Tag Archives: istek

Düşün, Çok İste, Başar & Kutlaaa !

Kimle karşılaşsam hep aynı kaygı ve belirsizlik var zihinlerde, ne yapacağımı bilmiyorum ileride.. Sanırım taş misali yuvarlana, törpülene yaşıyoruz hayatı. Sanki birileri dağın tepesinden itiyor sizi aşağıya gittikçe gidiyorsunuz eteklere doğru. Ancak kimileri var ki, yolda karşılaştığımız çıkıyor yukarı aşağıya inmek yerine. Bu tip kişiler kişisel gelişim kitaplarından fırlamışçasına ne yapmak istediğini biliyor, nereye gideceğine kendi karar veriyor ve hedefe doğru herkesin gittiği aksi yöne doğru çıkıyor. Rüzgara karşı, direnerek, bilenerek ama kararlılıkla gidiyorlar.

Aslında onlar gibi olmak hayal değil, zor hiç değil. Yalnızca dayanıklılık, kararlılık ve yoğun istek gerektiriyor. Hedefinizin cazibesi ise bu “acılı” süreci tatlandırıyor. Örnek gösterilen CEO’lar, şirket yöneticileri yada sanatçılar aslında bir zamanlar yolda yanımızdan geçen “sıradan yaşayıp sıradışı hayalleri ve tutkuları olan ” insanlar.

Onlardan olmak için izlenebilecek bir yol geliştirdim ben kendime. Yazmayı sevdiğim için ilk iş yazıyorum yapmak istediklerimi uzun & kısa vadede. Kısa vadede olanları kaydedip bilgisayarıma, unutmaya çalışıyorum varlıklarını. Ardından aylar sonra açınca dosyayı diyor ki “gerçekten de yapmışım!”. İnanın isteyince ve kendinize karşı dürüst olunca, potansiyelinizin farkına varınca hiçbirşey imkansız değil. 20 yıllık, 10 yıllık, 1000 yıllık hedefler listesi hazırlayabilirsiniz ama bence zaman periyodu hiç önemli değil. Takip edebileceğiniz, başaracağınıza inandığınız her hedef “gerçekleşebilir”! Düşünün, çok isteyin, başarın ve kutlayın ! 

İste-İnan-Çalış: Başar !

Ses getirmek için, dikkat çekmek için ya da daha mutlu olmak için bir adım ilerlemeniz gerektiğini düşündüğünüzde ne yapıyorsunuz? Aklınızdan ne gibi düşünceler geçiyor? Genellikle itici bir güç “yapabilirim!” derken, istikrar mekanizmanız “sürdürülebilir olmayacak, boşuna çaba gösterme” der.

Sosyal medyada tanıdığınız yada hiç tanışık olmadığınız kimseler gün boyu “olmak istedikleri” ancak “olmaya cesaret edemedikleri” ya da “olmaları kendilerine pek de yakışmayacak” karakterlere bürünürler. Kimisi kendini entellektüel göstermeye çalışırken, kimisi olmak istediği kişiyi taklit eder Ben bu tip insanları başarma kapasitesi olan ancak sürdürülebilir politikalar geliştiremeyecek kişiler olarak görüyorum.

Amaçlar önce istekle, sonra inançla ve ardından “en önemlisi” çalışmayla ürünlere dönüşürler. Ancak istek, inanç ve çalışma bir süreç olup süreklilik göstermediği takdirdeörneğin sosyal medyada, kullanıcıların internet sayfalarını süsleyen cümlelere, fotoğraflara, haberlere dönüşüverirler (hayali ürünlere).

Amaca ulaşmak konusunda inancın gücüne büyük önem veren yazar Claude Bristol “İnanmanın sihri” isimli kitabında, tecrübelerinden yola çıkarak okuyucuya adeta “sende yapabilirsin, yeterki inan!” mesajını veriyor.

Birinci Dünya Savaşı sırasında yazar, zorlu bir dönemden gecerken yaşadığı bir tecrübeyi okuyucuya şöyle aktarıyor:

“When Bristol was a soldier in World War One, there was a period in which he had no pay and couldn’t even afford cigarettes. He made up his mind that when he got back to civilian life “he would have a lot of money”. In his mind this was a decision, not a wish.”

Bristol’un seçimi savaş süresince yaşadığı zor anların ardından çok para kazanmak oldu. Bu bir seçimdi, asla bir istek olmakla sınırlı kalmadı. Claude Bristol’un istikrarlı tavırları, disiplinli çalışma temposu ve en önemlisi seçimine inanması şu an bizim onun hayat tecrübesinden haberdar olmamızı sağlıyor. Kim bilir belki istikrarlı olmak, yoğun çalışmak şu an bilgisayar başında olan size ya da benim hikayemi bir başkasının okumasıyla ödüllendirilebilir.

Eğer istemek konusunda başarılı, inanmak konusunda vasat ve çalışmak konusunda oldukça başarısızsanız, başınızdan Birinci Dünya Savaşında asker olmak gibi felaket geçmediyse yani itici bir gücün eksikliğini yaşıyorsanız o halde ünlü bilim adamlarının, yazarların birkaç sözünü zihninize kazıyıni bir kağıta yazın cüzdanınıza, cep telefonunuza, bilgisayarlarınızın bir köşesine iliştirin.

Benim ilham kaynağım dahi bilim insanı Albert Einstein..

Yazımı onun birkaç sözüyle sonlandırmak istiyorum.

Dehanın 10’da 1’i yetenek 10’da 9’u da çalışmaktır.

Ancak başkaları için yaşanan bir hayat, yaşamaya değer bir hayattır.

Çok zeki olduğumdan değil, sadece sorunların üstünde daha çok duruyorum.

Önyargıları yok etmek, atom çekirdeğini parçalamaktan daha zordur.

Delilik, aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemektir.

Yolculuk etmeyi seviyorum ama varmaktan nefret ederim.

Eğer ne yaptığımızı biliyor olsaydık, buna araştırma denmezdi öyle değilmi?

3. Dünya savaşında hangi silahların kullanılacağını bilmiyorum ama 4. Dünya savaşında taş ve sopalar olacağını biliyorum.

Sadece iki şey sınırsızdır, evren ve insanoğlunun ahmaklığı, ilkinden o kadar da emin değilim.

Neden beni hiç kimse anlamıyor, ama herkes beni seviyor?

Dünyanın Kainat’taki biricik meskûn yer olduğunu farz etmek bile düpedüz cehalettir. Yetkili kişileri – uçan daireler yoktur – iddiasına sürükleyen tabii bir korku veya beşeri bir kibir ve azamettir…

Görelilik kuramım başarıyla kanıtlanırsa Almanya benim bir Alman olduğumu iddia edecek. Fransa ise dünya vatandaşı olduğumu açıklayacaktır. Kuramım gerçek dışı çıktığında ise, Fransa bir Alman olduğumu söyleyecek. Almanya ise bir Yahudi olduğumu açıklayacaktır.

(İSTEK-İNANÇ-ÇALIŞMA)XSÜRDÜRÜLEBİLİRLİK=MUTLULUK veya OLMAK İSTEDİĞİNİZ İNSAN

Hedefe Varmak İçin Üç Kelime

Disiplin,istek ve hedefe kilitlenmek.Bu üç faktör,kişinin başarılı olabilmesi için gerekenlerden yalnızca bir kaçı.Ancak temel yapı taşları.Herkesin disiplinli olamama,plan yapamama hatta plan yapıp da sadık kalamama gibi sorunları vardır. Benim düşüncem şudur ki; insanların eğer çok büyük bölümü bir konu hakkında yetersizse ya da konu hakkında devamlılığı sağlayamıyorsa,o mevzu zor değil ama çalışma gerektirir. Yani çoğunluğun yapamadığını yapanlar,belirli bir disipline sahip kimseler, başarılı olma yolunda daima bir adım öndedirler.
Lisedeyken psikoloji,motivasyon konularını içeren kitapları okumak hoşuma giderdi. Mümin Sekman adındaki yazar da zaten bu iki konuda oldukça vurucu yazılar yazardı. Onun bir kitabında okuduğum cümle hala aklımda ve konuyla ilgili olarak belirtmeden geçemeyeceğim. Yazar demişti ki;çok çalışın ve elinizden geleni yapın.Hedefe ulaşmak için elinizden geleni yaparken de dışdan gelen tepkilere hazırlıklı olun. Bu tepkiler şunlardı.. Siz yavaş yavaş hedefinize ulaşmak için çaba harcarken önce size hoş olmayan sözler söylerle. Mesela öğrenciyseniz “inek” derler.Ardından sizi yıldırmak için alay etmeler başlar.İnsanlar bakar ki siz aldınız başınızı gidiyorsunuz ve onlar da oldukça gerideler başlarlar tuzaklar kurmaya. Artık siz ulaşmak istediğiniz yere gelince de takdir etmeye başlarlar,yenilgiyi kabul ederler ama içten içe yoğun bir kıskançlık vardır. Ve en sonunda da zafer! İmrenirler size.. Bütün bunlar olurken sadece hedefe kitlenmenizdir ki bu kadar engeli aşmanızı sağlar.
Yazarın verdiği bu örnek o kadar doğruydu ki zaten bunu yaşayarak da birçok insan öğrenmiştir de. Disiplin,istek ve hedefe kilitlenmek.. İşte bu üç unsur sizi kariyerinizin en üst seviyesine çıkartabilir ya da öğrencilik hayatınızı çok başarılı kılabilir.