Tag Archives: Tayfun Çataltepe

Bitmesin Diyebileceğiniz bir OKUL!

Bazen zamanınızı tabiri eğer caiz ise “çöpe atarsınız” ya da boşa harcarsınız. Bunu yaparken kaybettiklerinizin, yapabileceklerinizin ancak bir sebepten yapmadıklarınızın farkındasınızdır. Bazen de hayatınız adına öyle kritik saatler, öyle can alıcı dakikalar hatta günler geçirirsiniz ki zaman size teşekkür edebilse, onun tek bir teşekkürü az gelebilirdi. Katıldığım bir çok etkinliği göz önünde bulundurursam, geçirdiğim vakit, onu harcadığım yerle övünmeli desem yeridir.

Boğaziçi Üniversitesi Yöneylem Araştırma Kulübü’nün OKUL 2011 etkinliğine katılma fırsatı yakaladım. Bu etkinliğe kayıtlar başladığında Boğaziçi Üniversitesi’nin prestijli ismi bir yana, etkinlik listesindeki isimler zaten sizi kaçınılmaz son olan “KATILIYORUM!” seçeneğine götürecekti. Etkinlik programını “Ders Programı” olarak adlandıran BÜYAK üyeleri, 4 günlük konferans ve etkinlik düzeninin her gününü üniversitenin yılları olarak ayırmıştı.

OKUL’un ilk yılı (günü) dersleri dinleme odaklı geçerken, interaktif oyunla sınıf arkadaşlarımızla iletişimimizi kuvvetlendirip, birbirimizi tanımamız ve üretkenlik faktörünü rekabetle birleştirmemizle sona erdi. OKUL’un ikinci yılında (gününde) dinlediğimiz konferanslardan sonra STAJımızı da son derece profesyonel bir ekiple tamamlama şansını yakaladık.OKUL’un üçüncü yılında (gününde) konferans ve vaka eğitimleriyle bir yılı daha geride bıraktık. Ve OKUL’un son yılı, hüzünlü veda..

Sizinle OKUL’daki “ders notlarımı” paylaşmak istiyorum.

Rekabette kazandıran hamleler temasıyla oluşturulan bu etkinlikte Sayın Bölüm Başkanı Ümit Bilge’ye göre temadaki tek bir cümle aslında anahtar kelimelerden oluşuyordu.

REKABETte/ KAZANdıran/HAMLEler..

Rekabete tek bir açıdan bakmamak gerekiyor. Çünkü rekabet dahilinde kişiler birçok alanda kendini donatırken, rakipleriniz de boş durmamak konusunda oldukça usta oluyorlar. Yapacağınız hamleler, atacağınız adımlar sizin donanımınızın bir ürünü oluyor. Eğer bir kuruma bağlı olarak çalışıyorsanız ya da o kurumu oluşturanlardansanız kurumsal imajınız ve sürdürülebilirlik politikanız rekabette oldukça önemli bir yere sahip. Bireysel açıdan bakıldığında da “kişisel sürdürülebilirlik” rekabette kazandıran hamleniz!

Birinci günün ilk konuğu olan İTO Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş bizlere rekabette öne çıkmak için neler yapılması gerektiğini, yapılacak hamlelerin seviyelerini anlattı. Öncelikle farklılığınızı ortaya koymanız gerekiyor! Sıradanlık her zaman kişiyi geri planda tutarken yapılan farklı hamleler ve izlenen değişik,alışılmışın dışıda stratejiler sizi rekabet ortamında her zaman bir adım öne taşıyabilecek davranışları temsil edebiliyor. Yaptığınız işin ustası olmak, işinizi severek hatta aşkla yapmak, ilgili olduğunuz işe vakit ayırmak sizi rekabette öne çıkarırken alanınızda da daha başarılı olmanızı sağlar.

Firmalar bazında ekonomik saptamalara da yer veren Sayın Murat Yalçıntaş düşük maliyetle çalışmaya, farklılaşmaya ve en önemlisi işe odaklanmaya önem verdiğini açıklıyor. Farklılaşma konusunda ilgimi çeken bir örneğe de yer veren konuşmacı DELL firmasını bizlere anlatarak örneği zihnimizde somutlaştırmaya çalışıyor. DELL firması bilgisayar üretiminde oldukça popüler olduğu bir dönemden sonra yenilikleri takip edemeyip, farklılaşma yolunda adımlar atmadığı için bu gün sektördeki ününü yitirme durumuyla karşı karşıya..

OKUL’un ilk gününün ikinci konuşmacısı IBM Global İş Servisleri Genel Müdürü Tansu Yeğen oluyor. Birçok kez yılın en başarılı iş adamı seçilen Sayın Yeğen, vizyonun ne demek olduğunu, misyonun önemini ve durum değerlendirmesi yapmayı IBM’in temel hamleleri olarak belirlemiş. Her 10 yılda bir “ben ne yapıyorum?” sorusunu kendine sorarak durum analizi yapan Tansu Yeğen, öngörülerde bulunmayı da ihmal etmiyor.Yatırımdan çekinilmemesi gerektiğini vurgulayan konuşmacı, bunun sebebi olarak da yaıtırm yapmanın bizleri gitmek istediğimiz yere götürecek olan hareket olduğunu açıklıyor.

IBM’in başarısında rol oynayan iki maddeyi de Sayın Yeğen bizlere aktarıyor.

Bunlar:
1) Düzenli olarak müşterilerle konuşmak ve onlardan geri dönüş almak çok önemli diyor
2) Yapılan işlerin şirketin ilerleme süreçlerine katkıda bulunacak işler olması gerektiğini vurguluyor

Günün dördüncü konferansında Tayfun Çataltepe “ değişmenin hızı değişti, farklılık yaratmak zorlaştı” diyor.. Ardından Tülay Güngen bankacılık sektöründeki rekabette kültür ve sanatın rolü konusunda bizlere bir sunum yapıyor.

İlk günün sonunda gerçekleştirilen interaktif oyunla, grup çalışması yapabilmeyi bir şeyler üretebilmeyi ve organize olabilmeyi yaşayarak öğrendik. Böylece okulun ilk yılı sonra erdi..

16 Aralık 2011 tarihinde okulun ikinci gününde Nuri Otay Ford Otomotiv Sanayi A.Ş.den gelerek bizleri kriz yönetimi konusunda bilgilendirdi. Krizden başarıyla çıkabilmek için izlenmesi gereken adımları sıralaması oldukça ilgi çekiciydi.

Bu adımlar sırasıyla( Kriz döneminde):
1) Ertelenebilir masrafları ertele
2) Maliyetleri gözden geçir,değerlendirmeler yap
3) Çalışanların memnuniyetsizliğine neden olacak konular yaratmamalısın
4) Pazarda çeşitlendirme yapmalısın. Örneğin Avrupada kaybettiğin pazarı başka ülkelere açılarak kapatmayı deneyebilirsin

Türkiye’nin demokrasi ve açık pazarla büyüdüğünü söyleyen Nuri Otay “ İnsanlar motive olduğu sürece piyasalar da motive olacaktır” cümlesiyle konferansı noktalıyor.

Bir sonraki konuşmacı Ayşegül İldeniz oluyor. Kendisinin enerjisi ve sıcak tavırları bütün salonu etkisi altına almayı başarıyor. Ayşegül Hanım Intel World Ahead programından söz ediyor. Ardından piramit örneğini veriyor. Siz piramidin üst kısımlarına gözünüzü diktiğinizde görüşünüzü daraltıyorsunuz diyor. Ancak bir de piramidi ters çevirerek bakmayı deneyin.

Böylece ilerisi için oldukça geniş bir bakış açısı kazanacaksınız diyor.
Eğer başarılı olmak istiyorsanız size 3 başlıktan söz edebilirim diyordu Ayşegül hanım.

Hayattan ve kendinden ne istiyorsun bunu belirle. Yeteneklerin neler bunları keşfet. Ardından da amaçların doğrultusunda hareket et!

Geniş düşün, Kafandaki sınırları at!

Ne yaptığın değil, yolculuğun kendisi önelidir!

Bu konferansın ardından “Staj” yapmaya gidiyoruz! Ben İş Bankası’na arkadaşlarım da İntel, Vodafone gibi ünlü markaların firmalarına..
Bir sonraki gün Ali Tulgar ve Galya Frayman Molinas’ı dinledikten sonra favorim olan etkinliğe geliyor sıra.

Vaka Eğitimi ve ardından Vaka Analizi!
IBMden gelen yetkililerden oluşan jüri üyelerine çözümümüzü sunmak üzere iki saat boyunca ayrıldığımız takımlarla bizlere verilen vakayı çözmeye çalışıyoruz. Çok yaratıcı, çok fütürist biraz da karmaşık sonuçlara vararak çözümümüzü jüri üyelerine sunuyoruz.

OKULun son günündeyiz! Günün ilk ve son konuşmacısı Kişisel Gelişim Uzmanı, Başarı Düşünürü, Okuru ve Yazarı Sayın Mümin Sekman oluyor. İnsanları hayatta başarılı yapan nedir? Düşünülmesi gereken ancak ertelenen ya da kişinin aklına dahi gelmeyen sorular vardır. Bu soruların yanıtları aslında sizin geleceğinizi belirler, yol haritanızı çizer. Kimisi bu soruları düşünür de yanıtlamaz, kimisi de vardır ki size durmadan bu soruları sorar. Belki amacı sosyal sorumluluk bilinci doğrultusunda ilerlemektir, ya da belki de amacı tutkuyla bağlı olduğu misyonunu geliştirmektir.

“Başarı hakkındaki düşünceleriniz hayatınızı şekillendirir” diyordu yazar Mümin Sekman. Boğaziçi Üniversitesi’nde BÜYAK’ın düzenlediği OKUL 2011 etkinliğinin son gününde okurlarıyla buluşan Mümin Sekman, gençlere hitap ederken üniversite yıllarındaki düşüncelerini ve o yıllarda attığı adımları, verdiği kararları ve girişimlerini anlattı. Yazarın kendi web sitesinde de belirttiği gibi okurken gördüğü güzel cümleleri yazdığı bir defterin varlığından tutun da herkesin başarılı olmak isteyip neden olamadığına kadar birçok konuda görüşlerini, düşüncelerini gençlerle paylaştı.

Üniversite kantininde başlayan başarıyı sorgulama macerasından, başarıyı amaç mı olarak yoksa araç mı olarak kullanmak gerektiği konusunda verdiği örneklere kadar gençlere vizyon kazandırabilecek düşüncelerini aktaran Mümin Sekman, OKUL 2011 etkinliğinin kapanışında gençlerin gelecek hedefleri oluçturma konusundaki bakış açılarını başarılı bir gelecek hedefi oluşturma doğrultusuna çevirdi.
Başarı üzerine yaptığı konuşmasının ardından “ Her Şey Beyinde Başlar” isimli kitabını imzalayıp aramızdan ayrılıyor.

BÜYAK ailesinin bizlere neşeli dakikalar yaşatmak için getirmiş olduğu bir tiyatro ekibi çıkıyor sahneye. “Yota Doğaçlama” olarak bilinen bu tiyatro grubu bütün salonun dakikalarca gülmesine, OKULun neşeyle sonlanmasına neden oluyor.

Diplomalarımızı alma vakti geldiğinde de herkes tek tek sahneye davet edilip diplomalarını alarak OKULa veda ediyor..

Keşke aldığım bütün notları, bütün konuşmacıların çarpıcı görüşlerini ve bize aktardığı bilgileri yazabilseydim. Ancak OKUL 2012 katıldıktan sonra yapacağım kıyaslamalar için bu eylemi ertelemeye karar verdim.

Boğaziçi Üniversitesi Yöneylem ve Araştırma Kulübü’ne teşekkürler…