Tag Archives: Turizm

Türkiye ve Ekonominin Geleceği Üstüne

Gelişmekte olan ülkelelerin ekonomilerindeki büyüme eğilimi, gelişen ülkelere nazaran daha fazladır. Bu durum, yatırım yapmak isteyen ve uzun vadeli para akışını kontrol etmeye çalışan kişi yada kurumların “gelecek vaat eden yatırım” kumbarası ilgilendiriyor. Türkiye’nin gelişmekte olan bir ülke olduğunu göz önünde bulundurarak ve son yaşanan gelişmeleri baz alarak yorum yaparsak şu soru akıllara geliyor: Türkiye uzun vadede gelecek vaat eden bir piyasa mı olacak?

Avrupa’da yaşanan kriz sebebiyle ağır hasar gören  Yunanistan ve Güney Kıbrıs, Türkiye’deki siyasal problemlerle değer kaybeden Türk Lirası’nın kurbanları olmak üzere! Bu iki ülke turizm gelirleriyle maruz kaldıkları hasarları tedavi etmeye çalışırken, Türkiye gibi bir ülkenin para biriminin değer kaybetmesiyle birlikte turistlerin gözde mekanı olması durumunda daha da fazla zarar görecekler. Yani şöyle söylenebilir: Türkiye’de turizme yatırım yapmak şu an akıllıca bir davranış olacakken, Avrupa Birliği turizmden kaybettiği gelirini başka bir alana yönelerek kapatmaya çalışmalı.

Financial Times’a göre Türkiye ekonomisinin geleceği pek de parlak değil. Bu konuyla ilgili olarak geçtiğimiz günlerde gazetede şu satırlara yer verildi:

“Önceden yüksek büyüme oranlı ekonomisiyle övülen Türkiye şimdi zayıf bir para birimine ve yüksek faiz oranlarına sahip. Adım adım yaklaşan ‘ekonominin kalp durması’ yerel ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin – ve muhtemelen genel seçimlerin – olduğu yıla rastlıyor. Siyasi istikrarsızlık korkusu, döviz piyasalarına aşılanıyor.”

Ekonomide kalp durması, gelişmekte olan ülkelerin kabusu olurken, gelecek vaat eden piyasalar için bir kurtuluş yolu olacak gibi görünüyor. Yani Avrupa ekonomisi ve Türkiye ekonomisi arasında hızlı bir rol değişimi yaşanabilir.

Londra

Gezilen görülen yerlerden yalnızca fotoğraflarla ve bir kaç tatil anısıyla dönmenin kişiye çok da çarpıcı bir etkisi olmadığını düşünüyorum.Okuduğum bölümden dolayı mıdır yoksa yaşadığım ülkenin sosyo-ekonomik dengesizliğinden dolayı mıdır bilinmez Londra’nın ekonomik yapısı oldukça ilgimi çekti. Londra’da Victoria National Rail Station’ı merkeze gitmek için her gün kullanıyorum. İstisnasız her gün de burada oluk oluk turist akıyor. Ellerinde valizler ülkelerine dönenler,İngiltere’ye gelenler.. O kadar çoklar ki insan durup bir düşünüyor. Bu kadar insan ne buluyor da bu ülkede,akın akın geliyor?
Şüphesiz ki İngiltere’nin pazarlama stratejisi olmasaydı bu gün belki de ekonomi alanında bu kadar güçlü bir konumu olmayacaktı. İnsan kendi ülkesiyle karşılaştırıyor doğal olarak gittiği yerleri. Türkiye bir imparatorluğun üzerinde yeşermiş bir memeleket. Türkiye’de her ırktan insan bulmak,her çeşit tarihi mekanı burada görmek kaçınılmaz.Açıkcası İstanbul’un boğazını Londra’nın Themes Nehri’ne tercih ederim,düşünmem bile. Ama buradaki sektör öyle güzel organize edilmiş ki,dibi dahi görünmeyen bir nehrin ismi ünlenmiş ve harika bir şekilde pazarlanmış.Londra’nın turistik mekanlarıyla ilgili kısa kısa değerlendirmeler yapıp ardından düşüncelerimi belirteceğim. Bilindiği gibi “United Kingdom” yani Birleşik Krallık, “Krallık” olma özelliğini kullanarak bir çok mekanı turistlerin ilgisini çekecek konuma getirebiliyor. Örneğin Westminister Abbey. Londra’ya gelip de burayı görmeyen kişi ben turistim dememeli bence. İçerisinde Krallık süresince yaşayan kralların,kraliçelerin,prenseslerin vs. Mezarlarının bulunduğu bir manastır burası.Hatta geçtiğimiz aylarda “Royal Wedding” olarak duyurulan Kate Middleton & Prince William’ın evlilik töreni de Westminister Abbey’de yapılmıştı. İçeri giren turistlerin bir “Manastır”a girme kaygısı yok. Yani “dini” niteliğini yitirmiş bir yer gibi davranılıyor çoğu kişi tarafından. Ardından Parlemento Binası, Big Ben bilindik görülmesi gereken yerler arasında. Ardından müzeler var..
Victoria&Albert Museum,Science Museum,British Museum,Natural History Museum.. Müzeleri girişde ücret kaygısı yaşamıyor insanlar..
Aslında beni bu yazıyı yazmaya iten bazı düşüncelerim var. Örneğin Westminister Abbey’in içerisinde ağabeyimle yaşadığım bir olaydan söz edeyim. Newton, Darwin gibi ünlü bilim adamlarının burada anıtları var. Newton’ın anıtını görmek isteyen ağabeyimle birlikte anıtı bulmak için manastırın içerisinde dolanırken amacımıza ulaşmıştık. Ancak nedense anıta uzaktan bakmamıza izin veriliyordu. Görevlilerden biri fotoğraf çekmeyin,sınırları geçmeyin diye uyarılar yapıyordu. Bazı yerlere girişler kapanıyor bazı yerlere girişler birden açılıyordu.Uzaktan gördüğümüz Newton anıtından sonra dolaştık ve ardından tekrar yolumuz buraya düştü. Bu kez bir grup turistin anıtın önüne kadar geçebildiği ve biraz önce uyarılar yapan görevliyle birlikte anıtla ilgili konuşup,gülüştüklerini gördük.Burada bu durumun gerçekleşmesini sağlayan PARAydı.Görevliye verilen bir miktar parayla bütün yasaklar yasallaşmıştı.Yani en azından biz böyle düşünüyoruz..
Londra’da Trafalgar Meydanı’nı gerçekten çok sevdim. Sürekli canlı,cıvıl cıvıl ve hayat dolu bir bölge. Londra’nın kalbinin attığı yer diyebilirim sanırım. Burada bir çok turistik hediyelik eşyalar satan mağaza görebilirsiniz. Ancak bu mağazalara girince de insanın aklına oldukça ilginç düşünceler geliyor. Gördüklerimi sıralarsam eğer bunlar: anahtarlıklar,kartpostallar,şemsiyeler,kolyeler,biblolar,tshirtler,kazaklar,ünlü Londra underground amblemleri,yüzükler,bardaklar.. Buraya kadar gördüklerimin İstanbul’da da olduğunu varsayıyorum. Ancak burdan sonrası insana “Adamların para için yapmayacakları şey yok!” dedirtecek cinsten. Gördüğüm diğer “turistik” eşyalar şöyle:İngiltere bayraklı pantolonlar,iç çamaşırları,Royal Wedding fotoğraflı kondomlar,peçeteler ve dahası..
Geçtiğimiz aylarda gerçekleşen “Royal Wedding”in üzerinden zaman geçmesine rağmen hala düğünle alakalı eşyalar pazarlama açısından dükkan sahiplerine,İngiltere ekonomisine gelir kaynağı olurken turistlere ve kraliyet destekçilerine masraf oluyor. Bardaklara,posterlere,buzdolabı süslerine ve daha bir çok ürüne yapıştırılan kraliyet düğünü fotoğrafları muhtemelen daha uzunca bir süre bir çok dükkan sahibine gelir kaynağı olamaya devam edecek.
Greenwich gözlem evinin coğrafyadaki yerini bilenlerin akın ettiği Greenwich’den de söz etmek istiyorum. 2010 yılında Greenwich’e gidenler herhangi bir ücret ödemeden başlangıç meridyenini ve gözlem yapılan teleskopları görebiliyorlarmış. Ancak ben 2011 yazında Greenwich’e gittiğimde dah aönce ücretsiz olan unsurlar bu kez ücretlendirilmişti. Greenwich’e gelen insanlar da “ ne olacak canım görelim işte” dedikleri için yine İngiltere gelirini artırmış oldu.Bu gidişle her gün akın akın turist çeken ücretsiz müzeler de ücretlendirilirse şaşırmamak lazım.
Londra,Bromley’deki bir seyahat acentasının vitrininde inanılmaz bir ilan gördüm. Marmaris’e İngiltere’den her şey dahil seyahat(uçak bile!) 330£. Böyle bir fiyata Türkiye’de vatandaş asla tatil yapamazken nasıl oluyor da bir turist tatil yapabiliyor şaşırtıcı doğrusu.
Durup düşünmek gerek. Değer yargılarımızı,ekonomimizi gözden geçirmek gerek. Ancak şunu söyleyebilirim ki Türkiye iyi bir pazarlama stratejisi uygulayarak yalnızca tatil amaçlı ziyaret edilen bir ülke olmaktan çıkabilir. Tarihi açıdan eşi benzeri bulunmaz bir coğrafyaya sahip olan Türkiye diğer devletlerin kışkırtmasıyla oluşan iç karışıklıklardan arınarak ekonomisine odaklanarak Orta Doğu’daki birçok ülkeye örnek olabilir.