Tag Archives: Araf

İlk Kez : Temamın Dışındayım Bu Sefer

Herkesin bir melodisi vardır bende, herkesin bir şarkısı. Çocukluğumdan beri böyledir bu. Kimselere söylemem bendeki şarkısını, bana çağırıştırdığı melodiyi, bendeki notalarını. İlk izlenim gibi birşeydir bu aslında. Ustayımdır bu konuda açıkcası, tam da yerine oturturum yakışan şarkıyı. Yakın ya da uzak, dost ya da tanıdık, öğretmen ya da sekreter olması benim için önemli değildir melodiler seçerken. Notalarım bir yolunu bulur zihnime o kişinin ismiyle birlikte kazınır. Bazen “Esra nerede?” demek yerine “Ah şu papatya falları, çaresiz yüreğim fala mı kaldı şarkısını söylemeyeli çok oldu, sahi o nerede?” diyesim gelir.

Böylesi ilginç bir özelliği nereden kaptım inanın bilmiyorum ama eğlenceli bazen. Ama bazen de kulaklarımı tıkamama neden olabilecek kadar acı verici oluyor bu yönüm. Sevmiyorsam eğer birini, onu aklımdan tamamen silmek istiyorsam ve zaman geçtikten sonra onun şarkısı çalarsa bulunduğum yerde çılgına dönerim. Orayı hemen terk edesim, hoparlörleri kırasım, mırıldanan kişiye bir tokat atasım gelir. Tahammül edemem.

Sokaklarda yürürken, bizler küçükken, kaldırım taşlarının çizgilerine basmamaya çalışmaca ya da her karenin içine yalnızca bir kez basmaca oynamışızdır. Kimisi kendien göre şekiller çizerek yürürken kimisi bambaşka takıntılar oluşturur kendi kendine. Şarkılarla ilgili benimkinden çok daha ilginç takıntılara sahip olan bir karakterin yer aldığı harika bir roman okumuştum zamanında. Elif Şafak’ın Araf isimli romanıydı bu. Söz konusu kitaptaki karakter eğer Sarıyer’den Bağdat Caddesi’ne gidecekse bu yol kaç dakika sürer sorusunun yanıtını rakamlarla süslemek yerine “ 13 tane Hüdayda” demeyi alışkanlık haline getirmişti. Eğer Hüdayda şarkısını 13 defa ardarda dinlerse kendini Bağdat Caddesi’nde bulacağından emindi; eğer trafik varsa bu rakam 16’ya da çıkabilirdi elbet.

Oyun olsun diye mi böyle alışkanlıklar ediniyoruz yoksa yaradılışımızdan gelen bir hediye midir bu huylar bilinmez. Ama ne yalan söyleyeyim böyle olmak, böyleleriyle olmak, bu gibi kişilerin valrığını bilmek, duymak bana neşeli geliyor.

Gülümsetiyor galiba.