Tag Archives: AB

Eğer Ortak Bir Para Birimi Olsaydı..

Avrupa Birliği’nin oluşturumasındaki temel amaçlardan birisi söz konusu coğrafyada ticaret hacminin artırılmasıydı. Bu amaç doğrultusunda AB ülkeleri ( İngiltere & Danimarka dışında ) ”tek bir para birimi” kullanmaya karar verdi. Kullanılacak olan bu para birimine “Euro” ismi verildi.

Peki neden tek bir para birimi seçildi ? AB ülkelerinin “Euro” para birimini kullanmasındaki temel etken ilk başta ticari akışı hızlandırmaktı.

Ortak olan para birimleri sayesinde iki ülke arasında gerçekleşen ürün ve hizmet alım satımı oldukça hızlı bir biçimde sonlandırılabiliyor. Ayrıca Euro kullanan ülkeler, farklı para birimlerine sahip olsalardı ticari etkileşim sırasında para değişiminden de öte değişen kurlar sebebiyle karlılık ve hız açısından zorluklar yaşayacaklardı.

Euro bölgesinin bu gün içinde bulunduğu olumsuz durumu bir süreliğine göz ardı etmek istiyorum. Yunanistan, İtalya ve İspanya’da meydana gelen olumsuz durumları bir kenara bırakırsak “para birimi ortaklığı” yapan bu ülkeler aslında ekonomik açıdan oldukça faydalı bir yol seçmişdi. Öyleyse bu girişim neden yalnızca Avrupa Birliği ülkeleriyle sınırlı kalıyor diye bir soru geliyor aklıma. Eğer ortak para birimi ticari ilişkileri kolaylaştırıyorsa, daha faydalı boyutlara taşıyabiliyorsa ve ticaret hız kazanabiliyorsa niçin tüm Dünya tek bir para birimi etrafında şekillenmiyor?

Her yıl Çin ve ABD’den yapılan milyarlarca dolarlık ithalat & ihracat ürünlerini bir düşünün. Türkiye Çin’den her yıl milyonlarca ürün ithal ediyor. Bu ürünlerin ödeme şekli kur farklarından dolayı ya Türkiye ekonomisine zarar verebilecek düzeylere ulaşıyor ya da Çin bu durumdan karlı çıkamıyor. Ancak tek bir para biriminin varlığı söz konusu olsaydı iki ülke arasındaki ticari ilişkiler hem hız kazanır hem de kaybedilen para miktarı oldukça az olurdu.

Komisyon ödemenin söz konusu bile olmayacağı tek para birimini içeren system insanların globalleşmeyle birlikte istedikleri ülkede çalışmalarına olanak da sağlayabilirdi. Bu gün Türk vatandaşları bir Türk Lirası’nın bir İngiliz Sterlin’ine denk olmadığı gerçeğini bilerek de olsa yurt dışında çalışmak için çaba gösteriyor. Eş olmayan para birimleri nedeniyle de düzen kurulmak istenen ülkede maddi sıkıntı çekiliyor.

Para biriminin tek olmasının yararlarının yanında olumsuz etkilerinin de olması kaçınılmaz bir durum. Yalnızca tek birim para birimi olduğunda ne olabilir derseniz güncel bir örnek olan AB & üyesi Yunanistan’ın yaşadığı olumsuz tabloyu gözünüzün önüne getirebilirsiniz. Euro para birimini kullanan Yunanistan’ın ekonomisindeki olumsuzluklar aynı para birimine sahip olan üye devletleri de zor duruma soktu. Yani eğer tüm Dünya’da tek bir para birimi kullanılsaydı, diğer devletlerin benimsediği başarısız ekonomi politikaları, tüm Dünya’da olumsuz sonuçlara yol açabilirdi.

Faiz oranlarının yükselmesiyle birlikte Merkez Bankası para arzını artırarak bu oranları düşürebiliyor. Ancak tek para biriminin varlığı bu tür kuruluşların varlığını anlamsız kılacağından meydana gelebilecek ekonomik bozuklukları çıkmaza sokabilirdi.

Bu konuya kültürel açıdan da bakarak yazımı sonlandırmak istiyorum. Tarih boyunca belirli bir toprak parçası üzerinde hakimiyet kuran padişahlar, krallar bölgedeki egemenliklerini resmileştirmek, bağımsızlıklarını pekiştirmek ve güçlerini göstermek için para bastırıyorlardı. Hatta bu günlerde Türkiye Cumhuriyeti Devleti kendine özgü para birimi sembölü yaratarak farkını ortaya koyma çabasında. Öyleyse tek bir para birimi “globalleşme” amacıyla yapılırken, egemenlik ve bağımsızlık gösterisinin de sonunu getirebilirdi.

ABD’nin gerçekleştirdiği ihracat & ithalat verilerine aşağıdaki tablodan ulaşabilirsiniz. Bu oranların Dolar yerine tek bir para birimi üzerinden yapıldığında ne gibi getirileri olabileceğini düşünmekte fayda var..

Şimdi Yunanistan, Yarın Diğerleri

Yunanistan vereceği kritik kararla ekonomik değerlendirmelerle birlikte tarihten bu güne bıraktığı izlenimele değişik bir yol haritesını elinde tutuyor olacak. Yunan hükümetinin “iflas ettik!” ya da “direneceğiz” kararı birçok alanda değişimlere yol açacak. Birçok alan diyorum ve tahmin edersiniz ki bu alanlardan birisi ekonomiyi içerirken diğeri de kütlürel mirasın ayrıca Avrupa Birliği devletlerinin dengelerindeki değişimleri simgeliyor.

Türkiye’de ekmeğin karneyle dağıtıldığı zamanları büyüklerimiz hala bizlere fırsat buldukça anlatırlar. Aynı durumun Yunanistan’ın “iflas” kararı vermesiyle orada da gerçekleşeceği net olarak anlaşılabilecek bir sonuçtur. Kemer sıkma politikalarının acımasızlığının farkında olan Yunan halkı bu gidişata dur demek, maf olan Yunan ekonomisiyle dışa bağımlılığı artan ülkenin sömürülmesine son verebilmek umuduyla sokaklara dökülüyor !

Yunanistan’ın iflas edip etmeyeceği parşamentoda yapılacak oylamayla belli olacak. Bu oylamadan çıkacak sonuç iflas ettik ya da iflas etmedik olsa bile durumun halka yansıması her iki bağlamda da “olumsuz” hatta “fazla olumsuz” olacak. Yeni Demokrasi Partisi Başkanı Andonis Samaras eğer iflasa karşı alınacak önelmlere itiraf edenler olursa ülkenin yağmalanacağını iddia ederek durumun ne kadar ciddi bir boyuta geldiğini gözler önüne seriyor.

Yunan mirasının bu gün birçok kültüre kaynaklık ettiği düşünüldüğünde meydana gelebilecek bu kayıp ya da utan verici yağmalama olayları hem ekonomiye, daha da önemlisi bir toplumun kültürüne büyük zararlar verebilecek cinsten.

Peki eğer Yunan Parlamentosundan “iflas ettik!” sonucunu destekleyen bir karar çıkarsa, aynı Türkiye’de bir zamanlar olduğu gibi “ekmeği karneyle alma” durumunun dışında ne gibi tatsızlıklar yaşanacak?

1)Memurlara en önemli ve hatta belki de tek geçim kaynakları olan emekli maaşları ödenemeyecek

2)Hayat standartlarının düşmesi bariz bir sonuç olurken bu düşüş”sefillik” boyutuna taşınabilecek

3)Hastaların ve yaşlıların bakımı ilaç bulma sıkıntısıyla birlikte güçleşecek.

4)Ekonomisi dibe vurmuş bir ülkeye kimfayda sağlamaya çalışabilir ki? Yunanistan etrol sıkınıtısı çekecek ve bu da halkın sefilleşmesini hızlandıracak

5)Bu olumsuzluklar içinde değil yatırım yapmak, ekmek elde edebilecek gücü olmayan insanlar yüzünden şirket iflasları ardarda gelecek. Borsa, piyasa oldukça yabancı kelimeler olarak halkın ağzından silinebilecek

6)Nüfusun sefilleşmesiyle birlikte göçlerin başlaması da olasılıklar arasında yer alacak

7)Tarihi şekillendirmiş bir ülke olarak Yunanistan kültürel varlıklarının yağmacıların elinde yok olmasını izlemekten öteye gidemeyecek

Tüm bu felaketlerin olaması Yunanistan’ın vereceği karara bağlı. Ancak bence “iflas etmedik!” demeleri yalnızca yukarda belirttiğim felaket tablosunun makyajlı halini görmemize neden olacaktır. Öyle ki Trokya’nın yani AB-IMF-ECB’nin düzenlediği 51 sayfalık Memorandum ile Yunanistan ekonomik açıdan egemenliğini kısıtlayan kararları kabule tmek zorunda BIRAKILACAK!

Bu kısıtlamalardan bazıları şöyle:

1)Yunan devlet kasalarındaki nakit durumu her hafta sonu Cuma günü denetlenecek

2)Devlet bütçesindeki durum her ay konuyla ilgilenen birimlerce gözden geçirilecek

3)Harcamalar her ay Yunanistan’ın kurtarılmasını sağlayan devletlere raor edilecek

4)Özelleştirmelerin gidişatı her ay denetlenecek

Bu istekler gerekli midir? Bence zaten bütün bu şartlar AB ülkeleri arasında paylaşılan bilgilerdi. Ama tabi diğer AB ülkelerini denetleyen ülkeler yalnızca “müfettişti” ve asla hesa vermezlerdi.

Bu durum şimdi Yunanistan’ın başına geliyor, peki ya İtalya, Portekiz, İspanya ? Sıralanan maddelerin hesi bir bir AB devletlerine uygulanırken bu durumdan karlı çıkanlar Almanya, İngiltere ve Fransa olacak..

Bu gün Ekonomik istikrar ve güç için feda edilenlerin maliyetleri daha önce elde edilen kazançları karşılıyor mu? Bence herkesin sorması gereken soru bu.