Tag Archives: John Stuart Mill

3 Dakikada Ekonomi Tarihi

Paranın sanal bir kimliğe büründüğü şu yıllarda, gün içerisinde dünyada dolaşım içerisinde olan para miktarını saptamak oldukça zor gibi görünüyor. Durum “sanal” bir yapıya bürününce, piyasada somut olarak dolaşamayan “para”nın tarihsel gelişimini bilmeyen kimseler olaya hakim olamayıp, bilinmesi gereken mekanizmadan bir haber yatırımlar yaparak kötü sonuçlarla karşılaşıyorlar.

Ben bu yazımda ekonominin geçirdiği tarihsel süreci, ekonomi ekolleri yardımıyla oldukça kısa bir şekilde açıklayacağım.

15.yyda kağıt para kullanılmıyordu. Bu dönemde feodalitenin de etkileriyle maden bakımından zengin olan topraklarda hakimiyet kuranlar yönetimde, işçii çalıştırmakta, hayatın tadını çıkarmakta hak sahibi oluyorlardı. Altın, gümüş gibi madenlerden yapılan para ilkel piyasalarda dolaşıyor ve ihtiyaçların sağlanmasında aracı oluyordu. Ekonomi bilimi tam da bu dönemlerde “Sezgisel yaklaşımlarla” ortaya çıkıyordu ve buna merkantalist felsefe adı veriliyordu. Merkantalizm’de bulyonizm düşüncesi egemendi.

Bulyonizm değerli madenlere sahip olmanın zengiliği doğuracağı düşüncesini temsil ediyordu.

18. ve 19.yyda yeni buluşların üretime olan etkisi ve buhar gücüyle çalışan makinaların ortaya çıkmasıyla Avrupa’da “Sanayi Devrimi” gerçekleşti. Artık bu noktadan sonra mevcut dünya düzeni asla eski yapısına kavuşamayacak, günümüze kadar uzanan bir değişimin temsilcisi olan bu yenilik Avrupa’dan yola çıkacaktı. Sanayi devriminden olumsuz yönde etkilenenler Feodal beylikler olurken bu durumdan karlı çıkanlar, olumlu yönde etkilenenler de işçi sınıfı olmuştu. Feodaliteyle yönetilen coğrafyalarda yeterli geliri elde edemeyen hatta haksızlıklara maruz kalan işçiler kentlere göç etmiş, sanayi sektöründeki yoğun işçi gereksinimlerine çare olmuşlardı.

Bu tarihten sonra ortaya devletin kesinlikle piyasaya karışmaması gerektiğini, her arzın kendi talebini yarattığını, piyasadaki kişilerin kendi çıkarları doğrultusunda hareket ederken ortak çıkarlara hizmet edeceğini ileri süren Klasik Ekonomi okulu savunucuları ortaya çıktı. (Adam Smith, David Richardo, Thomas Robert Malthus, John Stuart Mill, Alfred Marshall)

Ardından Klasiklerin makro ekonomik düzeydeki yaklaşımlarında katkıda bulunarak mikro ekonomik teoriler üreten Neo-Klasikler okulu ortay açıkmıştır. Bu yeni ekol, Klasiklerin tamamlayıcısı niteliğinde oluşmuştur.
Ardından Klasiklere karşı çıkan, onların görüşlerine; özellikle devletin piyasaya karışmaması gerektiği düşüncelerine karşı çıkan Keynesyen Ekonomi ekolü ortaya çıkmıştır.

Keynesyen ekonomi devlet kontrolünün piyasaları düzeltip, istikrarlı bir yapı kazanmasını sağlayacağını savunuyordu. Bu ekol Klasiklerin tamamen kaşrıtı olup Kapitalist düzenin bugünki resminin çizilmesine aracı olan düşüncenin yapı taşlarını oluşturmuştur.

Sosyalizmin yansıması olarak nitelendirebileceğimiz Karl Marx’ın kapitalist düzene karşı durarak ortaya sürdüğü ekonomik düzenin ismi ise Marksist ekonomi olarak bilinmektedir.