Tag Archives: Mutluluğun Ekonomisi

Mutluluk Ekonomisi

The Economics of Happiness – Official Trailer from The Economics of Happiness on Vimeo.

İlgilendiğiniz alanı farklı bakış açılarıyla değerlendirmek, dünya görüşünüzü ve düşünce yapınızı yeniden şekillendirir. Bu yeni oluşum belki de sizin ait olduğunuz düşünce tarzına kavuşmanıza vesile olabilir.

Ekonomiye farklı açılardan bakmak benim için hem öğretici oluyor hem de eğleniyorum.Bu durumdan yola çıkarak 03.12.2012 tarihinde Pera Müzesi’nde gerçekleştirilen “Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali” etkinliğine katıldım.Bu festivalde Mutluluğun Ekonomisi ( The Economics of Happiness ) isimli belgeseli izledim.

Global ekonominin kültürlere ve tarıma etkisi üzerinde çalışmalar yapan Bayan Helena Norberg-Hodge izlediğim bu belgeselde, ekonomiyle ilgili yaptığı muhteşem saptamalarla bana yeni düşünceler kazandırdı.

Helena Norberg-Hodge Hindistan’ın Ladakh şehrinde çalışmaları için saptamalar yapmak, elde edeceği verileri değerlendirmek için bir süre orada yerlilerle yaşamış. Belgesel esnasında yerlilerin yaşam şartlarını,geçim kaynaklarını nasıl kullandıklarını ve mevcut dünya düzeninden ne kadar da uzakta yaşadıklarını görmek oldukça basit.


HERKES İHTİYACI KADAR ÜRETİM YAPIYORDU

Ladakh’da yaşayanlar üretimlerini – üretim demesek de olur, ihtiyaç karşılama eylemi demek daha doğru bence- topluluklarını doyurmak için sınırlı ölçüde gerçekleştiriyorlardı. Her ailenin derdi sahip olduğu on nüfusu doyurabilmekti –ya da giyindirebilmek-. Bu durum sonucunda da herhangi bir rekabet ortamı oluşmuyor, zengin fakir gibi sıfatlar insanların etiketi olmuyordu.

1970 yılında Ladakh’a gelen Avrupalı,Amerikalı güçler masalı sona erdirdi. Artık ortada sömürgeleşen bir Ladakh ve ihtiyaçtan fazla üretilen tarım ürünleri vardı. Halk köle olmuştu. Daha önce zengin-fakir diye bir şey burada yok diyen halk artık çok açız çok fakiriz diye şikayet eder olmuştu.
Ekonomide ve Dünya’da Globalleşmenin 8 olumsuz nedeni vardı.Bunlardan birkaçı,
-Küreselleşmenin insanları mutlu etmediği gerçeği
-Küreselleşmenin güvensizliğe yol açması
-Gelişen sanayinin doğal kaynakları yok etmesi
-İklim değişikliğinin hızlanması
-Milletler arası çatışmaların artması (hatta aynı milletten olanlar bile kavga edebiliyor)
-Dev şirketlere sadaka verme durumu üstüne kurulu bir düzen..
Belgesel esnasında gösterilen bir görüntü ve yapılan bir yorum oldukça ilgi çekiciydi..
Hindistan’da fakirliğin tavan yaptığı bir bölgede (ki aslında bu ülkenin her noktası böyle) dilencilerden biri kameraya yaklaşıyor ve ona bir soru yöneltiliyor.

-Toprağını sana geri verseler tarımla uğraşır mıydın?
Dilenci: Evet, kesinlikle tarımla uğraşırdım. Dilenmek istemiyorum, toprağımı geri istiyorum..

İnsanların gücü bu denli olumsuz da olabiliyor ulusları kurtaracak kadar olumlu da. Bir insan başka bir insanın refahı için sefillik çekebiliyor.

Globalleşme yerine lokalizasyonu,yerel üretimi destekleyen bu belgeselin izlenmesi gerektiğini söyleyebilirim. Bayan Helena’nın “Mutluluk Ekonomisi” ile ilgili çalışmalarını ve görüşlerini buraya tıklayarak öğrenebilirsiniz.