«

»

Nov 23

Başarı ve Para

Para yapmak,yaptığınız işin karnesidir.

Bu cümlenin sahibi şu sıralar “para-başarı” arasındaki ilişkinin konuşulmasına neden olan Ali Sabancı’dır. Konu hakkında düşünülürse,bir münazarada sıkı iki grubu birbiriyle yarıştırabilecek bir ikilidir “para ve başarı”.

Birinci grubun konusu “Para başarıyı getirir ama başarı parayı getirmez” olacaktır. İkinci grubun konusu ise “Başarı parayı getirir ama para başarıyı getirmez”.

Öncelikle birinci grubun çıkış noktasını ele alalım ve bu iki kavram arasında akıl yürütmeye çalışalım. Varlıklı aileler genellikle çocuklarını iyi bir eğitim almaları için yurt dışındaki tanınmış okullarda okumaya yönlendirirler. Yurt dışına çıkan çocuklar, ailelerininkine göre tümden değişik bir kültürün içerisinde büyürler ve ülkelerine dönerler. Bu tarz yetişen çocuklar genellikle diğerleri arasından sivrilirler. Şirketler,kuruluşlar “yurt dışı” temelli kişileri meraklı bakışlarla,ilgiyle değerlendirirler. Yani toplumun büyük bir kesiminden farklı olan bu birey değişik pozisyonlarda görev alır ve gayret ederek yüksek maaşlı işinde hayatını devam ettirir.

Durum şöyle de olabilirdi. Ailesinin şirketine egemen olacak olan kişi toplumun büyük bir kısmından farklı olabilecek şekilde eğitilir ve kendi imparatorluğunu geliştirmek üzere işe koyulur.

Her iki durumda da başarı,parayla gelmiştir. Ancak bu işin “görünen” yüzüdür. Bireylerde var olan potansiyel,motivasyon,girişimci yapı ve analitik düşünme sistemi bir de paranın gücüyle birleşince ortaya tarihi başarılar çıkabilir. Yani para merkezli olarak toplumda “bir fark yaratılsa” yeterli olur.

Parayla gelen bu başarının aslında bireyin hedeflerine ve potansiyeline bağlı olduğu sonucuna varmak güç değildir. Yani tek başına maddi güç kişiyi belirli bir seviyeye kadar getirebilir. Ancak maddi güç desteği yitirildiğinde kişi yeniden olduğu yere geri döner.

Parayla gelen başarının fırsat eşitsizliğine güzel bir örnek oluşturduğu kanaatindeyim. Potansiyeli olan bir genç maddi destek alamadığı için yükselemezken, diğerine göre daha sönük bir ışığa sahip olan ama maddi yönden ezici güçte olan kişinin yükselebilmesi ve hem de bu eylemden sonra maddi yoksunluğa maruz kalana hükmetmesi eşitsizliğin en acımasızıdır.

Konuya bir de “Başarı parayı getirir” perspektifinden bakalım.

Ali Sabancı’nın söylediği bu cümlenin değerlendirilmesi aşamasında alanında uzman kişilere konu hakkında sorular yöneltilmişti. Soruları yanıtlayan uzmanlardan Mümin Sekman’ın verdiği bir örnekten yola çıkarak “başarı parayı getirir” konusunda yorum yapmak istiyorum. Yazar Orhan Veli ve Van Gogh isimlerini örnek olarak sunmuştur. Her iki isim de para kazanamadıkları için başarısız mı sayılmalıdır?

Para odaklı yapılan eylemler her zaman başarıyı getirir demek yanlıştır. Ali Sabancı “Para yapmak,yaptığınız işin karnesidir” cümlesini sarfetmesi, Orhan Veli’nin başarısız bir karneye sahip olduğu sonucunu akıllara getirebilir.

Başarının sürekliliği,paraya egemen olmayı sağlar. Zaten kimse ilk başarısında milyonlar kazanmamıştır. Kazanılan bu ilk zafer,kişiyi motive etmiştir ve kişiyi daha fazlası için çalışmaya yöneltmiştir.Birikerek dolmaya başlayan başarı kutusu da sonunda diğer başarı kutularından daha yüksek seviyede doluluğa sahip olduğu için ödülü kazanır. Burada ödül paradır.

“Başarı” kriteri kimsenin ulaşamadığı düzeyde bir alanda sivrilmek,rekor kırmaktır. Bu durumda da nadir rastlanan sonuçlar ödüllendirilmeyi hak eden sonuçlar kategorisine girerler.

Paranız çok olabilir ancak bu miktar sizin başarınız olmak zorunda değildir. İllaki bu bol sıfırlı hesap cüzdanlarının sıfırları artarken yoğun çalışmayla gelen,yoktan var edilen bir serveti oluşturma amacını düşünmeden çalışan bir bünye mevcuttur.