Tag Archives: Bir ekonomik tetikçinin itirafları

Bir ET’in İtirafları

Kafamda oluşan düşüncelerin güçlenmesi, konu hakkında ayaklarımın yere basabilmesi için araştırmalar yaparım. Küçük çaplı araştırmalar eğer beni ikna edebilecek bulguları içeriyorsa, konuyla ilgili artık savunabileceğim bir görüş oluşmuş demektir. ABD ile ilgili olarak tesadüfi bir biçimde haftalardır okuduğum kitaplar ve izlediğim tiyatro oyunu sayesinde ilginç bilgiler kazandım sanırım.

Bir ekonomik tetikçinin itirafları isimli kitap ise kazanımlarımı yeni boyutlara taşımamı sağladı. Kendisinin bir ekonomik tetikçi olduğunu ifade eden yazar ve aynı zamanda kitabın kahramanı John Perkins, insanlığın “şirketokrasi”nin oyuncağına dönüşme serüvenini okuyucularına aktarıyor. Evet, şirketokrasi kavramı ilginç ve duyulmamış bir ifadeyi simgeliyor.

Bu yeni kavramın tanımını şöyle yapabilirim:

Şirketokrasi, bir ülkenin yönetiminde halkın seçtiği kişilerin değil şirketlerin söz sahibi olması durumunun karşılığıdır.

John Perkins,Ekvator, Suudi Arabistan gibi birçok ülkede devletleri uluslararası şirketlere borçlandırarak ülkelerin mevcut petrol kaynaklarını kullanmak için ABD adına çalışıyordu. Ekonomik tetikçi de ne oluyor derseniz John Perkins gibi uzmanlar ülkelerin ekonomileri konusunda istatistiklere dayanarak tahminlerde bulunuyorlardı. Bu tahmin doğrultusunda da ekonomik tetikçiler (ET) ülkede söz sahibi olan kral, başkan ya da başbakanın fikirlerini değiştirmeye çalışıyor, ABD’ye yeni bir yem arıyorlardı.

Sanayileşmemiş, teknolojiden bir haber, yolları, ısıtma sistemleri, çöp toplama tekniklerinden yoksun ülkeler daha “modern” olabilmek, çağı yakalayabilmek adına çeşitli yollara başvuruyorlardı. Ancak ET’ler öyle profesyonel insanlardan oluşan bir örgüttü ki hangi ülkenin neye ihtiyacı var bunu başarıyla saptıyorlardı ve avlarına doğru sinsice ilerliyorlardı.

Harvard gibi ünlü birçok üniversitede öğretim üyeliği yapan profesörler, holding sahipleri, devlet başkanları ve daha birçok prestijli makamların sahipleri ET’ler arasında yer alıyorlardı.

Kitap hakkında ilgimi çeken bazı noktaları sizlere aktarmak istiyorum. Öncelikle çeşitli ülke başkanları, kralları barındırdıkları kaynakları ele geçirmeye çalışan Amerikan güçlerinin varlığının farkındaydılar. Bu güçlerle mücadele etmekten vazgeçmiyorlardı. Ancak gelin görün ki söz konusu mücadeleci kişiler malesef helikopter ya da trafik kazalarına kurban giderek aniden yaşamlarını yitiriyorlardı.

İngilizce öğretmek amacıyla kurulan kuruluşlar aslında insanları bulundukları topraklardan uzaklaştırmaya çalışıyorlar, petrol rezervlerinin ele geçirilmesini olaylaştırmak, insanların ABD ile ilgili düşüncelerini sinsice anlamaya çalışmak ya da değiştirmek uğruna varlıklarını sürdürüyorlardı.

Yazar John Perkins de bir ekonomik tetikçiydi ancak zamanla vicdanına yenik düşerek bu mesleği bıraktı. Bu çirkin oyunu, acımasız düzeni bütün insanlığa duyurabilmek adına da “Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları 1-2-3” kitaplarını kaleme aldı.

Dünya’da olup bitenleri anlayabilmek, sahte hayatlarımızdan kurtulabilmek, sisteme yenik düşmemek için, uyanabilmek için okunması gereken bir kitap.

İhtiyaçların Doğurduğu Sahte ve Muhteşem İkili İlişkiler.

Suudi Arabistan ve ABD arasındaki gelişen çıkar ilişkilerini açıklayan bir yazı okudum. Suudi Arabistan modernleşme kaygısıyla ABD’nin yardımına muhtaç bir pozisyonda kararlar alıyordu. ABD’nin de istediği tam olarak buydu; Suudi Arabistan’ı kendine herhangi bir konuda bağımlı yapabilmek ve bunun sonucunda da mevcut petrol rezervlerinde hakimiyet sağlayabilmek.

Sen bana elindekini verirsen bende sana elimdekini veririm mantığı.

Okuduğum yazıdaki temel ileti şu cümlerle açıklanıyordu.

…Suudi Arabistan petrodolarlarını ABD devlet tahvili almak için kullanılacak, karşılığında ise bu devlet tahvillerinden elde edilecek faiz geliri ABD Hazine Bakanlığı’nca Suudi Arabistan’ın bir ortaçağ toplumu olmaktan çıkıp, modern ve sanayileşmiş dünyaya adım atmasını sağlamaya yönelik kullanılacaktı.” (Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları 1)

Açık bir şekilde görülen bu çıkar ilişkisinin aslında nelere yol açabileceğini düşündüm. Aynı şey Türkiye’de de olmak üzere birçok ülkede bu gün gerçekleşmiyor mu?

Modernleşme kılıfı yerelleşmeye atılan darbe bu gün en önemli kesimi gençleri büyülemiyor mu? Bence ekonomik kaygılarla atılan bu adımların makro boyutta düşünmek fazla profesyonelce. Gelişmelerin etkilerini küçük boyutlarıyla düşünebilmek ve onlara doğru-yanlış etiketini yapıştırmak çok dah adoğru olacaktır. Bu gün Türkiye’de meydana gelen komik batılılaşma belki ABD’nin Suudi Arabistan için yaptığı planın Türkiye versiyonunun habercisidir.

Ancak belirli bir kesim dışında toplumun çoğunun bu tarz bir politikadan haberi yoktur. Gençlerden söz ettim çünkü geleceği etkilemenin, şekillendirmenin en kolay yolu bu günün gençlerini ele geçirmektir.

Düşünmeli. Meydana gelen olumsuz olayların, komik batılılaş karakterlerin ardından yatan neden ne olabilir?