Tag Archives: özgürlük

Kısaca “İrade” Üstüne…

Kendinize hakimiyeti yitirdiğiniz ölçüde, özgürlüğünüzü de yitirirsiniz.

Ebner von Eschenbach

Yaşam yolculuğunda, bilincimiz yerinde olduğu süreç boyunca tercihler yapıp, doğrultumuzu belirleriz. Gideceğimiz yolu, donanımımız kısaltır iken, arzularımız yolculuğu cazibeli bir  hale getirir. Cazibe ve donanımı ise yaşam yolculuğunda taçlandıracak bir  erdem vardır. Bu erdem şüphesiz ki irade ile ifade edilir. Bir tercih yapmak, o doğrultuda yürümeye, çalışmaya ve gelişmeye cesaret etmektir; irade gösterebilmektir. İradeli kişi, kontrolü elinde tutabilir. Kişi, yaşam yolculuğunda karşılaştığı durumları doğru eylem ile kontrol altına alıp, iradesini de işin içine katarak savrulmadan ilerleme gayretini gösterebilir.

Toplumda çokca bahsi geçen bir kavram vardır; bu kavram “özgür irade”dir. Peki özgür irade nedir? Bu iki kelime aslında birbirinin koşulunu temsil eder. İradenin olduğu yerde özgürlük vardır, özgürlüğün olduğu yerde ise irade yer almak zorundadır. Kişinin kendi seçimleri, onu toplumsal dayatmalardan, kalıplaşmış ürünlerden uzaklaştırır. Bu uzaklaşma beraberinde kendini gerçekleştirebilme dürtüsünü tetikleyerek, özgürlüğü ortaya çıkarır. Kendi üzerinde  hakimiyet kurabilen bireylerden oluşan toplumlarda yaratıcılık ve bilgi seviyesi yüksek iken, olumsuz durumlara sebebiyet veren kişilik bozuklukları çok daha azdır.

Özgürlüğü yitirmemek adına kendi tercihini yapmak, kişinin kendi belirlemiş olduğu noktadan yola çıkarak çalışmaya başlamak, iradenin bir ürünüdür. Hakimiyet ve özgürlük, iradenin eserleridir.

 

Sınırlar Koymak

Sevmek mi sevilmek mi benimsediğin yaşam garantin, kazanmak mı yoksa kaybetmek mi tercihin bilmiyorum.

Yalnızlık mı senin bağımsızlık bayrağın yoksa sınırlarına vurduğun kürek darbeleri mi özgürlüğüne açtığın tünel, belli değil.

Yaşarken gerçekleştirdiğin eylemlerin toplamıysa değerin ve eğer yoksa hiç zihninden geçen, paylaştığın ama harekete dönüştüremediklerinin vasfı ölçüsünde kıymetinin , ne yapmalısın bu da belli değil.

Tercih şansı bırakmıyorsan eğer ve sadece adil olmaksa erdem, kendi benimsediğin düşüncelerse doğruların, gem vuruyorsan bir başkasının zihnindekilere, anlamaya çalışmıyorsan işine gelmeyeni nasıl sevmekle sevilmek, kazanmakla kaybetmek arasında seçimler yapabilirsin?

Sen, doğrularını çoğaltmadıkça merak etme, tek kazanan yalnızca kendi kürende her zaman sensin. Var olanı geliştirmek için yapman gereken, anladığınla kalmayıp daha da fazla anlamaksa kim bilir belki o zaman sevilen de olursun kazanan da.

Senin kürendeki düşünceler demetine göre kaybedenin yanında sergilediğin davranış olmaz mı sevilmenin patikası?

Kim bilir kaç mevsimi yıktın kendi oluşturduğun, tek düze yapraklardan, ağaçlardan benzer seslerden oluşan kürende?

Benim doğrularımsa seni bitiren, senin yanlışlarısa eğer benim yolumu çizdiren, koyma sınırlar zihnine. Nasılsa yanlışların benim sınırlarımı çizecektir kaybettiğim ya da sustuğum kelimeleriminin ölümüne itafen.

Senin düşüncelerinle uyuşmuyorsa yapısı cümlelerin, devrikse her söylediğim al şimdi bütün kelimelerimi, kendin kur bildiğin gibi devrik cümlelerini, nokta yok benim küremde hiç bir cümleye sırf sen bildiğin gibi sonlandır diye. Ve bütün cümlelerinde nokta varsa bana söylediğin susarım kelimelerimle ve ünlem işaretleri koyarım zihnimde.

Boşsa tüm kağıtların kendi doğruların nedeniyle, varsa dolu kitaplar başkalarının kalbinin attığı kürelerde yapman gereken kaybetmeye devam etmektir senin doğrularına göre.

Kaybederken anlamamak kazanmanın bedellerini, sevmenin ya da sevilmenin hiç var olmamış kriterlerini. Çektiğinde yusyuvarlak bir sınır düşüncelerine ve dediğinde “buradan ötesi benim yanlışlarımdır, geçme oraya eğer isteğinse sevilmek”, senin hudutlarının ötesinden gelenlere koyduğun engel neticesiyle hiç anlayamayacaksın değişik evrenleri.

Çektiğin sınırlarındır ödediğin bedeller, sevmediğin duvarlardır vazgeçmen gereken beklentiler. Ve kabul edebilmektir en değerli taşın sende olmadığını, açabilmektir hazinenin kapılarını binbir renkteki binbir hikayesi olan taşlara.

Unutma, ışık vurduğunda sandığına, etrafta oluşan renkler binlerce taşın oluşturduğu cümbüşle ahenkle dans eder.