Tag Archives: Michio Kaku

Güvenilir ve Hızlı: Geleceğin Parası

Eğitimin geleceği, doğanın geleceği, şirketlerin geleceği, insanlığın geleceği ve nihayet paranın geleceği. Bir an olsun duraksamadan ilerlemeyi sürdüren teknoloji, günümüz trendlerinde olumlu gelişmelerin yaşanmasına, insanlığın bir adım daha ileriye yönelmesine, geleceği pozitif yönde etkilemeye devam ediyor. Bu süreklilik içerisinde üretimin yanında çoğu zaman tüketim için kullanılan para artık somut halinden arınıp pratik olarak kullanılabilecek bir hale bürünüyor!

Gelecek trendleri konuşulurken genellikle para kavramıyla ilgili ilk akla gelen “icat” çeşitli cihazları ( cep telefonu, saat, müzik çalar ) ilgili alana doğru uzatıp tüketmenin zevkine daha hızlı ve pratik olarak varma düşüncesidir. Ancak meydana gelecek pratik tüketimin aksine para kavramının gelecekte ne gibi durumlarla yüzleşebileceği üzerine fikir yürütmek daha yapıcı gibi görünüyor.

Ekonomi tarihine bakıldığında dolar ve altını ilişkilendiren “Gold exchange standard” olarak bilinen bir uygulama başlatılmıştı. Söz konusu uygulamanın yapıldığı dönemde Viyetnam savaşında yorgun düşen ABD ve müttefik devletler ekonomiye can vermek amacıyla çeşitli girişimlerde bulunuyorlardı. Aynı dönemlerde ünlü ekonomist John Maynard Keynes tüm dünyada tek bir para birimi olsun diye çeşitli stratejiler geliştirmişti ve hatta bu para birimine “bancor” ismini vermişti. Uygulama açısından pek de mümkün görülmeyen bu girişimi bu günün yaşam koşulları göz önünde bulundurarak değerlendirirsek gelecek için ne gibi çıkarımlarda bulunabiliriz? Hız çağındayız ve her an internet üzerinden bilgi, fikir ve ürün paylaşımını gerçekleştirebiliyoruz. Globalleşme de hız kazanarak, dünyanın en ilkel bölgesinde bile hakimiyetini kurma yolunda ilerliyor. Böyle bir dönemde herhangi bir para biriminin tüm dünyada kullanılabilmesi mümkün olabilir mi? Enflasyon ve rekabet etkenlerini düşünürsek pek gerçekçi bir yargıya vardığımı söyleyemesem de gelecekte böyle bir kavramın piyasada nefes alabileceği olasılığı da globalleşme kavramıyla birleşerek “acaba olabilir mi?” sorusunu da akıllara getiriyor.

Para gelecekte somut olan karakterini yitirecek gibigörünüyor. Yani en başta banka hesabınıza yatırmış olduğunuz bir miktar para, sanal platformlarda, yazılımcıdan tüketiciye, Facebook’ta oyun oynamak için kredi satın alan bir çocuktan, e-ticaret sitelerini kullanan bir firmanın reklam afişlerinin yayımlaması için kullanılabilecek düzeyde hızla tüketilip kullanılabilecek.

Para konusunda gerçekleştirilecek gelişmelerde en büyük pay sahibi şüphesiz bankalar olacak. Bu gün bile T.C. kimlik numaranızı göndermenizin kredi almak için yeterli olduğu düzeyde hız kazanmış olan para akışı, henüz somut olarak elinize geçmeyen para miktarı, borçlarınız ya da sanal ortamlarda .

Bir süper markette alışveriş yaparken aniden yanınıza oldukça kirli kıyafetlerle, savurgan el kol hareketleriyle gezinen bir insan geliyor. Söz konusu kişi paltosunun içerisine markette bulunan bazı ürünleri sıkıştırmaya çalışıyor. Bunu yaparken de dikkat çekmemeye çalışsa da sizin gözünüzden bu şüpheli davranışlar kaçmıyor elbette. Eyvah diyorsunuz, bu bir hırsız! Marketin her yanı kameralarla çevrili olduğu için aslında fazla endişelenmenize gerek olmasa bile yine de tedirgin oluyorsunuz. Şüpheli kişi marketin çıkış kapısına yönelirken paltosunun içerisine sıkıştırmış olduğu ürünleri çekinmeden dışarı çıkarıyor. Kameralar, güvenlik görevlileri ya da yetkili personel içerideki müşterilerden çoğunun “hırsız” olarak nitelendirdiği kişiye müdahale bile etmden görevlerini yerine getirmeye devam ediyorlar.

Özetlemiş olduğum olayın görüntülerine aşağıdaki videodan ulaşmanız mümkün. IBM’in “paranın geleceği” temasına uygun olarak hazırlamış olduğu görüntüler, biz fütüristlere ya da fütürist adaylarına geleceğin çok daha masum suçlara sahne olacağını ve maddi yönden firmaların zarara uğramasının oldukça güçleşeceğini gözler önüne seriyor.

Güvenlik kavramı öncelikle insanların ruhsal ve bedensel bütünlüğünün, düzeninin bozulmaması için kullanılırken, çoğu zaman da maddi niteliği olan varlıklarımızın korunması için de kullanılıyor.

Bugün evlerden iş yerlerine, depolardan bankalardaki kasalara, yaşamın her alanında inanılmaz bir güvenlik altyapısı kurulmuş halde birbirimizden şüphelenerek varlıklarımızı muhafaza etmeye çalışıyoruz. Bu güvensizlik ortamı içerisinde yapıcı çözümler üretmek gelecek kaygısı olan kişilerin en önemli görevleri içerisinde yer almaktadır. Maddiyatın en güçlü simgesi olan “paraya” odaklanırsak, kredi ya da banka kartları içerisinde muhafaza edilebilen “paralar” gelecekte daha az yer kaplayarak ve daha “güvenli” şekilde nasıl saklanabilir? Cep telefonlarımızda mı yoksa dijital saatlerimizin içerisinde mi? Tek bir dokunuşla yapmış olduğumuz alışverişin bedelini nasıl ödeyebiliriz? Paranın daha güvenilir şekilde piyasada dolaşması aynı zamanda dolaşımın hızlı olmasını da sağlayacaktır.

Dünyaca ünlü fizikçi ve fütürist Michio Kaku’nun Türkiye’ye yapmış olduğu ziyaret esnasında biz fütüristlere aktardığı bilgiler arasında yer alan “dijital, hızlı, güvenilir para” sloganı ve ardından bu sayfada izleyeceğiniz videoya benzer görüntüleri bizlerle paylaşması, geleceğin maddi açıdan da olumlu sonuçlara sahne olacağı gerçeğini gözler önüne seriyor.

Ekonominin Geleceği 1: Arz-Talep-Rekabet Problemi

Gelecek odaklı yorumları dinlemek ve bu yorumlar üstüne düşünmek beni daima heyecanlandırmıştır. Hele bir de bu yorumlar ilgi duyduğum alanlar baz alınarak yapılıyorsa o zaman gerçekten içim içime sığamıyor ve mevcut düşünceyi geliştirebilmek için çaba göstermeye çalışıyorum. Ünlü futurist ve fizikçi Michio Kaku’yu İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde dinleme fırsatı buldum. Michio Kaku, benim fazlasıyla ilgi duyuyor olduğum, ekonominin geleceği konusunda yapmış olduğu yorumlardan oldukça etkilendim. Ekonomiye giriş derslerinde öğretilen arz-talep ilişkisini temel alan yorum, piyasalarıni tüketimin dolayısıyla “kapitalizmin” geleceğini gözler önüne seriyordu.

Her geçen gün biraz daha gelişen teknolojiyle birlikte insanlar hangi ürünün ne gibi özelliklere sahip olduğunu, bir marketten iceri girdikleri anda hangi markanın diğerinden daha kaliteli ve ucuz olduğunu anlayabilecek düzeye ulaşmaya başlayacaklar. Michio Kaku’nun anlattıklarına gore insanlar “akıllı gözlükler” veya “akıllı lensler” sayesinde etraflarıyla ilgili her türlü bilgiyi anında algılayabilecek ve seçimlerini bu verilere gore yapabilecekler. Öyleyse düşünelim. Bir süpermarketten içeri girdiğinizde eğer gözünüzde bu lenslerden ya da gözlüklerden varsa, size ulaşan bilgiye gore yöneleceğinin reyondaki “en ucuz ürün” piyasada müthiş talepler alacakken diğer markaların üreticileri ne yapacaklar? Normal şartlarda piyasadaki ürünler “denge fiyatında” satılırlar ve genel olarak ürünlerin fiyatları birbirine yakın, karları da birbirlerini baltalamayacak düzeylerde olurlar. Söz konusu durumda diğer markaların üreticileri, talebin fazla olduğu ürünlerle yarışabilmek için fiyatları sürekli olarak indirerek maliyetle satış fiyatını neredeyse aynı seviyeye getirecekler. Böyle bir durumda “tüketici” avantajlı olurken “üretici” dibe vuracaktır.

Söz konusu senaryonun gerçekleşmeyecek olması gibi bir olasılık olmadığını düşünüyorum. Bu nedenle durumu nasıl çözebileceğimize odaklanmak istiyorum. Aynı fiyatta birçok ürün varken ve maliyetler satış fiyatını aşmaya başlamışken, söz konusu zarar nasıl azaltılabilir. Elbette hiçbir üretici zararına satış yapmak gibi bir hata yapmayacaktır. Bu durumda “ortak birşeyler” oluşturmak aklıma geliyor. Ünlü economist John Maynard Keynes, sabit döviz kuru sisteminin konu edildiği Bretton Woods sistemi zamanlarında, tüm dünyaya likidite sağlayacak ve milli gelirleri dengeye sokacak “ortak para birimi” sistemini getirmeyi amaçlamıştı. Bancor ismini verdiği ortak para biriminin varlığıyla birlikte İngiltere Merkez Bankası, Amerika Merkez Bankası gibi mali kurumların varlığı sona erecek ve tek bir merkez bankası mevcut olacaktı. Ancak bu durum enflasyon oranlarının dünyayı kasıp kavuracağı gerçeği düşünülerek elbette uygulamaya geçirilmemişti.


Bir fütüristin yaptığı yoruma geri dönersek, ortak bir çözüm bulmamız gerekirse ürünleri yalnızca tek bir marka arzedebilir mi sorusu akıllara gelebilir. Yani mevcut şirketlerin hepsi ortak sermayeyle hareket edip rekabet ortamını sıfıra indirip tüketiciye “masal diyarı” sunabilir mi? Aynı tek para birimi gerçeğinde olduğu gibi, tek bir piyasa oluşturma çabası ekonomiyi ve refah düzeyini olumsuz yönde etkileyecektir. Globalleşmenin sert etkilerinin, pozitif etkilerini örttüğü gibi futurist bir bakış açısını tamir edebilecek bir çözüm yolu bulunması zor gibi görünüyor.

Devlet politikalarıyla önlenebilecek düşük fiyatlı arzların tüketiciye yararı yüksek miktarlarda seyredecekse de, ülkelere genel olarak büyük zararlar verecektir.Michio Kaku’nun futurist yorumunu alkışlıyor, durumun doğuracağı negative sonuçlara çözüm getirecek yorumlarını okumak için sabırsızlanıyorum.