Tag Archives: Mutluluk Bilimi

AKIŞ/MUTLULUK BİLİMİ kitabından seçtiklerim

Doyumun önündeki engeller,ancak ve ancak yaşantının doğrudan denetlenmesiyle,yaptığımız her şeyden an be an zevk alma yeteneğiyle aşılabilir.

Varlık ve güçle birlikte beklentiler yükselir,varlık ve konfor düzeyimiz yükselmeye devam ettikçe elde etmeyi umduğumuz iyilik duygusu da bizden uzaklaşmayı sürdürür.

Büyük düşünürleri motive eden,düşünerek kazanabilecekleri maddi ödüller değil,düşünmenin verdiği zevk olmuştur her zaman.

İnsan düşünmeye zaman ayırdığında daha önce yaşadığı hayal kırıklığını yeniden yaşıyor: Her bir başarının ardından,paranın,gücün,konumun ve eşyaların kendi başlarına yaşam kalitesine zerre kadar katkıda bulunmadıkları daha açık bir biçimde ortaya çıkıyor.

Taşmak üzere olan çok fazla baraj vardır ve zamanımız hepsiyle ilgilenemeyecek kadar kısıtlıdır.

Toplu olarak insanoğlu maddi güçlerini bin kat artırırken yaşantının içeriğini iyileşitirme bakımından fazla ilerleme gösterememiştir.

Cazibenin gerçekte ne olduğunu anlamalı ve öncelik tanımaya karar verebileceğimiz başka hedefler için çalışmak gerektiğinde bu zevkler üzerinde bir miktar denetim sahibi olabilmeliyiz.

Rekabet yalnızca kişinin becerilerini mükemmelleştirmesinin bir aracı olduğunda zevklidir; kendi başına bir amaç olduğunda eğlenceli olmaktan çıkar.

Akış yaşantısında, açık hedefler ve hızlı geri bildirimle birlikte yoğunlaşma, bilinçte düzen ve beraberinde de bize zevk veren psişik düzenliliği sağlar.

Tehlikerli etkinliklerden zevk alan kişiler bir şeyi ödünlemek istiyorlardır; karşı koyamadıkları bir biçimde Ödip saplantısını yeniden hayata geçiriyorlardır; “sansasyon arıyorlardır.” İşin içine zaman zaman böylesi güdüler girse de, kendini riske atan bu uzmanlarla yüz yüze konuştuğunuzda öğrendiğiniz en çarpıcı şey, aldıkları zevkin aslında tehlikeden değil de, tehlikeyi en aza indirme yeteneklerinden kaynaklanmasıdır.Onlara zevk veren, felakete davetiye çıkarmanın getirdiği hastalıklı heyecan duygusu değil, tehlikeli olması olası güçleri denetleyebilmenin verdiği son derece sağlıklı ve olumlu duygudur.

Bir insan, zevkli bir etkinliği denetleme yeteneğine başka hiçbir şeye dikkatini veremeyecek kadar bağımlı hale geldiğinde, nihani denetimini, yani bilincinin içeriğini belirleme özgürlüğünü kaybeder.

Enerji güçtür, ancak güç yalnızca bir araçtır. Gücün uğrunda kullanılacağı amaçlar yaşamı zenginleştirebilir ya da acılarla doldurabilir.

Su iyi de olabilir kötü de,yararlı da olabilir tehlikeli de. Ancak tehlikenin çaresi bulunmuştur: Yüzmeyi öğrenmek. (Democritus)

Her bir katılımcının aradığı,potansiyelini gerçekleştirmektir ve başkaları bizi elimizden gelenin en iyisini yapmaya zorladığında görevimizi yapmamız kolaylaşır.

Atina vatandaşının akış yaşamasını olanaklı kılan, nasıl mülkünde çalışan kölelerse, Amerika’nın güneyindeki plantasyonlarda görülen şık yaşam tarzı da ithal edilen kölelerin işgücüne dayanıyordu.

Eğlence araç gereçlerinin ve boş zaman için seçeneklerin şaşırtıcı bir ölçüde emrimize amade olmasına karşın, çoğumuz can sıkıntısı çekmeyi ve nedensiz bir hayal kırıklığının pençesinde kıvranmayı sürdürüyoruz.

Bireysel düzeyde kuralsızlık kaygıya, yabancılaşma can sıkıntısına karşılık gelir.

Yüzyılın en büyük filozoflarından Bertrand Russell, kişisel mutluluğa nasıl ulaştığını şu sözlerle analtır: “Kendime ve kusurlarıma kayıtsız olmayı yavaş yavaş öğrendim; dikkatimi dışardaki nesneler üzerinde odaklamaya başladım: Dünyanın durumu,bilginin çeşitli dalları, sevdiğim insanlar.”

Bedenin yapabileceği her şeyin zevk verme potansiyeli vardır. Ancak pek çok insan bu kapasiteyi görmezden gelir, fiziksel donanımını olabildiğince az kullanır ve böylece akış yaşantısı sunma yeteneğini kullanmamış olur.

Kişi hedefler koyup becerilerini geliştirmedikçe yürümek özelliksiz bir angaryadan başka bir şey değildir.

Kişi gereken becerileri geliştirmezse, uğraşından gerçekten zevk almayı bekleyemez.

Elbette birden fazla fiziksel alanda yüksek karmaşıklık düzeylerine ulaşmak zordur.İyi atletler,dansçılar ya da görme,işitme ya da tat alma uzmanları olmanın gerektirdiği beceriler öyle çoktur ki bir bireyin uyanık geçirdiği ömründe bir iki alandan fazlasında ustalık kazanmak için yeterince psişik enerjisi olamaz. Ancak tüm bu alanların meraklısı olmak, bedenin yapabileceği şeylerden keyif almak için yeterli düzeyde beceri geliştirmek kesinlikle olanaklıdır.

Bellekleriyle hava atmaktan kendilerini alamayan insanlar tanırız. Ama bu yalnızca, insanlar diğer insanları etkilemek için ezber yaptıklarında ortaya çıkan bir durumdur. Kendi kendini motive eden, elindeki malzemeyle içtenlikle ilgilenen ve çevresini değil, kendi bilincini denetlemeyi birinin baş belası olma olasılığı daha zayıftır.

Mutluluk güçte ya da parada değildir; doğrulukta ve çokyönlülüktedir.

Aklımıza gelen ilerlemeler genellikle böylesi gösterişsiz koşullarda, fikirlerle oynamaya kendini adamış insanlar sayesinde gerçekleşir.

Genç insanlar paylarına düşenden genelde daha az memnun olur,değişimi daha çok ister ve mevcut düzenin sıkıntılarına karşı daha dayanıksız olurlar.Bunlar,gerekli olan ama hoşlarına gitmeyen işleriyle, zevkli olan ama fazla karmaşık olmayan boş zaman etkinlikleri arasındaki mesafenin giderek arttığını göreceklerdir.

Psişik enerjinin kişisel kullanımı insana bu işi özgür iradesiyle seçtiğini hissettirir.

İşçiler işlerinden zevk alsalar,bu kişisel olarak onlara yarar sağlayacağı gibi,er ya da geç verimliliği de artırır ve öncelikli olan tüm hedeflere de ulaşılmasını sağlar.

İçsel bir simgesel sistem olmayan insanlar kolayca kitle iletişim araçlarının esiri olabilirler.Demagoglar onları yönlendirir,eğlence dünyası edilgenleştirir ve satacak bir şeyi olan herkes de sömürebilir.Televizyona,uyuşturucuya ve kolaycı politik ya da dinsel kurtuluş çağrılarına bağımlıysak,bunun nedeni güvenebileceğimiz fazla bir şeyimiz olmaması, zihnimizi yanıtları bildiğini iddia eden herkese kendini kaptırmaktan alıkoyacak pek az içsel kuralımızın olmasıdır. Kendi kendine bilgi verme yetisinden yoksun olan zihin gelişigüzelliğe kayar. Zihninin hiçbir şekilde denetleyemeyeceği dış güçler tarafından mı düzenleneceğine,yoksa düzenin,becerileri ve bilgileri organik olarak çıkıp büyüyen içsel modelin sonucu mu olacağına karar vermek kişinin kendi elindedir.