Tag Archives: Başarı

Eyvah Mezun oluyorum, şimdi ne olacak!

Henkel İşe Alım ve Eğitim Müdürü Füsun Pars‘tan iş hayatına adım atmaya bir basamak kala faydalı bilgiler içeren makaleyi severek okudum. Yararlı bilgiler içeren, motivasyonu arttıran bu makaleyi paylaşmak istedim.. Keyifli okumalar dilerim.

 

Eyvah Mezun oluyorum, şimdi ne olacak!

Hayatımızın her döneminde çok çeşitli seçimler yapar, birçok önemli karara imza atarız. Meslek seçimi ise yaşamımızdaki en önemli kararlardan biridir ve bu seçim süreci üniversiteden mezun olduğumuzda başlamaz, üniversiteye hazırlanma sürecimizde başlar, başlamalıdır.

Mesleğinizi seçtiğinizde aslında yaşam biçiminizi, sosyal çevrenizi, gelir düzeyinizi, çalışma ortam ve koşullarınızı da seçmiş olursunuz. Tüm bunlar meslek seçiminin ne kadar önemli olduğunun kanıtıdır.

Peki üniversitede doğru tercihi yapmak, üniversitede iken iş dünyasına kendimizi hazırlayabilmek ve doğru mesleği seçmek için nelere dikkat etmeliyiz?

Araştırmak Önemlidir!

Bilgiye çok hızlı erişebildiğimiz dijital bir çağda yaşıyoruz. Bu çağ hızı ile başımızı döndürse de, sorularımızın cevaplarını kolayca bulabiliyoruz. Bildiğimiz mesleklerin yanı sıra bir çok yeni iş alanları da doğuyor. Tüm bu yeni meslekleri araştırıp farkında olmak, gerekliliklerini ve çalışma alanlarını bilmek sizi genelden farklılaştıracak ve farkındalığınızı arttıracaktır. Tüm bu araştırmalara üniversite sınavına girmeden önce başlamak ve üniversite yaşamı boyunca devam etmek çok faydalı olacaktır.

Eğilimlerinizin Farkında Olun! Kendinizi Tanıyın!

Üniversitedeki sınıf arkadaşlarınızı gözlemleyin. Birlikte vakit geçirmekten keyif aldığınız ve pek çok konuda benzer olduğunuzu düşündüğünüz arkadaşlarınızın ve sizin çok farklı karakteristik özelliklere sahip olduğunuzu fark edeceksiniz. Kiminiz bilgisayar karşısında saatlerce vakit geçirmekten hoşlanıyor, kiminiz ise outdoor aktivitelerden… Kiminiz rakamlarla çalışmaktan, kiminiz ise insanlar ile bir arada olmaktan keyif alıyor.

Now What?Yetenek, ilgi ve isteklerinizin farkında olun. Kendinize :

  • Ne olmak ve yapmak istiyorum?
  • Rol modeli olarak kimi almalıyım?
  • Hedeflerim neler?
  • Hedeflerime ulaşmak için nasıl plan yapmalıyım?
  • Nasıl bir yaşam tarzını hedefliyorum?

Sorularını sorun. Bu sorulara verdiğiniz cevaplar sizin kariyer hedefinizin şekillenmesini sağlayacaktır. Mutlaka bir eylem planınız olsun.

Staj ve Part-Time Çalışma Olanaklarını Değerlendirin!

Tecrübe edinmeden hangi meslekten keyif alacağınızdan emin olamamak çok doğaldır. Pek çok genç sadece çevresinden duyduğu ve çok bilinen ve kendisine gerçekten uygun olup olmadığını bilmediği mesleklere yönelerek mutsuz olabiliyor. Belki de genel eğilimler dolayısı ile kendinize hiç uygun olmayan bir mesleğin peşinden bilinçsizce gidiyorsunuzdur. Yazın ya da kış döneminde part-time çalışma ve staj olanaklarını araştırın. Böylelikle, hem iş dünyasına bir adım atmış olursunuz, hem de hangi bölümde çalışmanın size daha fazla keyif vereceğinden emin olursunuz. Mümkün ise farklı bölümlerde staj ve part-time olanaklarını değerlendirin. Bir firmada staja başladıysanız, staj yaptığınız bölümün dışında merak ettiğiniz diğer bölümlerin yöneticileri ile de temas kurma ve onlardan bilgi edinme gayretiniz olsun.

Üniversite Kulüplerinde ve Kariyer Merkezlerinde Aktif Görevlerde Bulunun!

Bundan 10 yıl öncesine kıyasla üniversiteler, çok değerli öğretim üyelerimizin katkıları ve inançlı çabaları ile İş Dünyası ile daha yakın işbirliği içindeler.

Bu organizasyonlarda aktif rol aldığınızda, iş dünyasından pek çok yönetici ile bir araya gelme, onların tecrübelerinden faydalanma imkanı bulur, iş alanları ve meslekler ile ilgili bilgi edinirsiniz. Üniversiteden mezun olup iş görüşmelerine gittiğinizde kulüp aktivitelerindeki aktif çalışmalarınız fark yaratmanızı sağlayacaktır.

Vizyonunuzu Belirleyin!

Size özgü, yaşam felsefeniz ile uyumlu, yaşamınızın anlamını yaşamanızı destekleyecek, gelecekteki hayallerinizi, projelerinizi gerçekleştirmenizi

sağlayacak hedef ve ideallerinizi belirleyin. İş hayatımız yaşamımızın çok büyük bir bölümünü kapsadığından kariyer vizyonunuz ile yaşam felsefeniz arasında bir anlam köprüsü olmalıdır. Yaşam felsefeniz ile anlam ilişkisi olmayan bir kariyer sizi ancak mutsuz edecektir.

Enerji Seviyesi…

İçinizde fırtınalar kopuyor olabilir, pek çok projeniz ve hedefinizi kendi içinizde yaşıyor olabilirsiniz. Bunun dışarıdan da algılanmasını sağlayın. Bunu sizden başka biri sizin için yapamaz. Hedefleri konusunda ne kadar istekli ve kararlı olduklarını, hedeflerinin peşinde gittiklerini gösteren, kendileri için yüksek hedefler koyup, sonuç odaklı davranan ve hayallerinin peşinden giden kişiler her zaman bir adım önde olurlar, fark edilirler ve başarırlar.

İnsiyatif Alabilmek…

Gerektiğinde kendi başınıza kararlar ve hesaplanmış riskler almak konusunda cesur olun. Bilgi ve beceri düzeyinize yatırım yaptığınız sürece insiyatif alabilmeniz daha da kolaylaşacaktır. İnsiyatif alabilmek zaman içerisinde kendinize güveninizi daha da arttıracaktır. Reaktif olmak yerine proaktif olmayı seçin; problemlerin parçası değil, çözümlerin parçası olmaya çalışın. Üniversitede bir projede grup çalışmasında da yer alsanız, iş hayatında bir projenin içinde de olsanız, size bir görev verildi ise onu sahiplenin, ucundan tutmayın. Gerek öğrencilik yıllarında, gerekse iş yaşamında bizlere bazılarını çok severek, bazılarını ise gönülsüzce yapacağımız pek çok görev düşer. Unutmayın, her iş bize bir şeyler öğretir, değer katar. İşi sahiplendiğimizde mutsuz olabilme olasılığımızı da azaltırız. Rutin gibi görünen bazı görevlerde dahi fark yaratabilmenin bir yolu vardır. Bir işi daha verimli ve farklı nasıl yapabilirim diye düşünmek her zaman ilkeniz olsun!

Zorlukları Öğrenme Olanakları Görün…

İş ve öğrencilik yaşamında her zaman işler istediğimiz gibi gitmeyebilir. Bazen yenilgilerimiz ve başarısızlıklarımız da olur. Bu başarısızlıkların kendinize güveninizi zedelemesine izin vermek yerine, gelişim alanlarınızın farkına varmanızı sağlayan olanaklar olarak görmeye çalışın. Aynı zorluklar ile yeniden karşılaştığınızda güçlendiğinizi fark edersiniz.

Yaşam Boyu Öğrenmek…

Kariyer yaşamınızın en başında da olsanız, sonlarına da yaklaşsanız, iş dünyası sürekli bir değişim içinde. Bu değişime ayak uydurabilen ve kendisini hızlıca yeniliklere uydurabilenler fark yaratıyor ve diğerlerine göre daha hızlı ilerliyorlar. Aynı zamanda yine bu kişiler çalıştıkları şirketi daha ileriye daha verimli bir biçimde taşıyabiliyorlar. Değişime direnç göstermek ve eleştirmek yerine, bu değişimin içindeki tehditlerin vez fırsatların farkında olun. “Sürekli Öğrenme ve Gelişim” ilkeniz olsun.

 

Hayat sizin ve onu nasıl şekillendirebileceğiniz ancak sizin elinizde!

Unutmayın, mutlu hissediyorsanız başarılısınızdır.

Başarılı olma kriteriniz MUTLU OLMAK, KEYİF ALMAK olsun.

Herkesin keyif aldığı, mutlu bir kariyer yaşamının olmasını dilerim.

Hedeflerinle Başbaşa Mısın?

Yaşam koyduğunuz hedeflere ulaşabilme ümidinizi koruduğunuz kadar anlamlı oluyor bazen.

Sevgiden yada huzurdan elinizi, eteğinizi çekmiş olduğunuz dönemlerde, amaçlarınız uğruna döktüğünüz terdir sizi ellerinizden tutup göklere çıkaran. Yani eylemlerinize olan inancınız ve “yapabilirim!” diye haykırma cesaretiniz kasıp kavurur bulunduğunuz coğrafyayı ve elbette azminizdir sizi parlak bir yıldız yapacak olan.

Ancak yalnızca başarabilmek midir sizi mutlu kılan yoksa hedefinize giderken yaşadıklarınız mı başarı serüveninize değer katan? Bence hikayenizi yazarken ellerinizi kirlettiğiniz kadar paha biçilir işinize yada vazgeçtikleriniz kadardır sevgisiz ve huzursuz geçen sürenin kıymeti. Yapayalnız olduğunuzu hissettiğiniz ve hayatınızın dönüm noktası olduğunu düşündüğünüz dönemleri hayal edin. Ne kadar da yalnız ve bencil, ne kadar da hırslı ve istikrarlı olduğunuzu düşleyin. Böyle dönemlerde çıkar insanın karşısına “keşke şimdi şöyle bir fırsata sahip olabilseydim” cümlesini destekleyen mucizevi tesadüfler. Aslında mucizedir içinizdeki azmin ve isteğin çekim gücü sizi sürprizlere, tesadüflere iten.

Alman edebiyatçı ve politikacı Johann Wolfgang von Goethe, insanın istek ve arzuları doğrultusunda harekete geçmesine eşlik eden olaylar zincirini şu cümlelerle açıklamış.

“Kişi kendini adayana kadar geri çekilme olasılığını içeren kararsızlık hüküm sürer. Bu her zaman verimsizliğe yol açar, girişimciliği ve yaratıcılığı olumsuz yönde etkiler. Temel bir gerçek vardır ki, bunun yadsınması sayısız düşünceyi ve harika planı öldürür; kişi kendini bir amaca adadığında, evren onunla işbirliği yapar. Başka her türlü asla oluşmayacak güçler ortaya çıkarak kişiye yardım eder. Kişinin verdiği karar sonucunda kendini destekleyen bir olaylar zinciri gerçekleşir; aklının ucundan bile geçmeyen her türlü beklenmedik olay ve yardımla karşılaşır. Düşleyeceğiniz her şey için yola koyulabilirsiniz. Yüreklilik, içinde zekayı, gücü ve büyüyü barındırır. Hemen başlayın!”

Sizi heyecanlandıran hayallerinize ve hedeflerinize ulaşmaya çalıştığınızda yalnız olduğunuzu asla düşünmeyin. Çünkü karşınıza çıkan her fırsat ne bir tesadüf ne de bir şans unsuru. Bu fırsatlar sizin hedefe yada hayallere bağlanmanızın sonucunda gelişen bir oluşumdur.

Düşün, Çok İste, Başar & Kutlaaa !

Kimle karşılaşsam hep aynı kaygı ve belirsizlik var zihinlerde, ne yapacağımı bilmiyorum ileride.. Sanırım taş misali yuvarlana, törpülene yaşıyoruz hayatı. Sanki birileri dağın tepesinden itiyor sizi aşağıya gittikçe gidiyorsunuz eteklere doğru. Ancak kimileri var ki, yolda karşılaştığımız çıkıyor yukarı aşağıya inmek yerine. Bu tip kişiler kişisel gelişim kitaplarından fırlamışçasına ne yapmak istediğini biliyor, nereye gideceğine kendi karar veriyor ve hedefe doğru herkesin gittiği aksi yöne doğru çıkıyor. Rüzgara karşı, direnerek, bilenerek ama kararlılıkla gidiyorlar.

Aslında onlar gibi olmak hayal değil, zor hiç değil. Yalnızca dayanıklılık, kararlılık ve yoğun istek gerektiriyor. Hedefinizin cazibesi ise bu “acılı” süreci tatlandırıyor. Örnek gösterilen CEO’lar, şirket yöneticileri yada sanatçılar aslında bir zamanlar yolda yanımızdan geçen “sıradan yaşayıp sıradışı hayalleri ve tutkuları olan ” insanlar.

Onlardan olmak için izlenebilecek bir yol geliştirdim ben kendime. Yazmayı sevdiğim için ilk iş yazıyorum yapmak istediklerimi uzun & kısa vadede. Kısa vadede olanları kaydedip bilgisayarıma, unutmaya çalışıyorum varlıklarını. Ardından aylar sonra açınca dosyayı diyor ki “gerçekten de yapmışım!”. İnanın isteyince ve kendinize karşı dürüst olunca, potansiyelinizin farkına varınca hiçbirşey imkansız değil. 20 yıllık, 10 yıllık, 1000 yıllık hedefler listesi hazırlayabilirsiniz ama bence zaman periyodu hiç önemli değil. Takip edebileceğiniz, başaracağınıza inandığınız her hedef “gerçekleşebilir”! Düşünün, çok isteyin, başarın ve kutlayın ! 

İste-İnan-Çalış: Başar !

Ses getirmek için, dikkat çekmek için ya da daha mutlu olmak için bir adım ilerlemeniz gerektiğini düşündüğünüzde ne yapıyorsunuz? Aklınızdan ne gibi düşünceler geçiyor? Genellikle itici bir güç “yapabilirim!” derken, istikrar mekanizmanız “sürdürülebilir olmayacak, boşuna çaba gösterme” der.

Sosyal medyada tanıdığınız yada hiç tanışık olmadığınız kimseler gün boyu “olmak istedikleri” ancak “olmaya cesaret edemedikleri” ya da “olmaları kendilerine pek de yakışmayacak” karakterlere bürünürler. Kimisi kendini entellektüel göstermeye çalışırken, kimisi olmak istediği kişiyi taklit eder Ben bu tip insanları başarma kapasitesi olan ancak sürdürülebilir politikalar geliştiremeyecek kişiler olarak görüyorum.

Amaçlar önce istekle, sonra inançla ve ardından “en önemlisi” çalışmayla ürünlere dönüşürler. Ancak istek, inanç ve çalışma bir süreç olup süreklilik göstermediği takdirdeörneğin sosyal medyada, kullanıcıların internet sayfalarını süsleyen cümlelere, fotoğraflara, haberlere dönüşüverirler (hayali ürünlere).

Amaca ulaşmak konusunda inancın gücüne büyük önem veren yazar Claude Bristol “İnanmanın sihri” isimli kitabında, tecrübelerinden yola çıkarak okuyucuya adeta “sende yapabilirsin, yeterki inan!” mesajını veriyor.

Birinci Dünya Savaşı sırasında yazar, zorlu bir dönemden gecerken yaşadığı bir tecrübeyi okuyucuya şöyle aktarıyor:

“When Bristol was a soldier in World War One, there was a period in which he had no pay and couldn’t even afford cigarettes. He made up his mind that when he got back to civilian life “he would have a lot of money”. In his mind this was a decision, not a wish.”

Bristol’un seçimi savaş süresince yaşadığı zor anların ardından çok para kazanmak oldu. Bu bir seçimdi, asla bir istek olmakla sınırlı kalmadı. Claude Bristol’un istikrarlı tavırları, disiplinli çalışma temposu ve en önemlisi seçimine inanması şu an bizim onun hayat tecrübesinden haberdar olmamızı sağlıyor. Kim bilir belki istikrarlı olmak, yoğun çalışmak şu an bilgisayar başında olan size ya da benim hikayemi bir başkasının okumasıyla ödüllendirilebilir.

Eğer istemek konusunda başarılı, inanmak konusunda vasat ve çalışmak konusunda oldukça başarısızsanız, başınızdan Birinci Dünya Savaşında asker olmak gibi felaket geçmediyse yani itici bir gücün eksikliğini yaşıyorsanız o halde ünlü bilim adamlarının, yazarların birkaç sözünü zihninize kazıyıni bir kağıta yazın cüzdanınıza, cep telefonunuza, bilgisayarlarınızın bir köşesine iliştirin.

Benim ilham kaynağım dahi bilim insanı Albert Einstein..

Yazımı onun birkaç sözüyle sonlandırmak istiyorum.

Dehanın 10’da 1’i yetenek 10’da 9’u da çalışmaktır.

Ancak başkaları için yaşanan bir hayat, yaşamaya değer bir hayattır.

Çok zeki olduğumdan değil, sadece sorunların üstünde daha çok duruyorum.

Önyargıları yok etmek, atom çekirdeğini parçalamaktan daha zordur.

Delilik, aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemektir.

Yolculuk etmeyi seviyorum ama varmaktan nefret ederim.

Eğer ne yaptığımızı biliyor olsaydık, buna araştırma denmezdi öyle değilmi?

3. Dünya savaşında hangi silahların kullanılacağını bilmiyorum ama 4. Dünya savaşında taş ve sopalar olacağını biliyorum.

Sadece iki şey sınırsızdır, evren ve insanoğlunun ahmaklığı, ilkinden o kadar da emin değilim.

Neden beni hiç kimse anlamıyor, ama herkes beni seviyor?

Dünyanın Kainat’taki biricik meskûn yer olduğunu farz etmek bile düpedüz cehalettir. Yetkili kişileri – uçan daireler yoktur – iddiasına sürükleyen tabii bir korku veya beşeri bir kibir ve azamettir…

Görelilik kuramım başarıyla kanıtlanırsa Almanya benim bir Alman olduğumu iddia edecek. Fransa ise dünya vatandaşı olduğumu açıklayacaktır. Kuramım gerçek dışı çıktığında ise, Fransa bir Alman olduğumu söyleyecek. Almanya ise bir Yahudi olduğumu açıklayacaktır.

(İSTEK-İNANÇ-ÇALIŞMA)XSÜRDÜRÜLEBİLİRLİK=MUTLULUK veya OLMAK İSTEDİĞİNİZ İNSAN

Stratejik Rekabet için Yeni Alanlar ve Koşullar

Öğrenmiş olduğum disiplinlerin üstüne farklı bir disiplin ekleyebilir miyim? Fütürizmin kazanımlarından birisi bu soruya yanıt verebilmenizi sağlamaktır.

Söz konusu disiplinler üniversitelerde, sosyal yaşamda, aile içerisinde size aşılanan gelenek, kültür ve görüşlerin düşünsel yolculukla, araştırmayla yeni

disiplinlere dönüşmesi durumunda değişen kavramları temsil eder.

Bundan sonraki Cumartesi yazılarımda Fütürizm Okulu konuklarından söz edeceğim ve bu nedenle öncelikle Fütürizm’in ne olduğu konusunda bilgi vererek

ilerlemek istiyorum. Fütürizm İtalya’da ortaya çıkmış bir sanat akımı olmakla birlikte benim gibi günümüz “fütüristleri” sanat akımından bağımsız olarak bu

konuyla ilgilenmektedirler. Fütürizmle birlikte mevcut sosyal, politik, ekonomik olguların gelecekte teknolojideki gelişmelerle ne gibi boyutlara taşınabileceğini

“uzgörmeyi” amaçlayan bir kavram haline gelmiştir. Meydana gelecek olguların pozitif ya da negatif olabilme olasılıklarını teknolojik, bilimsel temellere

dayandıran fütüristler insanlık için olumlu gelecek modelleri tasarlamaya çalışıyorlar.

Üniversitemde 2.dönemini gerçekleştiren Fütüristler Derneği’nin “Fütürizm Okulu” 18 Şubat 2012’de başladı. Konuşmacı IBM Genel Müdürü Eray Yüksek’ti.

IBM’in geçmişinden, günümüzdeki halinden ve gelecek uzgörülerinden söz eden Eray Yüksek başarının,rakamların getirdiği körlük durumundan kaçınılması

gerektiğini belirterek ilk derse başladı. 1992 yılında IBM piyasanın gerektirdiklerini yapamamış, önceki yıllarda geleceği planlamamış ve yok olma noktasına

gelmişti. Bu dönemde yapılması gereken hamle “Stratejik değişiklikler” gerçekleştirmek ve şirketi olumsuz bir gelecekten kurtarmak oldu.

“On Demand Strategy” ile geleceği kestirmeye çalışan IBM müşterilerine uygun iş modelleri geliştirmek için çalışmalar yapmaya başladı.

“Yani yapılan çalışmaların getirdiği başarılar sürekliliği sağlamanız için yeterli değildir. Sürekli başarı için geleceğe bu günden adapte olmanız kaçınılmaz hamledir!”

IBM gibi firmalar genel olarak yazılımda kar ederken “On Demand Strategy” ile donanımda kar etmeye başladılar.

Tek tip insan modeliyle çalışan şirketler tek tip ürünler ortaya çıkarırlar ve bunun sonucu olarak da değişmeyen ürünler, gelişmeyen ya da sıradan pazarlama

stratejileriyle ayakta kalmaya çalışırlar. IBM tek tip insan modelleriyle ilerlemeye çalışmanın imkansız olduğu biliyordu. Eray Yüksek birlikte çalıştığı takımının

tek tip insan modelinden uzak olduğu belirtti. Takım arkadaşları biri aynı zamanda hakem olan bir bankacıdan ( hakem olması nedeniyle ne zaman işi hangi

noktada durduracağını biliyordu ) ,her Perşembe ingiltere’de bütün dinleri bir araya getiren bir koronun şefi olan Teknoloji mühendisinden, Fasilitörden,

Sosyologdan ve Finanscıdan oluşan renkli bir gruptu. Bu demek olmuyor ki tek bir işe odaklanmak yanlıştır birçok iş yapılmalıdır.

Söz konusu durum “İ” tipi insanla değil “T” tipi insanla geleceğin şekillenebileceği, verimli işler yapılabileceği gerçeğidir. “İ” tipi insanlar tek bir disiplini benimseyen ve dikine giden

kişileri temsil eder. Ancak “T” tipi insanlar derinlemesine birşeyleri bilirken aynı zamanda sanat, bilim, felsefe gibi konularla da ilgilenen kişilerdir.

“Yani takım arkadaşlığı önemli ancak takımın rengi çok daha önemli. Herkesin tek bir alanda uzmanlaştığı bir takımdan başarılı bir çalışma çıkabilir ancak

çeşitli disiplinleri benimseyen kişilerin oluşturduğu takımlardan geleceği değiştirebilecek başarıda çalışmalar çıkar.”

Ekonomi alanındaki gerilemeler ya da gelişmeler ülkelerin refah düzeylerini, yaratıcılık eğilimlerini ve “geleceklerini” etkiliyor.

Gelişmiş ülkelerde ortalama ömür uzunluğu gittikçe artarken bu durum gelirle de bağlantılı olarak gelişiyor.

Söz konusu durumda “fütürizm” ne gibi uzgörülerde bulunuyor?

Öncelikle gelecek konusunda yorum yapabilmek için geçmiş verilerden yardım alınması çıkarılacak sonuçların ayaklarının yere basabilmesini sağlayacaktır.

Bu konuyla ilgili olarak izlenmesi gereken oldukça eğlenceli, değişik ve aynı zamanda ilgi çekici bir video var.

Hans Rosling’in yorumladığı videoda Dünya ülkelerinin 200 yılda gelir ve ortalama yaşam süreleri konusunda ne gibi gelişmeler yaşadığını görebilirsiniz.

2009 yılındaki datalarla sona eren videodaki bilgilerin ve grafiğin üst sıralar taşınabilecek diğer noktaların(ülkelerin) kaderinin bizim elimizde olduğunu gözler önüne seriyor.

1948 yılında savaşın sona ermesiyle birlikte rahatlayan kimi ekonomiler daha sonraki yıllarda geride kalan diğer ülkeleri de grafiği sağ üst tarafına çekiyorlar.

VİDEO İÇİN LÜTFEN BURAYA TIKLAYIN

Bir söylem vardır: 6 kişiyle bağlantı kurarak hedeflediğiniz kişiye ulaşabilirsiniz. Bu konuda da görüşlerini Fütürizm Okulu öğrencilerine aktaran Eray Yüksek

network oluşturmanın önemini açıkladı. Oluşturduğunuz networkle birlikte doğru zamanda, doğru kişiyle bağlantı kurmanız halinde hedefelediğiniz kişye

ulaşmanın hiç de zor olmadığını belirtti. Kimsenin ulaşılmaz olmadığı günümüzde sosyal medyadan bile kimilerine yüzyüze görüşmeden dahi ulaşabiliyoruz artık.

Geleceği şekillendirebilmeniz için başarılı olmanız gerekmektedir. Her alanda değil de tek bir alanda uzman olan ve aynı zamanda çeşitli alanlarda uzmanlık

seviyesinde olmasa da fikir sahibi olabilmek başaırlı bir fütüristin temel yapı taşlarını oluşturabilir.

Başarılı olmak için ne gibi özelliklere sahip olunması gerektiğine değinen Eray Yüksek bunu 5 maddeye indirgeyerek bizlere aktardı.

1) Başarılı olmak istiyorsanız: Değişime açık olmalısınız

2) Başarılı olmak istiyorsanız: Beklentinin ötesinde yaratıcı olmalısınız

3) Başarılı olmak isityorsanız: Yerel pazarın ötesini hedeflemelisiniz

4) Başarılı olmak istiyorsanız: Sıradışı olmalısınız (rahatsız edici, çok da beğenilmeyen)

5) Başarılı olmak istiyorsanız: Çevre ve topluma saygılı olmalısınız

Dersin başlangıcında küresel ısınmadan ve 4 elementten bahsedilirken çevreye ve topluma pozitif etkisi olabilecek gelişmelerin öncüsü olmanın gerekliliğine

de yer verilmişti. Doğru bildiklerinizin ğeşinden giderken, onları savunurken her şeyin insanla başladığını, insanı etkilediğini ve insanla sona erdiği gerçeğini

kabullenmenin ve göz önünde bulundurulmasının gerekliliği asla unutulmamalıdır. Bu nedenle çevre ve topluma saygılı olmayanlar varlıklarını

sürdüremeyeceklerdir.

IBM’in gelecek öngörülerine gelince..

Söz konusu öngörüleri beş adımda sıralayabiliriz.

Bunlar:

1) Güvenliği sağlamak biometrik özelliklerle mümkün olabilecek

2) Günlük hayatı kolaylaştırmak mobil cihazlarla mümkün olabilecek

3) Her sorunun yanıtını veri analiziyle bulmak mümkün olabilecek

4) Enerji üretmek yürürken mümkün olabilecek

5) Dijital aygıtları yönetmek beyin dalgalarıyla mümkün olabilecek

Verimli Bir Yaşamın Basit Kuralları

Yeni başlangıçlar için yeni bir haftanın, yeni bir yılın var olması gerekmez aslında. Ancak nedendir bilinmez herkes Pazartesi sabahları ya da 1

Ocak sabahı bir şeylerin değişmesi gerektiğini düşünüp, huzursuz ruhlar misali yeni kararlar alırlar. Ancak gelir görün ki bu kararların kalıcılığı günlerin

akışıyla birlikte kaybolur gider, heves olur, yapamıyorum ve zaten yapamazdımlara dönüşür birden.

Formüle edilmiş hedefe ulaşma birleşenlerine inanmıyorum. Çünkü herkes farklıdır ve herkesin hedefe ulaşırken izleyebileceği, kapasitesinin elverdiği değişik

stratejiler vardır. Benliğinize saygı duyabilmeniz için ve özellikle de kendinizi yeterli hissedebilmeniz için formüller sunmak yerine bu amaçla yola çıkıp,

isteklerini elde edebilmiş kişilerin uyguladığı “temel hedefe ulaşma birleşenleri” var diyebilirim!

Bu birleşenleri benim yorumlarım dışında düşünmeniz ve herkesin aksine bunları yapmaya inadına Pazartesi değil mesela Çarşamba günü başlamanızı

öneriyorum. Aykırılık farkınızı ortaya koymanızı sağlayabilir!

1) Ertelemekten Kaçının!

“Damlaya damlaya göl olur” her zaman pozitif mesaj vermek zorunda olan bir atasözü değildir. Durumları yorumlama biçiminiz her şeyi değiştirebilir.

Damlalar yapmak zorunda olduğunuz ya da yapmak istediklerinizi de temsil edebilir. Siz yapmadıkça, damlalar da artmaya başlayınca dönüp ardınıza

baktığınızda bir göl, nehir ve hatta okyanus dahi görebilirsiniz. Damlaları değerlendirin! Sanırım bende çok fazla erteliyorum ve sonra ardıma baktığımda bu

birikintiden ürküp tamamen hedeften vazgeçebiliyorum.

Ertelememeyi öğrenebilmek kişinin iç disiplinini de geliştirebilen unsurlardan en önemlisidir. Eğer yapmak istediğiniz bir eylemi, elde etmek istediğiniz bir

başarıyı ertelememekte ısrar ediyorsanız, oluşan “zorunluluk” duygusu sizin önemsiz işlerinizi bir kenara bırakıp mecbur olduğunuz işe odaklanmanızı

sağlayacaktır. Bu da mükemmel bir disiplin örneği olacaktır.

2) Uzun Vadeli Hedefleriniz için Gününüzü Mahvetmeyin!

Başka bir ülkede yaşamak istiyorsanız ya da mükemmel bir okul kazanmak istiyorsanız gününüzü bu hedefler önderliğinde mahvetmemelisiniz. Kazanmak

istediğiniz okul için yeterli çalışmayı, yaşamak istediğiniz ülke için yeterli maddi birikimi gerçekleştirmek için programlı olarak hedefinizin gereklerini yerine

getirin. Aksi halde robot gibi yaşamaya, hedefleriniz doğrultusunda anınızı heba ederken benliğinizi de yitirmeye başlayabilirsiniz.

3) Korkularınızla Yüzleşin!

Korkulardır insanların sınırlarını çizen. Aslında o sınırları aşabilecek potansiyele sahipsinizdir ancak korkularınızla oluşan sınırlarınız haritanın diğer tarafına

geçmenize engel olur.

Söz konusu korkular kurumsal anlamda da olabiir, bireysel anlamda da, iş yaşamını da kapsayabilir, gündelik hayatı da.

Gündelik hayatın korkuları arasında giyiminiz sizde korku unsuru oluşturabilir. Toplumun yorumunu dikkate alıp da giyinemediğiniz pantolonunuzu ya da

eteğinizi bir kenara attığınız oluyordur. Çoğunluğun çizdiği sınırları siz yeniden yorumlayıp genişletiyor olabilirsiniz. Bu nedenle bir kez olsun korkularınızla

yüzleşmek özgüveninizi artıracak unsurlardan biri olacaktır.

4) Sıradanlıktan Kurtulmanın Vakti Geldi!

Her gün aynı yoldan işe gidiyorsanız bu gün de farklı bir yol deneyin. Oldukça basit gibi görünen bu detay aslında sizin motivasyonunuzu bir kademe dahi olsa

artırabilir.

5) Yeni Bir Dil Öğrenin!

Beyninizi dah averimli hale getirebilmek için onu sürekli aktif hale getirmeniz gerekir. Bu nedenle de hem yeni bir dil kazanmak hem de beyninizi

aktifleştirebilmeniz için her gün bir kaç yeni kelime öğrenmeyi, bunu ertelemeden yapabilmeyi sağlamak herkes için yararlı bir davranış biçimi olacaktır.

6) Değiştiremeyeceğiniz Durumların Var Olduğunu Kabul Etmelisiniz!

Durumlardan memnun olmamak, herşeyden şikayetçi olmak sizi yıpratmakla birlikte özgüveninizi yitirmenize de neden olur. Bu sebeple,

değiştiremeyeceğiniz durumların varlığını kabul etmeli ve bu kabullenişle başa çıkmaya çalışmalısınız. “Herkes mükemmel değildir” cümlesini aklınızın bir

köşesinde bulundurup, bu cümleye inanmalısınız ve yetenekli olduğunuz alanlarda bir numara olmaya çalışarak ve hatta bunu gerçekleştirerek özgüveninizi,

kendinize olan saygınızı en üst seviyeye çıkartabilirsiniz. Çünkü önemli olan durumlardan şikayetçi olmak değil, bir konuda çok iyi olarak insanları
sizinle başedememe noktasına getirmebilmenizdir.

Başka Bir Gezegen Oluşturmak!

Sınırlarınızı keşfedebilirsiniz veya sınırlarınızı sıfırlayabilirsiniz. İçinizden gelen ya da düşlerinizdeki yaşam,kalbinizden geçen sözcükler,her defasında önünüzden geçen kişiye ulaşamamaktır çizilen hayali sınırınız.

Anlatırsınız hissettirirsiniz ama asla söylemezsin…

Devletler gibi haritalar,anlaşmalar yoktur insanlarda.. Sadece seçimlerdir sınırları şekillendiren. Karşınızdakine sınırlarınızı peşin peşin çizmezsiniz,çizemezsiniz.. Anlatırsınız hissettirirsiniz ama asla söylemezsin. Özel hissetmek için midir bilinmez,ego mudur anlaşılmaz bırakırsınız kendisi anlasın sizi. Anlarsa kim bilir,belki de bu sizin küçük zaferinizdir.
Hayallerinizi yaşamak varken aynı tavrı neden kendinize de sergilersiniz? En acımasız davranış ve en büyük haksızlık kendinize yaptığınızdır çoğu zaman.

Kalbiniz,zihniniz kilitlenir,kenetlenir sıradanlığa,kapılır korkulara…

Sınırlarınızı kendinize sınır koyarak çizersiniz. Asla o sınırları bilememe,bilsen de kendini orada görememe sınırları çizersiniz. Kalbiniz,zihniniz kilitlenir,kenetlenir sıradanlığa,kapılır korkulara. Herkes gibi olursunuz. İstemeden seçersiniz, söylemeden dinlersiniz,beklemeden gidersiniz geleceğinizi.Seçimleriniz hayatınızı çizer,sınırlarınız da kaderinizi.

Sınırlarınızdır kaderinizi oluşturan. Oluşan kader de günlük yaşamınızı size tutsak edendir.

Fark etmeden elinizden gidenler,değerlendirilemeden yiten fırsatlar…

Kayıplarınız olur çoğu kez. Fark etmeden elinizden gidenler,değerlendirilemeden yiten fırsatlar olur. Yaşamak kolaydır size dayatılanı. Eğlenceli olan sınırlarınızın ardındakilerdir. Yalnız buradaki sınırlar, kendinize çizdiğiniz sınırların hudutlarıdır.

Seçilmek ister insan. Hayallerine ulaşmak için birisi tarafından seçilmek,değerlendirilebilmek ve bunun sonucunda da hayallerinin önündeki kapının anahtarını alıp sonsuz hazlar yaşamak ister insanlar.


Hiç dikkat ettiniz mi bilinmez, ancak çizilen sınırlar,hayallere örülen duvarlar bir başkasının belirlediği sınırların,duvarların uğruna elden gider.

Gazete ilanındaki şartlar kişinin sınırlarıdır…

İş görüşmelerinde , binbir emekle yetiştirilen evlat belki onun kadar emek harcanmamış başka bir evlada kendini beğendirmeye çalışır. Gazete ilanındaki şartlar kişinin sınırlarıdır ya da en azından o sınırlara yakınım diyebilmemizin haritasıdır.

Kalıpları oluşturana değil,kalıpları kırana kahraman derler…

Verilen sınavlar, soruları hazırlayanın istediği hudutlarda olup olmadığınızın kanıtıdır. Belki onun baktığı açıdan bakmıyorsundur uzaklardaki hudutlara,belki farklı bir değerlendirme seni o sınırlardan daha da ileriye atacaktır kim bilir?

Kalıpları oluşturana değil,kalıpları kırana kahraman derler.Bir de kırılan kalıba,bozulan düzene,yıkılan düşünceye alternatif bir düşünce,kalıp,eylem üretirseniz unutulmazlardan olursunuz birden.Yaşadığı yıllara damgasını vuran olup,yaşanacak yıllara ders veren öğretmen olursunuz.

Kendi düzeninize dünyalıları uydurmaya ne dersiniz?

Dünya düzenine uymaktır istediğimiz,görevimiz. Pek azımız bu düzene uymak yerine kendi düzenine dünyalıları uydurmaya çalışır. Bu nedenledir ki kendi düzenini kuranların dünyasını anlamak için çaba gösteririz. Zaten onlar ayrı bir düzen tasarlayabildikleri için biz kendi sınırlarımızda geziniriz.
Belki bir gün biri çıkıp gelecek ve bütün sınırları alt üst edecek. Vizesiz geçirecek başkalarını kendi hayallerine ya da vizeleri kaldıracak tüm zihinlerde. Fark yaratmanın tadını çıkaracak,iz bırakmanın zevkiyle veda edecek evrene.

Sınırlarsa bizleri durduran,haritaları yırtmal;düşlerimizi görememizi engelleyen duvarlarsa,hepsini yıkmalı. Keşfetmeli zihni,yaşamalı hayalleri. Cesaret göstermeli,bir şeyleri artık değiştirmeli.