Teknolojik Gelişmeler ve Ekonomi

Aklınıza bazen olur olmadık konularda sorular gelir. Durup düşünmeli miyim dersiniz yoksa ne olacak ki belli bir sonuca ulaşsam diye vazgeçersiniz zihninizdeki merak duygusunu doyurmaktan.

Ben bu gün merak duygumu doyurmaktan vazgeçme lüksüne sahip değildim. Bunun nedeni sabah okudğum kitabın satır aralarında rastladığım ve altını çizdiğim bir sorunun gün içerisinde bir kez daha karşıma çıkmış olması durumuydu.

“Toplumlar arasında yeniliğe açıklık farkları nasıl ortaya çıkıyor?”

Hatta bu soruya daha spesifik açıdan yaklaşırsak, bu gün bizler, birçok teknolojik aygıtı yurt dışından satın alıyoruz da neden bu aygıtı üretme fikri bizim toplumumuzdan çıkmıyor? Neden bu aygıta olan ihtiyaç bizim insanımız tarafından keşfedilmiyor?
Teknoloji tarihçileri tarafından yapılan araştırmalara göre en az 14 açıklayıcı etmen bize bu sorunun yanıtını vermemiz konusunda yardımcı olabiliyor.

Örneğin Toplumdaki ortalama ömür uzunluğu..

Birşeyler keşfetmeye çalışıyorsunuz ve bunun için uzun saatler çalışmanız, okumanız ve dinç kalabilmek için uyumanız, yemek yemeniz gerekiyor. Ulaşmak istediğiniz sonuç eğer sizden 80 sene uzaktaysa, nasıl olacak da ömrünüz bu kadar seneyi görmenize olanak tanıyacak?
(Not: Gelişen tıp ile son yıllarda ortalama ömür süresi uzuyor ve bu nedenle de icat sayıları da çoğalıyor.)

Şimdi sıralayacağım etmenlerden beşi ekonomik temelli etmenlerden oluşuyor.

1. Klasik çağlarda kölelerin var oluşu ve insan emeği arasındaki ilişki
2. Mucitlerin meydana getirdikleri yenilikleri sahiplenme hakkına sahip olma/olamama durumu
3. Teknik eğitim için sağlanacak olanakların varlığı/yokluğu
4. Siyasi sistem
5. Toplumsal yapı ya da aile içerisindeki kazanç dağılımı hiyerarşisi

BAZEN İCATLAR İHTİYAÇTAN DOĞUYOR !

Eğer elinizin altında bir hizmetkar varsa para karşılığında, o kişiye çeşitli görevler verebilir ve onu zaman ayırmadığınız, zorlandığınız alanlarda çalıştırabilirsiniz. Bunun sonucu olarak da bir şeyler geliştirmeye, işinizi kolaylaştırmak için aygıtlar üretmeye kalkışmazsınız. Beyninizi bu konular için yormazsınız.

Ancak günümüzde birçok toplumda iş gücü, insan emeği pahalı olduğu için maliyet nedeniyle yeterince para kaybeden üretici bir de işçilere para vermektense, bu hizmeti,üretimi karşılayacak aygıt satın almayı tercih eder (ya da yapabiliyorsa keşfetmeyi).
Bir yandan düşünelim. Eğer biri sizin saatlerce, günlerce, ya da yıllarca uğraştığınız ve meydana getirdiğiniz bir oluşumdan hiç emek sarfetmeden sahip olursa ne yapardınız?

Sizi bilmem ama ben çıldırırdım. Emeğinin karşılığında patent, oluşumda hak sahibi olma durumu da örneğin Çin’de talep edilemezken, Batı’da patent almak mümkündü. Bunun sonucu olarak da mademki oluşturduğum ve emek verdiğim işte benim payım dahi olmayacakmış gibi kullanılacaksa, bende üretmem mantığı kişinin zihninde oluşuyor.

Eğitim, her alanda var olması gereken bir kavramı temsil ediyor. Matematik, bilim, spor, din, teknoloji, fen gibi birçok alanda kişinin eğitim alması ya kişye bir şeyler katıyor ya da Dünya’ya bir şeyler kazandırıyor. Çağdaş sanayi toplumlarında teknik eğitime önem verilirken, bazı toplumlarda önemsenmeyen eğitim teknolojik gelişmelere engel oluyordu.

Para getirecek çeşitli alanlara yatırım yapan kapitalizm savunucuları varken, bu zihniyetin egemen olduğu bölgede teknolojinin gelişmesine şaşmamak gerek. Ancak Eski Roma ekonomisinde teknolojiye ayrılacak bütçeye yer yoktu.

Son madde ailedeki ekonomik dağılımın açıklayıcısı olacak. Bu konuda günümüzde gelişmiş bölgelerde fazla sıkıntı çekilmese de eminim ki kırsal bölgelerde yaygın sıkıntılar arasında ailenin geçimini üstlenenlerin durumu yer alıyordur. Şehirdeyseniz ya da gelişmiş bir toplumsanız zaten fazla nüfusa sahip olmayan bir aile yapısıyla yaşıyorsunuzdur. Bakmanız gereken çok fazla kişi yoktur. Eşiniz zaten çalışıyordur ve ekonomik açıdan yükünüz hafiftir. Ancak kırsal bölgelerde durum bu kadar basit bir halde değildir. Çalışan tek bir birey ailede geri kalan dokuz kişiye bakmak zorunda olabilir. Örneğin Yeni Gine’de ailede çalışan tek bir birey geri kalan aile üyelerine, akrabalarına bakmakla yükümlüdür.

Tüm bu maddeleri toplumumuza ve Batı toplumlarına ( ya da Amerikan toplumalarına) uyguarsak, sorgularsak durumu neden bazı konularda geri kaldığımızı ya da geliştiğimizi anlayabileceğimizi düşünüyorum.