Tag Archives: hedefler

Hedeflerinle Başbaşa Mısın?

Yaşam koyduğunuz hedeflere ulaşabilme ümidinizi koruduğunuz kadar anlamlı oluyor bazen.

Sevgiden yada huzurdan elinizi, eteğinizi çekmiş olduğunuz dönemlerde, amaçlarınız uğruna döktüğünüz terdir sizi ellerinizden tutup göklere çıkaran. Yani eylemlerinize olan inancınız ve “yapabilirim!” diye haykırma cesaretiniz kasıp kavurur bulunduğunuz coğrafyayı ve elbette azminizdir sizi parlak bir yıldız yapacak olan.

Ancak yalnızca başarabilmek midir sizi mutlu kılan yoksa hedefinize giderken yaşadıklarınız mı başarı serüveninize değer katan? Bence hikayenizi yazarken ellerinizi kirlettiğiniz kadar paha biçilir işinize yada vazgeçtikleriniz kadardır sevgisiz ve huzursuz geçen sürenin kıymeti. Yapayalnız olduğunuzu hissettiğiniz ve hayatınızın dönüm noktası olduğunu düşündüğünüz dönemleri hayal edin. Ne kadar da yalnız ve bencil, ne kadar da hırslı ve istikrarlı olduğunuzu düşleyin. Böyle dönemlerde çıkar insanın karşısına “keşke şimdi şöyle bir fırsata sahip olabilseydim” cümlesini destekleyen mucizevi tesadüfler. Aslında mucizedir içinizdeki azmin ve isteğin çekim gücü sizi sürprizlere, tesadüflere iten.

Alman edebiyatçı ve politikacı Johann Wolfgang von Goethe, insanın istek ve arzuları doğrultusunda harekete geçmesine eşlik eden olaylar zincirini şu cümlelerle açıklamış.

“Kişi kendini adayana kadar geri çekilme olasılığını içeren kararsızlık hüküm sürer. Bu her zaman verimsizliğe yol açar, girişimciliği ve yaratıcılığı olumsuz yönde etkiler. Temel bir gerçek vardır ki, bunun yadsınması sayısız düşünceyi ve harika planı öldürür; kişi kendini bir amaca adadığında, evren onunla işbirliği yapar. Başka her türlü asla oluşmayacak güçler ortaya çıkarak kişiye yardım eder. Kişinin verdiği karar sonucunda kendini destekleyen bir olaylar zinciri gerçekleşir; aklının ucundan bile geçmeyen her türlü beklenmedik olay ve yardımla karşılaşır. Düşleyeceğiniz her şey için yola koyulabilirsiniz. Yüreklilik, içinde zekayı, gücü ve büyüyü barındırır. Hemen başlayın!”

Sizi heyecanlandıran hayallerinize ve hedeflerinize ulaşmaya çalıştığınızda yalnız olduğunuzu asla düşünmeyin. Çünkü karşınıza çıkan her fırsat ne bir tesadüf ne de bir şans unsuru. Bu fırsatlar sizin hedefe yada hayallere bağlanmanızın sonucunda gelişen bir oluşumdur.

Düşün, Çok İste, Başar & Kutlaaa !

Kimle karşılaşsam hep aynı kaygı ve belirsizlik var zihinlerde, ne yapacağımı bilmiyorum ileride.. Sanırım taş misali yuvarlana, törpülene yaşıyoruz hayatı. Sanki birileri dağın tepesinden itiyor sizi aşağıya gittikçe gidiyorsunuz eteklere doğru. Ancak kimileri var ki, yolda karşılaştığımız çıkıyor yukarı aşağıya inmek yerine. Bu tip kişiler kişisel gelişim kitaplarından fırlamışçasına ne yapmak istediğini biliyor, nereye gideceğine kendi karar veriyor ve hedefe doğru herkesin gittiği aksi yöne doğru çıkıyor. Rüzgara karşı, direnerek, bilenerek ama kararlılıkla gidiyorlar.

Aslında onlar gibi olmak hayal değil, zor hiç değil. Yalnızca dayanıklılık, kararlılık ve yoğun istek gerektiriyor. Hedefinizin cazibesi ise bu “acılı” süreci tatlandırıyor. Örnek gösterilen CEO’lar, şirket yöneticileri yada sanatçılar aslında bir zamanlar yolda yanımızdan geçen “sıradan yaşayıp sıradışı hayalleri ve tutkuları olan ” insanlar.

Onlardan olmak için izlenebilecek bir yol geliştirdim ben kendime. Yazmayı sevdiğim için ilk iş yazıyorum yapmak istediklerimi uzun & kısa vadede. Kısa vadede olanları kaydedip bilgisayarıma, unutmaya çalışıyorum varlıklarını. Ardından aylar sonra açınca dosyayı diyor ki “gerçekten de yapmışım!”. İnanın isteyince ve kendinize karşı dürüst olunca, potansiyelinizin farkına varınca hiçbirşey imkansız değil. 20 yıllık, 10 yıllık, 1000 yıllık hedefler listesi hazırlayabilirsiniz ama bence zaman periyodu hiç önemli değil. Takip edebileceğiniz, başaracağınıza inandığınız her hedef “gerçekleşebilir”! Düşünün, çok isteyin, başarın ve kutlayın ! 

Omuzlarındakiler

Dingin denizlerde seyir halinde olan gemilerin kaptanları rahattır. Hava açık, rota belli, dümen kontrol altında.. Yapılması gereken tek şey dümeni kontrol altında tutmak. Mürettebat kontrol edilebilir ve belki bir süreliğine de olsa dümen bir başkasına kısa süreliğine teslim dahi edilebilir. Rahatlığı veren dingin denizdir, gidilecek yer tek bir hedeftedir. Fırtınalarla boğuşan bir kaptana ise her yönden darbeler gelir. Dalgalar, rüzgar.. Dümeni kontrol altında tutayım derken, güverte dalgalardan nasibini alabilir. Güverteye zarar gelmesin derken, mürettebat görevlerini yerine getirmiyor olabilir. Kontrol altında olmayan birçok etken sizi zor durumda bırakabilir.

Dingin denizde rahat, dalgalı denizde panik halinde bir kaptan.. Oldukça basit bu iki örnek, günlük hayatta sizi zorluklara sürükleyen, “neden yapamıyorum hala” demenize neden olan yegane sebebin ve belki sebepler silsilesinin sıradan halini temsil etmekte. “Yapamıyorum” dediğiniz zaman durupp bir düşünün, bir koltukta kaç karpuz taşımaya çalışıyorsunuz? Kapasitenizi aşan olaylarla neden başetmeye çalışıyorsunuz? Böyle durumlarla karşılaştığımda ünlü aktör Al Pacino’nun yer aldığı “Kadın Kokusu” isimli filmdeki bir replik aklıma geliyor.. “Araba senin yüzünden ağır çekiyor evlat. Çünkü Dünya’nınn yükünü omuzlarında taşıyorsun”. Bu cümle oldukça başarılı bir lise öğrencisine söylenmişti filmde..

Hedef bul, odaklan! Bu cümle aslında sihirli.. Gerçekten. Zamanınızın büyük bir bölümünü harcamanız gereksede bu cümleyi yanıtlamaya bakın. Çünkü hedef belirlemek için zaman harcamadığınız anlarda “su testisi su yolunda kırılır” mantığıyla hareket ederseniz belki yüzlerce günü yalnızca “nedir benim hedefim” diye düşünmediğiniz bir iki gün yüzünden çöpe atmış olabilirsiniz.

Ünlü deneme ustası Michel De Montaigne’nin bir sözüyle bitiriyorum: Ne çılgınlık ne de aptallık üretirler bu çalkantı içinde. Hiçbir sağlam amaca sahip olmayan ruh, yönünü yitirir; zira, denildiği gibi, her yerde olmak, hiçbir yerde olmamaktır.

ZAMANIN KIYMETİ

…Yürümek akla gelebilecek en basit fiziksel etkinliktir, ama insan kendine hedefler koyar ve yürüme sürecini denetimi altına alırsa, çok zevkli olabilir.

Öte yandan,insan spor etkinliklerine sırf moda olduğu için ya da sağlığına yararlı olduğu için kendini zorunlu hissederek katılırsa,top sektirme oyunundan yogaya,bisiklete binmekten savaş sanatlarına kadar günümüzde var olan yüzlerce ileri düzey sporun ve beden kültürünün hiçbiri zevkli olmayabilir. Pek çok insan, sonuç olarak pek az denetleyebildiği bir fiziksel etkinlik rutinine kendini kaptırır, zevk alarak değil , görev duygusuyla spor yapar. Bunlar sıkça görülen , biçimle maddeyi birbirine karıştırma hatası yapmışlardır ve yaşantılarını belirleyen tek “gerçeklik”in somut eylemler ve olaylar olduğunu sanırlar. Böylelerine göre , şık bir sağlık kulübüne üye olmak , zevk almalarını neredeyse garantiler.

Oysa daha önce gördüğümüz gibi zevk ne yaptığınıza değil , yaptığınız işi nasıl yaptığınıza bağlıdır… Bu küçük paragrafı Prof.Dr.Mihaly Csikszentmihalyi’nin AKIŞ adlı kitabından alıntıladım. Yukarda yansıtılan saptamaların günümüz insanları için ne kadar da doğru olduğunu farkettim. İnsanlar fark edilmek,fark yaratabilmek,ilgi çekebilmek veya prestij göstergesi olduğunu düşündükleri aygıtlara sahip olabilmek isterler. Çok geniş bir arkadaş çevresi,kabarık bir cüzdan,prestijli kartvizitlere sahip olmak her daim insanların gözlerini kamaştıran istekler olmuştur.

Yaşamın her aşamasında olduğu gibi , isteklere ulaşabilmek için gayret göstermek,istikrarlı ve sabırlı bir şekilde hedefe yaklaşmak için çalışmak gerekir. Ancak hedefe ulaşmak için yapılan işten zevk alan birisiyle sadece zorunluluktan yapan başka bir birey arasında nasıl bir fark oluşur? Kimisi elde ettiği başarının,hayalinin maliyeti olarak bir ömrünü verir. Hedefe ulaşmak için yapılabilecek en büyük fedakarlık da bir daha sahip olunamayacak senelerin feda edilmesidir bence.

Amaçlarımıza giden yolda harcanan zamandan zevk almak, geçen yıllar için de “yatırım yaptım” diyebilmek mi daha zevklidir? Yoksa mutluluk vermeyen seneler için “eziyet çektim ama sonuca ulaştım” demek mi daha zevklidir? Şüphesizdir ki ilk seçenek herkesin tercihidir. Ayrıca her iki seçenekteki sorular kişiyi aynı yere ulaştırmayacaktır hiç bir zaman.. Demek istediğim şudur ki,zevk almadan yapılan iş kişiye belki başarı getirir ancak , zevk alarak yapana daha çok başarı getirecektir.

Bazen düşünür müsünüz siz de? Üniversite sıralarındaki binlerce genç acaba oraya kendi isteğiyle mi gelmiştir?Her yıl yüzlerce bölümden mezun olanların hepsi de mezun olduğu alanlara ilgili midir? Yapılacak ufak gözlemler bizlere gösterecektir ki , bu günlerde üniversitelerde bir çok öğrenci gönlünden geçmeyen bölümlerde senelerini heba etmektedirler. Alanından zevk alarak çalışan ve mutluluk içerisinde mezun olan öğrenciler zaten şu günlerde köşe başlarını tutanlardır.

Bir alana moda olduğu için ilgi göstermek ya da statüsünü yükselteceği düşüncesiyle yapılan işlere harcanan zaman kesinlikle kişiye bir yarar sağlamayacaktır.Belki ideolojilerden belki de kişinin kendini geliştirmemek için çaba sarfetmesinden dolayıdır ki bu gün çok garip ızdıraplar çeken insanlar mevcuttur. Çöpe atılan,boşa geçirildiğine inanılan senerlin ızdırabı..

Hedefe Varmak İçin Üç Kelime

Disiplin,istek ve hedefe kilitlenmek.Bu üç faktör,kişinin başarılı olabilmesi için gerekenlerden yalnızca bir kaçı.Ancak temel yapı taşları.Herkesin disiplinli olamama,plan yapamama hatta plan yapıp da sadık kalamama gibi sorunları vardır. Benim düşüncem şudur ki; insanların eğer çok büyük bölümü bir konu hakkında yetersizse ya da konu hakkında devamlılığı sağlayamıyorsa,o mevzu zor değil ama çalışma gerektirir. Yani çoğunluğun yapamadığını yapanlar,belirli bir disipline sahip kimseler, başarılı olma yolunda daima bir adım öndedirler.
Lisedeyken psikoloji,motivasyon konularını içeren kitapları okumak hoşuma giderdi. Mümin Sekman adındaki yazar da zaten bu iki konuda oldukça vurucu yazılar yazardı. Onun bir kitabında okuduğum cümle hala aklımda ve konuyla ilgili olarak belirtmeden geçemeyeceğim. Yazar demişti ki;çok çalışın ve elinizden geleni yapın.Hedefe ulaşmak için elinizden geleni yaparken de dışdan gelen tepkilere hazırlıklı olun. Bu tepkiler şunlardı.. Siz yavaş yavaş hedefinize ulaşmak için çaba harcarken önce size hoş olmayan sözler söylerle. Mesela öğrenciyseniz “inek” derler.Ardından sizi yıldırmak için alay etmeler başlar.İnsanlar bakar ki siz aldınız başınızı gidiyorsunuz ve onlar da oldukça gerideler başlarlar tuzaklar kurmaya. Artık siz ulaşmak istediğiniz yere gelince de takdir etmeye başlarlar,yenilgiyi kabul ederler ama içten içe yoğun bir kıskançlık vardır. Ve en sonunda da zafer! İmrenirler size.. Bütün bunlar olurken sadece hedefe kitlenmenizdir ki bu kadar engeli aşmanızı sağlar.
Yazarın verdiği bu örnek o kadar doğruydu ki zaten bunu yaşayarak da birçok insan öğrenmiştir de. Disiplin,istek ve hedefe kilitlenmek.. İşte bu üç unsur sizi kariyerinizin en üst seviyesine çıkartabilir ya da öğrencilik hayatınızı çok başarılı kılabilir.