurulan bir uygulama İngiltere’de. Ancak bu kadar gelişmiş bir ülkeyi böyle gençlerin beyinlerine emanet edecek bir devlet olmasa gerek.Belki de böyle yaparak onlar, bizlerin önlerini açmış oluyorlar.
Bunca olanağı kötüye kullananları görünce insan çok garip hissediyor.Somali’de çocuklar açlıktan ölürken burda çocukların HD televizyon çalma amacı uğruna evler yanıyor,polisler yaralanıyor.Dünya’nın ilginç bir adaleti yok aslında. Dünya’da farklı sosyo-ekonomik olanakları yaşayan beyinlerin davranışlarıyla şekillenen adaletler var.