Tag Archives: Fütürizm

Memrise

Zihninizi 1 Tıkla Güçlendirebilirsiniz

3 Aptal filmini izleyenler bilir, Ranchoddas Shamaldas Chanchad’a göre Üniversite bir düdüklü tencere değildir.. Ezberlemek yerine öğrenmek gerekir! Günümüz eğitim sistemi ezberlemeyi merkeze koymuş, yaratıcılığı minimuma indirgemiş olsa bile, geleceğin eğitim sistemi ezberlemeyi de yaratıcılıkla harmanlayabiliyor.

Örneğin siz; 2265 çift basamaklı sayıyı 30 dakika içerisinde ezberlemeyi başarabilir misiniz?

Yada 16 tane iskambil destesini sıralamasını 1 saat içerisinde aklınıza yazabilir misiniz?

Sanırım sıraladığım bu iki soruya “evet” yanıtını vermeniz oldukça güç. İngiliz yazar Ed Cooke, 20li yaşlardayken Dünya Zihin Şampiyonu olarak tarihe adını yazdırmıştır.

Yukarda belirttiğim soruların yanıtlarına “evet” diyebilen Ed Cooke, 26 yaşına geldiğinde hatırlama ve zihin tekniklerini herkesle paylaşmayı amaç edinerek internet üzerinden ulaşabileceğiniz bir site kurmuş aynı zamanda da “Remember, Remember: Learn the Stuff You Thought You Never Could” isimli kitabı kaleme almıştır.
Memrise isimli web sitesi Çince, İspanyolca, Almanca, İngilizce ve İtalyanca kelimeleri hızlıca öğrenmenizi sağlarken Mors alfabesi, Matematik, Tarih, Edebiyat gibi konularda da hafızanıza kazınacak tekniklerle bilgi edinebiliyorsunuz.

2010 yılında kurulan Memrise, İngiltere’de 1.4 milyon kullanıcısıyla yoğun ilgi gören “eğitim” siteleri arasında yerini aldı bile.
Günümüzün eğitim sistemine yaratıcı bir yorumla renk veren Memrise gibi sitelerin varlığı anımsama, dil öğrenme konularında zorluk yaşayan kişileri kurtaracak gibi görünüyor.

Gelecek Şekillenirken

Okuyacağınız yazım “İstanbul AKTÜEL” dergisi Mayıs ayı sayısında yayımlanmıştır.

Hevesle, istekle ve büyük bir merak duygusuyla satın aldığınız yeni tabletinizle ilgilenirken, gerçekleştirmiş olduğunuz bu teknolojik yatırım anlamsızlaşıyorsa, değerini yitiriyorsa, üzüntü duymanıza neden oluyorsa bu durumun sorumlusu doymak bilmeyen istekleriniz değildir. Kendini sürekli bir adım daha ileriye götüren, innovasyon kavramını ilke edinen şirketlerin, son derece yaratıcı mühendisleri ve tasarımcıları sizin isteklerinizi umursamadan, gereksinimleri, maliyetleri, refahı göz önünde bulundurarak çeşitli aygıtların üretiminde, birçok fikrin geliştirilmesinde listelerin ilk sıralarında yer alabiliyorlar. Sizin doymak bilmeyen isteklerinizin devreye girmesi, geliştirilen aygıtlara yüklediğiniz anlamlara bağlı olarak innovasyon sahnesinin pazarlama stratejilerine replikler oluşturabiliyor. Öyleyse gelecek yıllarda karşılaşacağımız yenilikler, üretilecek cihazlar hangileri olacak ve toplumların hangi kesimine hitap edecek diye düşünürsek çeşitli görüşler ileri sürebiliriz.

Şüphesizdir ki dizüstü bilgisayarlar, tabletler, LCD ekran televizyonlar, kişinin kontrolü olmadan kendi kendini park edebilen araçlar ve daha birçok innovatif oluşum gelecekteki gelişmelerin habercisi oluyorlar. Dünya çapında yazılım alanında önemli bir yer edinmiş olan Microsoft, gelecekte kullanılabilecek, ihtiyaç duyabileceğimiz “Microsoft Surface” programını günümüzde geliştirmiştir ve bu programı gelecek yıllarda daha erişilebilir bir düzeyde bizlere sunmak için hala programı geliştirmek konusunda çaba sarfetmektedir. Microsoft Surface programı ile şu an bize yabancı gelmeyen dokunmatik klavyelerdeki özelliklerin sosyal hayata uygulanması durumu söz konusudur. Bu program ile müşterilerine daha ilgi çekici şekilde ürünlerini tanıtmak isteyen pazarlamacıların, hamile bir kadına karnındaki bebeğin fotoğraflarını yalnızca tek bir kareyle sınırlamadan birçok kareyle gösterebilecek olan doktorların, kimlik tespitini şüphelinin yalnızca ekrana dokunarak oluşturduğu parmak iziyle gerçekleştirebilecek olan polislerin hayatı kolaylaşacak, hata payı minimuma indirilecek ve çağın gerekleri yerine getirilebilecek.

Günümüzde enerji kaynaklarının verimli kullanılması gerektiği gerçeği vurgulanıyor ve hatta vurgulanmakla kalmayıp yaptırımların uygulanmasına bile sebebiyet verebiliyor. Bu durumda da çağa ayak uydurup gelecek nesillere yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını aşılamak ve tükenebilen kaynakların verimliliğinin korunması gerektiği gerçeğinin aşılanması gereken bir dönemden geçiyoruz. Gelişen teknoloji ve değişen dünya her zaman bireylerin yaşamlarını kolaylaştırmak eğilimde olmamalı, bu gelişme çabasını var olan kaynakların verimli kullanımı doğrultusunda da göstermelidir. Küresel ısınmanın sebep olduğu yüksek sıcaklıkların klime kullanımını arttırdığı bilinmektedir. Yaz aylarında sıkça açıp kapattığımız, dereceylerini düşürüp yükselttiğimiz klima ayarlarına teknoloji desteğinin geleceği gerçeği de önümüzdeki senelerde beklenen yenilikler arasında yer alıyor. Günlük yaşamın telaşıyla açık unuttuğunuz klimanızdan cep telefonunuza gelecek olan tek bir mesajla, boşa harcanan enerjinin yükselen faturasını düşürmeniz yapılacak yeniliklerle hiç de uzak gibi görünmüyor.

Arabaların arka koltuklarına emanet ettiğiniz çocuklarınıza gelecekten güzel haberler var. Hatta bu gibi haberler uçak yolculuklarında da gökyüzünü seyrederken sizin bile seyahatinizi daha keyifli kılabilecek özellikte olabilirler. General Motors tarafından desteklenen araştırmalar ve desteklenen projeler sonucunda, Israil Bezalel Academy of Art and Design öğrencileri sundukları projeyle yolculuklara keyifli dakikalar katacak fikirler üretiyorlar. The Windows of Opportunity (WOO) isimli projede arka koltukta seyahat süresince ebeveyinlerin dikkatini dağıtabilen çocukların, araçların camlarından yol süresinde manzaraya uyumlu olarak hareket edebilen çizgi film kahramanlarının yer alması durumu söz konusu. Araçlarda yer alan mini televizyonların, kulak ve müzik ekipmanlarının varlığının yetersiz kalmdığı zamanlarda, manzarayla uyum içerisinde seyahati renklendirebilecek çizgi film kahramanları şoförün de dikkatini dağıtmayacak şekilde konumlandırılabiliyor.

Bilgi saklamanın lüks haline geldiği günümüzden on yıl ileri gidersek, karşılaşacağımız manzara günümüzden daha karmaşık ve gizlilik kavramının hüküm sürmediği bir yaşamı bizlere gösteriyor olacak. Facebook, Twitter, LinkedIn gibi sosyal paylaşım sitelerinde var olan hesaplar, bireylerin yaşamlarını yitirdikten sonra nasıl bir uygulamayla muhafaza edilecek şimdilik belirsiz. Sosyal medyanın, teknolojik gelişmelerin yeni iş sahaları oluşturduğu bu yıllarda daha çok iş sahası oluşacağı gerçeği de gelecekte meydana gelecek olan gelişmelerden bir tanesi olacak.

Geleceği şekillendirmek mühendislerin, tasarımcıların, girişimcilerin fikirleriyle, üretimiyle gerçekleşiyor gibi görünsede aslında her basamağın üzerinde farklı bir güç var. Bu güç, insanlığın mevcut ürünleri, innovasyonları nasıl kullandığı ve nasıl geliştirdiğiyle ilgilidir. Eğer bu güç basamaklarda ilerlerken nasıl adım atacağını bilemezse, sonuçlar felaket tabloları da gösterebilirler ya da sonsuz güzellikleri de gözler önüne serebilirler.

Ekonominin Geleceği 1: Arz-Talep-Rekabet Problemi

Gelecek odaklı yorumları dinlemek ve bu yorumlar üstüne düşünmek beni daima heyecanlandırmıştır. Hele bir de bu yorumlar ilgi duyduğum alanlar baz alınarak yapılıyorsa o zaman gerçekten içim içime sığamıyor ve mevcut düşünceyi geliştirebilmek için çaba göstermeye çalışıyorum. Ünlü futurist ve fizikçi Michio Kaku’yu İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde dinleme fırsatı buldum. Michio Kaku, benim fazlasıyla ilgi duyuyor olduğum, ekonominin geleceği konusunda yapmış olduğu yorumlardan oldukça etkilendim. Ekonomiye giriş derslerinde öğretilen arz-talep ilişkisini temel alan yorum, piyasalarıni tüketimin dolayısıyla “kapitalizmin” geleceğini gözler önüne seriyordu.

Her geçen gün biraz daha gelişen teknolojiyle birlikte insanlar hangi ürünün ne gibi özelliklere sahip olduğunu, bir marketten iceri girdikleri anda hangi markanın diğerinden daha kaliteli ve ucuz olduğunu anlayabilecek düzeye ulaşmaya başlayacaklar. Michio Kaku’nun anlattıklarına gore insanlar “akıllı gözlükler” veya “akıllı lensler” sayesinde etraflarıyla ilgili her türlü bilgiyi anında algılayabilecek ve seçimlerini bu verilere gore yapabilecekler. Öyleyse düşünelim. Bir süpermarketten içeri girdiğinizde eğer gözünüzde bu lenslerden ya da gözlüklerden varsa, size ulaşan bilgiye gore yöneleceğinin reyondaki “en ucuz ürün” piyasada müthiş talepler alacakken diğer markaların üreticileri ne yapacaklar? Normal şartlarda piyasadaki ürünler “denge fiyatında” satılırlar ve genel olarak ürünlerin fiyatları birbirine yakın, karları da birbirlerini baltalamayacak düzeylerde olurlar. Söz konusu durumda diğer markaların üreticileri, talebin fazla olduğu ürünlerle yarışabilmek için fiyatları sürekli olarak indirerek maliyetle satış fiyatını neredeyse aynı seviyeye getirecekler. Böyle bir durumda “tüketici” avantajlı olurken “üretici” dibe vuracaktır.

Söz konusu senaryonun gerçekleşmeyecek olması gibi bir olasılık olmadığını düşünüyorum. Bu nedenle durumu nasıl çözebileceğimize odaklanmak istiyorum. Aynı fiyatta birçok ürün varken ve maliyetler satış fiyatını aşmaya başlamışken, söz konusu zarar nasıl azaltılabilir. Elbette hiçbir üretici zararına satış yapmak gibi bir hata yapmayacaktır. Bu durumda “ortak birşeyler” oluşturmak aklıma geliyor. Ünlü economist John Maynard Keynes, sabit döviz kuru sisteminin konu edildiği Bretton Woods sistemi zamanlarında, tüm dünyaya likidite sağlayacak ve milli gelirleri dengeye sokacak “ortak para birimi” sistemini getirmeyi amaçlamıştı. Bancor ismini verdiği ortak para biriminin varlığıyla birlikte İngiltere Merkez Bankası, Amerika Merkez Bankası gibi mali kurumların varlığı sona erecek ve tek bir merkez bankası mevcut olacaktı. Ancak bu durum enflasyon oranlarının dünyayı kasıp kavuracağı gerçeği düşünülerek elbette uygulamaya geçirilmemişti.


Bir fütüristin yaptığı yoruma geri dönersek, ortak bir çözüm bulmamız gerekirse ürünleri yalnızca tek bir marka arzedebilir mi sorusu akıllara gelebilir. Yani mevcut şirketlerin hepsi ortak sermayeyle hareket edip rekabet ortamını sıfıra indirip tüketiciye “masal diyarı” sunabilir mi? Aynı tek para birimi gerçeğinde olduğu gibi, tek bir piyasa oluşturma çabası ekonomiyi ve refah düzeyini olumsuz yönde etkileyecektir. Globalleşmenin sert etkilerinin, pozitif etkilerini örttüğü gibi futurist bir bakış açısını tamir edebilecek bir çözüm yolu bulunması zor gibi görünüyor.

Devlet politikalarıyla önlenebilecek düşük fiyatlı arzların tüketiciye yararı yüksek miktarlarda seyredecekse de, ülkelere genel olarak büyük zararlar verecektir.Michio Kaku’nun futurist yorumunu alkışlıyor, durumun doğuracağı negative sonuçlara çözüm getirecek yorumlarını okumak için sabırsızlanıyorum.